I Want You To Know, Freckled.

3.1K 159 31
                                        

Arkasında kalakalmıştım. Yaklaşık beş dakika boyunca orda öylece dikildim. Sinirlenmiştim. Çünkü onun yanında kendimi kontrol edemiyordum ve böylesine güçsüz olmak hiç hoşuma gitmiyordu. Bu hale beni o soktuğu için de ister istemez onu suçluyordum.

Meda içeri girdiğinde ona kaşlarımı çatarak baktım.

“Onu buraya sen mi çağırdın? Arkamdan iş mi çeviriyorsunuz beraber?” Meda ve Harry hep yakın arkadaş olmuşlardı zaten. Şimdi onu da kapıda öyle görünce beraber düzenlediklerini düşündüğüm için kimse beni suçlayamazdı herhalde.

“O buraya geldi. Ben de sadece siz içerideyken başka birinin daha gelmesine engel oldum.”

Bir süre sessiz kalıp sinirlerimin yatışmasını beklemiştim ki işe yaramıştı. Meda’ya kızmayacaktım. Derin bir nefes alıp sakin sakin konuşmaya başladım.

“Oyun işi bitti, Meda. Yani başlar başlamaz bunun bir hata olduğunu anladım. Kimseye faydası olmayacak bir şeydi sonuçta. Yani Harry’yle bizi bir araya getirmek için bir şey yapmana gerek yok. Bir araya getirmek derken bizi yalnız bırakmandan falan bahsediyorum.”

“Chloe.” Meda benim bütün söylerim saçmalıkmış gibi gözlerini devirdi. “Harry oyun falan oynamıyor.”

“Bana yaptıklarını görseydin böyle demezdin.” Söyler söylemez de bu cümlenin ağzımdan çıkmasına izin verdiğim için pişman olmuştum. Bunu kimseye anlatmama gerek yoktu. Çünkü utanç vericiydi. Nişanlıydım ama Harry’nin bana o kadar yaklaşmasına izin vermiştim.

Tanrım, beni öpse gıgım çıkmayacaktı!

“Ne yaptı?”

Ağzımı ‘sonra anlatırım’ demek için açtım ama Meda kaşlarını öyle bir çattı ki anlatmazsam buradan çıkamayacağımızı yüksek sesle söylemesine gerek kalmadı. Ben de ona olan her şeyi, en ince detayına kadar anlattım.

“Keşke öpüşseydiniz.”

“Meda! Tanrı aşkına! Ben nişanlıyım.”

“Nişanlı olduğunu söyleyip duruyorsun ama şu anda öyle olmamak için yanıp tutuştuğunu biliyorum.”

“Ben halimden gayet memnunum,” dedim ona diklenircesine.

Meda gözlerini devirdi. “O kadar inatçısın ki Harry’ye gidip seninle başa çıkılmayacağını uzun uzun anlatmak istiyorum.”

Birden, kesinlikle nedenini anlamamıştım, gözlerim korkuyla büyüdü. Böyle bir şey yapmasını istemiyordum. Harry’ye bir kez daha rezil olmayı istemiyordum. Bu gece olanlardan sonra onun yanında ekstra güçlü durmaya ihtiyacım vardı.

“Korkma, anlatmayacağım.” Meda yüzüme bakarken sırıtıyordu. Belli ki halimden zevk alıyordu. Oflayıp aynaya döndüm ve çantamı karıştırıp makyaj malzemelerimi çıkardım. Rujumu ve kalemimi tazelerken ona bakmadım çünkü hala sırıttığını biliyordum.

İşim bitince ona doğru döndüm ama doğrudan yüzüne bakmıyordum. Hala sırıtıyor olması sinirlerimi bozuyordu.

“Hadi geri dönelim.”

İçeri geri giderken Dylan’ın bir şey sormamasını umdum. Çünkü ne cevap vereceğimi bilemiyordum. Size defalarca da söyledim yalan söyleme konusunda ne kadar berbat olduğumu, hatta siz de şahit oldunuz buna.

Masada herkes beraberdi. Gözümün takıldığı şeyse Dylan ve Harry’nin yan yana olmasıydı, üstelik bir şey konuşuyorlardı. Harry beni gördüğünde başını kaldırıp nazikçe gülümsedi. Sırıtmamak için içten dudaklarını ısırdığını fark edebiliyordum, daha doğrusu hissediyordum ama o gamzeleriyle bunu saklamakta zorlanmıyordu. Durumdan rahatsız olsam da aralarına girmek yerine Dylan’ın diğer tarafına geçtim. Harry’yle yakın olmak istemiyordum. Hem burada Louis’yle sohbet de edebilirdim.

ChloeBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin