“Chloe, neler oluyor?”
Meda ağzı açık bize bakmaya devam ederken Dylan yaşadığı şoku atlatabilmişti.
“Evlenmek istiyorum.”
Meda ben daha fazla saçmalamadan araya girdi. “Chloe şu an iyi değil.”
Dylan başını sallayarak onu onayladı. “Onu fark ettim. Sorunun ne olduğunu öğrenmek istiyorum.”
Meda bir süre uyduracak bir yalan aradı. Dylan bunu fark etmese de ben en yakın arkadaşıma baktığında aklından neler geçtiğini anlayabiliyordum. Ama en sonunda benim için bir yalan uydurmaktan vazgeçmiş olacak ki “Ben sizi yalnız bırakayım,” deyip çıktı mutfaktan. Bu da Meda’nın ‘sen bunu hak ettin, şimdi kendi yalanını kendin uydurarak çek cezanı’ deme yoluydu.
“Chloe, neler oluyor?”
Dylan sorusunu tekrarladığında düşüncelerimden sıyrılarak ona baktım. Saçmaladığımı gerçekten fark ediyordum. Neyse ki Dylan benim söylediğim bu şeye heyecanla atlayacak aptal bir sevgili modeli değildi. Üç yılın ardından bir şeylerin ters gittiğini anında fark edebiliyordu. Eh, bu da bazen bir dezavantaj yaratıyordu tabi.
“Meda’yla kavga ettik.”
“Pekala, kavga ettiniz. Moralin bozuldu. Bunun bizim evliliğimizle ne alakası var?”
Bulduğum yalana sıçayım! Gerçekten, ne alakası var? Hiçbir alakası yok tabi.
“Bilmiyorum, onu kızdırmak istedim ve saçmaladım birden.”
“Sen böyle bir şeyi yapmazsın. Bana yalan söylersen bunu anlarım, Chloe.”
Derin bir nefes aldım. Başka ne diyebileceğimi bilmiyordum. Bir yalan daha uyduramaz ya da söylediğim yalanın peşine mantıklı açıklamalar getiremezdim. Bu yüzden sessiz kaldım.
“Bir şey söylemeyecek misin?” Dylan konuşmamı bir süre daha bekledi. Bir dakika kadar sonra derin bir nefes aldığını duydum. Muhtemelen elini yumruk yapmıştı, ne zaman bir şeye sinirlense kendini hep sıkardı. “Chloe, bir şeyler olmuş ve sen bunu benden saklıyorsun. Tanrı aşkına, konuşsana.”
Bir süre daha sessiz kaldım. Bu sefer kendimi konuşmaya hazırlıyordum. Sonunda başımı kaldırıp ona baktım. “Daha sonra konuşalım, Dylan.”
Bir şey söylemek için ağzını açtı ama sonra kapatıp ayaklandı. Bir şey demeden mutfaktan çıktığında daha az önce aldığım kararı yerine getirmekte ne kadar başarısız olduğumu fark ettim. Onu üzmüştüm.
“Böyle gidersen onu daha çok üzeceksin.”
Başımı kaldırıp Meda’ya baktım. Kapanan kapı sesinin ardından yanıma gelmişti.
“Sadece biraz kendimi toplamaya ihtiyacım var. Sonra her şey düzelecek.”
Ondan ‘hayır, düzelmeyecek’ demesini bekledim ama bana karşı çıkmadı. Muhtemelen karşı çıkmayacağı kadar berbat göründüğümdendir. Harap bir haldeydim.
Önümdeki on gün boyunca da hiçbir telefona cevap vermedim, bütün gün evde ruh gibi dolaştım.
-
Sabah uyandığımda hala aynı odadaydım. Ah, hayat çok zordu. Her gün lanet bir sabaha uyanmak çok zordu.
Bunları düşünen gerçekten ben miydim? Her zaman yaşama sevinciyle göğsü kabarmış, hayat dolu kıza ne yapmıştım? Aman Tanrım, gerçek kişiliğimin katili olmuştum ben!
“Günaydın, uykucu. Artık yataktan çık da hazırlan. Kahvaltıdan sonra alışverişe gidelim.”
“Meda…”
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Chloe
FanfictionHer şeyin yolunda gittiği bir hayatım var. Üniversitenin son yılındayım ve mezun olduğumda kendi paramı kazanmaya başlayacağım. Daha şimdiden kendime ait evim ve arabam var, ailem sağ olsun. Harika bir arkadaşa sahibim. Bir de beni her zaman anlaya...
