Bir hafta içinde normal hayatıma bir türlü dönememiştim. Üniversiteyi bitirmek için yaz okuluna kaldığım dersleri vermem gerekiyordu. Ders çalışmaya kafamı dağıtmak için odaklanmıştım ancak tamamen işe yaradığını söyleyemeyecektim. Harry hakkında düşünmesem de Dylan hakkındaki düşüncelerime bir son veremiyordum. Kendimi sorgulayıp duruyordum. Onunla tanıştığımdan beri hayatımda nelerin değiştiğini, onu gördüğümde neler hissettiğimi ve özellikle hissetmediğimi, onu ne kadar ve nasıl sevdiğimi…
Sınavlara yeterince çalışmadığımı Dylan’a anlatamadım, sonunda bugün beni dışarı çıkmak için ikna etmişti.
Şimdi buluşmuş, bir kafede soğuk kahvelerimizi yudumluyorduk.
“Davette çok eğlendin mi?”
Kahve genzime kaçınca deli gibi öksürmeye başladım. Kaşlarını çatıp bana bir bardak su uzattı. Elimi sımsıkı tutmuştu.
“İyi misin?”
Evet, evet, gerçekten harikayım. Bir haftadır aklıma getirmemeye çalıştığım o gecenin, Harry Styles’ın, ve o geceye dair bütün güzel anıların beynime hücum etmesini sağlamıştı. Ne iyiliğinden bahsediyordu şimdi Tanrı aşkına?!
“Evet, iyiyim. Teşekkürler.”
Belki sorusuna cevap vermekten böylece yırtmış olurum sanıyordum ancak Dylan sorusunu yenileyince derin bir nefes alıp zoraki gülümsedim.
“Evet, Meda’yla gerçekten çok eğlendik. Güzel bir geceydi.”
Dylan’ı seviyordum. Üç yıldır beraberdik. Şu ana kadar bir sevgilide aradığım bütün özellikleri bana vermişti. Ne zaman ihtiyacım olsa yanıma koşuyordu, beni her zaman dinliyordu. Ona çok güveniyordum, o da bana çok güveniyordu. Beni seviyordu.
Ama ben bir sevgilide en önemli şeyleri aramayı unutmuştum sanırım. Aşkı.
Dylan’a hiç aşık olduğumu düşünmemiştim. Ona defalarca kez ‘Seni seviyorum’ dedim ama bir kez bile ‘Sana aşığım’ cümlesini fısıldamadım.
Tanrım, neler saçmalıyorum ben? Ne diye düşünüyorum böyle şeyleri? Ne önemi var sanki? Dylan muhtemelen benim evleneceğim erkekti. Ailem de onu çok seviyordu üstelik. Ben de onun ailesiyle tanışmıştım.
“Chloe, bu akşam dışarı çıkalım? Ne dersin, bir bara falan gideriz? Andromeda’ya da haber ver istersen.”
“Çalışmam lazım, Dylan. Daha sonra yapsak olmaz mı?”
“Bir haftadır hiç dışarı çıkmadın. Yanına gelmem için beni bile aramadın üstelik. Ara vermeye ihtiyacın var.”
-
Doğru tahmin. Dylan beni ikna etmeye çalışırken Meda’ya da mesaj atmış, böylece tekliflerini defalarca reddetsem de –hatta sonlara doğru kibarlıktan oldukça uzaklaşmıştım- beni dinlemediler. Şu an barda oturmuş votkalarımızı yudumluyorduk. Saat daha erken olduğundan içerisi pek kalabalık değildi ve şarkılar da hareketlenmemişti.
Rahat oturabildiğim için giydiğim pantolona adeta şükrediyordum. Bir de buraya gelmeden önce hazırlanırken oldukça iyi vakit geçirmiştim. Süslendikçe kendimi kesinlikle çok daha iyi hissediyordum. Böyle hissetmediğini iddia eden hangi kıza güvenebilirsiniz ki?
“Şimdi olmak zorunda mı?”
Dylan’ın sinirle yükselen sesini duyduğumda düşüncelerimden sıyrılıp ona döndüm.
“Tamam. Geliyorum.”
“Neler oluyor?”
“Üzgünüm, tatlım ama gitmek zorundayım. Şirketten aradılar. Erteleyemiyorlarmış.”
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Chloe
Hayran KurguHer şeyin yolunda gittiği bir hayatım var. Üniversitenin son yılındayım ve mezun olduğumda kendi paramı kazanmaya başlayacağım. Daha şimdiden kendime ait evim ve arabam var, ailem sağ olsun. Harika bir arkadaşa sahibim. Bir de beni her zaman anlaya...
