Final | As long as stars above you

3.2K 260 68
                                        

Eve gittiğimde uzun bir duş aldım. Bütün vücudumu duş jeliyle üç kez buluşturdum. Neden bu kadar çok kez? Bilmiyorum. Harry'yle seviştiğimiz için değildi tabi ki. Aksine elimde olsa onun öpücüklerinin izini ömrümün sonuna kadar bedenimde taşırdım. Ona aşıktım, artık bunu inkar edemezdim. Ama sadece fazla hızlı gidiyormuşuz gibi geliyordu. Belki saçma davranıyordum, bu olasılık yüksekti ama kafam öyle karışıktı ki, doğru kararı veremiyordum. Dün gece sarhoş olmasaydım eğer onunla öyle konuşma, onu öyle öpme, ona öyle dokunma cesaretini asla bulamazdım kendimde. İçim hala suçluluk duygusuyla kaplıydı çünkü.

Şimdi bunları düşünmek istemiyordum. Bornozuma sıkıca sarılıp çıktım banyodan. Dolabımın karşısına geçtiğimde en son alışverişe çıktığımda doğum günümde giymek için aldığım -Meda bana bir parti hazırlayacağını söylememişti ama ben hazırlıklı olmayı seçmiştim- elbiseyi çıkardım. Üzerime tutup aynada kendime baktım. Başımdaki havluyla elbisenin şıklığı fazlasıyla uyumsuzdu ama yine de güzel görünüyordum. Harry bu elbisenin içinde beni çok beğenirdi.

İç çekip hayatıma girmiş en şık elbiseyi yatağın üstüne bıraktım ve kurulanmaya başladım. İç çamaşırlarımın üzerine eşofman takımımı giydikten sonra da saçlarımı tarayıp kuruttum. Salona inip televizyonun karşısına kuruldum. Hiçbir şey düşünmemeye çalışarak film izlemek şu an yapılacak en iyi şeydi. Hatta o kadar iyi bir şeydi ki günün geri kalanında da film izleyecektim.

-

Ertesi sabah, karanlık televizyonun karşısındaki kanepemde uyandım. Gece yarısında izlemek üzere en son başlattığım filmi bitiremeden uyuyakalmış olmalıydım. Şu an filmin ismini bile hatırlamıyordum. Ayağa kalkıp gerindim. Sırtım ve boynum ağrıyordu ama neyse ki tutulmamışlardı, bütün gün acı falan çekmezdim herhalde. Banyoma gidip elimi yüzümü yıkadım, sonra da mutfağa geçtim. Kendime en güzelinden bir kahvaltı hazırlayacaktım. İştahım olmasa da masayı donatmaya kararlıydım, bugün benim doğum günümdü.

Aklımdakini de yaptım. Masayı öyle bir donattım ki bütün komşularımı eve çağırsam hepsi tıka basa doyardı. Tek başıma oturup etrafıma bakındım. Ağır ağır, küçük lokmalar alarak yemeye başladım. Yalnızlığım bir an beni korkutmuştu. Vücudumdan bir ürperti geçti, serin bir rüzgar gibi, titredim. Masayı toplamayıp salona gittim ve kendimi koltuğa attım. Eğer saçmalamamış olsaydım şu an Harry yanımda olurdu. Belki bu kocaman günü, benim doğum günümü, baş başa geçirirdik. Ah, ne güzel olurdu!

Kapalı televizyonun karşısında üşüdüğümden bir yastığa sıkıca sarılmış halde bir saat geçirdim. Telefonum iki kez çalmıştı. Ayrı ayrı hem annem hem de babam kutlamıştı doğum günümü. Konuşmalarımız kısa sürmüştü, çünkü onlar lafı uzatmaya çalışsa da ben mükemmel bir başarı göstererek hepsini kısa kestim. Çabam takdire şayandı gerçekten ama tek başıma olduğumdan içimden kendi kendimi tebrik ettim. Bir an ağzımı açıp kendimi yüksek sesle kutlayacak olmuştum ama aldığım nefes sesi bile beni korkutmuştu. Sanırım psikolojik olarak hızlı bir çöküşe geçmiştim. Bu ruh halinin başka bir açıklaması olamazdı. Bir haftaya kalmadan Meda beni ziyaret etmek istediğinde evime değil; akıl hastanesindeki odama gelecekti. Ben yattığım yatağa hem el hem ayak bileklerimden bağlı halde konuşacaktım onunla.

Bu düşüncelerle evdeki yalnızlığımdan daha da korkar hale gelmiştim gündüz gündüz. Tanrı aşkına, bugün benim doğum günümdü! Neden kimse aramıyordu? Meda hangi cehennemdeydi?! Bütün çocuklar doğum günüm olduğunu öğrenmişlerdi, neden biri bile beni aramıyordu?

Ah, tabi ya, ben Harry'yi üzmüştüm. Beni görmek bile istemiyor olmalıydılar. Biri Meda'yı öyle üzse bir daha suratına bakmazdım ben de, onlara da hak vermem lazım.

ChloeBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin