Bölüm 5

1.5K 55 3
                                        

     BÖLÜM 5..

        Klaus bu sabah uyandığında mutluluğun ne olduğunu biliyordu. Kızı yanındaydı. Başını koyduğu yastıkta hala Caroline'nın kokusu vardı. ' Keşke kendisi de burada olsa ' diye düşündü. Yanında uyuyan kızına baktı. O'nu uyandırmamaya çalışarak yataktan kalkıp aşşağı indi. Kendisine bir bardak viski doldurdu ve uzaklara daldı. Caroline O'nunla kalmamıştı ve biliyordu ki savaş bittiğinde O'da gidicekti. Caroline'a olan duygularını düşündü. Caroline O'nun ışığıydı. Karanlıkta kalmış hayatında bir parça ışık. Erken uyandığı için mutluydu. Bu evi özlemişti. 

     Merdivenlerden ağır adımlarla yukarı çıktı. Resim atölyesine gidiyordu. Kapıyı açtı. Kapının ardından gelen sanatın kokusu ruhunu doldurdu. Son yaptığı resim önündeydi. Caroline'ı çizmişti. Güneş gibi parlak saçlarını sevimli küçük burnunu ve derin mavi gözlerini. İçinde her seferinde kaybolduğu gözlerini. Ruhundan gözlerine yansıyan iyiliği...  

      Tekrar çizmek istiyordu. Minik sevgilisini tekrar tekrar kendi kalbinde gördüğü gibi çizmek istiyordu. Yeni bir tuval aldı. Minik fırça darbeleriyle pembe dudaklarını çizdi önce. Yüzündeki her bir detayı ezbere biliyordu. Kalbi ellerini yönetmeyi çok iyi biliyordu. O'na yol gösteriyordu. Güneşi kıskandıran sarı saçlarını çizerken içine dolan aşkı ve huzuru anlatmak için bir renk arıyordu. Tuvale bakıp henüz bitmemiş resimdeki kadına bir kes daha aşık olurken viskisinden bir yudum daha aldı. Gözlerini çiziyordu. Buna uygun maviyi bulmak çok zordu. Caroline'ın gözlerindeki ışığı iyiliği yansıtacak resmi o tutkuyu hissetirecek renkleri özenle karıştırdı. Biraz lacivertin içine açık mavi ekledi. Beyazla gölgelendirdi. O'nu derinden etkileyen minik siyah noktaları yerleştirdi. Teninin rengini düşündü. Açık bir renk seçti ve gözlerinin önüne Caroline'ın utandığında büründüğü o masum renk belirdi. Pembenin çok uçlarında bir tondu. Yanaklarına hafif pembelik katarken gülümsüyordu. 

    Resmi henüz bitirmemişti. Ancak evdekilerin yavaş yavaş uyandığını anlamıştı. Resmini yarım bıraktı ve aşşağı indi. İlk uyanan Caroline olmuştu. Dolaptan bir kan torbası çıkarıp içerken Klaus'un gözlerini üzerinde hissediyordu. Bütün gece yan O'dada Klaus'un olduğunu düşününce uyuyamamıştı. Klaus her zamanki gibi Caroline'a sataşmaya başlamıştı. Buna bayılıyordu. Caroline'ın dik kafalılığına hayrandı. İnadına...

K. Günaydın aşkım. Yüzünde yine aynı gülümseme vardı. En kötü anında bile Caroline'ı gülümseten gülümseme. Direk kalbinden vuran

C. Şöyle söylemeyi kesmelisin Klaus.. 

K. Peki.. Bu gün için hazır mısın? Caroline savaş için hazırdı ancak bu kadar çabuk olmasını beklemiyordu daha geleli bir gün bile olmamıştı. Korkuyordu ama bunu kimseye belli etmeye niyeti yoktu.

C. Bu kadar çabuk mu?

K. Sana şehri gezdirmek istiyorum. Dedi Klaus. Caroline yanlış anladığı için utanmıştı. 

C. Peki olur. Birazdan çıkarız. Dedi. Aslında heycanlanmıştı. Gülümsüyordu. Bu heycanını saklamak çok zordu. 

     Klaus koltuğa ilerledi ve oturdu. Caroline'ı izlemeye devam ediyordu. Güneşin teninde nasıl parladığına inanamıyordu. Kokusunun bu derece etkileyici olmasına.. Bu sırada merdivenlerden inen Candice Sessizliği bozdu.  Babasına gitti ve yanağına minik bir öpücük kondurdu. 

The Original Love..Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin