I Don't Think That Luck Can Help Me

2.7K 162 72
                                        

“When he opens his arms and holds you close tonight (Bu gece o kollarını açıp seni sımsıkı kucakladığında)

It just won’t feel right (Bu doğru hissettirmeyecek)

‘Cause he can love you more than this, yeah (Çünkü seni bundan daha çok sevebilirim, evet)

When he lays you down (Seni yatırdığında)

He might just die inside (İçten içe ölebilirim)

It just don’t feel right (Bu doğru hissettirmiyor)

‘Cause Harry can love you more than this (Çünkü seni bundan daha çok sevebilirim)

Can love you more than this (Bundan daha çok sevebilirim)”

Liam şarkı sözlerini değiştirmişti. Bunu fark etmiştim ve sadece daha fazla ağlamama neden olmuştu. Artık hıçkırıklarıma sahip çıkamıyordum.

Harry karşıma geçtiğinde aynı nakaratı bir kere daha söyledi. Karşımda diz çöküp yüzlerimizi aynı hizaya getirmişti. O söylemeyi bitirdiğinde ayağa kalktım. Harry de kalktı ama ona başımı iki yana sallayarak karşılık verdim. Buradan hemen uzaklaşmam gerekiyordu.

Kolumu tutup beni durdurdu.

“Chloe…”

“Hayır, konuşma. Konuşma, Harry. Sen sadece her şeyi mahvediyorsun.”

Meda bana yardım etmese muhtemelen titreyen bacaklarımla yürüyemeyecektim. Ama Dylan’ı bulmam gerekiyordu, buradan ve özellikle ondan uzaklaşmam gerekiyordu. Ona bir açıklama borçluydum, nasıl bir açıklama olacağını bilmesem de.

Sonunda Dylan’ı koridorda bir o tarafa bir bu tarafa dolanırken buldum. Meda’ya baktığımda kolumdan çıkıp yanımdan uzaklaştı.

“Dylan…”

“Onunla aranda ne var?”

“Bir- bir şey yok.”

Dylan yanıma gelip kolumu tuttu. Sıkıyordu, ilk defa benim canımı acıtıyordu.

“Chloe, bana doğruyu söyle. Onunla aranda ne var?”

Başımı öne eğdim. Bu soruya nasıl bir cevap verebileceğimi bilmiyordum. Ne diyecektim ki sahiden? Hiçbir şey yok mu? Var gibiydi. Ama ne vardı? Sevgili olmamıştık, resmi bir şekilde Dylan’ı aldatmamıştım ama Harry beni öpmüştü. Aslında bu da resmi olarak onu aldattığımı gösteriyordu çünkü ben de Harry’ye karşılık vermiştim.

“O gece bunu fark etmiştim. Lanet olsun. Sen lavaboya gittiğinde arkandan gelmişti, uzun bir süre ikiniz de yoktunuz. Tanrım. Chloe, bunu yapmış olamazsın.”

Onun aklına gelen düşünceler sanki benim aklıma da sızıyordu. Son cümleyi duyunca irkildim. Harry’yle o arada seviştiğimizi düşünüyordu. Aman Tanrım!

“Hayır!” diye bağırdım. Ciyakladım desem daha doğru olurdu hatta. “Hayır, Tanrım. Hayır, Dylan. Biz Harry’yle sevgili falan değildik. Öyle bir şey yoktu.”

“O zaman ne var aranızda, Chloe? Anlatsana. Gerçekleri duymak istiyorum.”

Şu an fark ettiğim tekrar ağlamaya başlamış olduğumdu. Gözyaşlarım yanaklarımdan süzülürken artık beni gıdıklamıyorlardı. Yanaklarım hiç kurumamıştı çünkü.

“Ağlama, Chloe. Ağlamana dayanamıyorum.”

“Dylan, özür dilerim. Çok özür dilerim. Ben bir şey yapmadım.”

“O mu bir şey yaptı? Sana bir şey mi yaptı?”

Başımı iki yana salladım hızlıca. Konuştukça daha da batmak dedikleri bu olsa gerekti çünkü şu an tam anlamıyla bu eylemi gerçekleştiriyordum. 21 yıllık hayatım boyunca hiç böylesine utanç verici bir anım olmamıştı. Kendimden nefret ediyordum, beni bu hale soktuğu için Harry’den nefret ediyordum.

ChloeBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin