Bölüm 16

995 45 0
                                        

              BÖLÜM 16..

       Sabahın ilk ışıkları ile gözlerini açan Candice güne mutlu başlamıştı. Annesi yerine koyduğu Caroline ikinci kes ve çok uzun bir aradan sonra geri gelmişti. Belkide eski günlere geri dönmek için bir yol bulunabilirdi. Babasının sevdiği bu kadından neden uzak durduğunu bir türlü anlayamıyordu. Belki de daha önce aşık olmadığı için bunun ne kadar acıttığının farkına varamamıştı. Usulca yataktan kalktı ve üzerine birşeyler giyinip Caroline için kahvaltı hazırlattı.

      Klaus dün gece eve gelmemişti. Caroline'a söyledikleri için pişmandı. Tabiki de O'nu bu dünyadaki herşeyden çok seviyordu. Kendi kızından bile fazla ancak kalbinin bu kadar acıya dayanması mümkün değildi. O'na yeniden bağlanamazdı. Kafasını toparlamak için bütün gece dalgaların sesini dinledi. Lanet olsun ki Denizin fırtınalı rengi yüzünden Caroline'nın yaşlı gözlerini aklından çıkaramıyordu. İçindeki fırtına genç kadının gözlerinden sevdiği adamın kalbine akmıştı. 

      Candice Caroline'nın odasına doğru yürürken Rebekah ile karşılaşmıştı. Rebekah oldukça farklı görünüyordu. Döndüğünden beri düzgünce konuşamamışlardı. Belkide bugün kızlar günü yapabilirlerdi. Bunu Klaus Kurutulmuşken bir kere yapmışlardı. Carolinee'nın söylediğine göre yaptıkları şey buydu en azından. 

Can: Günaydın Rebekah. . 

R. Günaydın tatlım.

Can: Bugün kızlar günü yapsak ikinizide çok özledim.  Rebekah bu sözler üzerine şaşırmıştı. Aslında bu iyi bir fikir olabilirdi hem Caroline'nında buna ihtiyacı vardı. 

R. Olabilir Caroline ile konuşmamız lazım ve biraz işlerim var sana haber veririm .. Dedi Rebekah. 

        Rebekah'da Caroline'nın dönmesine sevinmişti ancak Klaus'un böyle bir tepkiyle karşılayacağını hiç düşünmemişti. Sanki o gün tek gördüğü Caroline'dı kendiside uyanmıştı ama abisinin bunun farkında olup olmadığını bilmiyordu. Ve şu çocuk. Jim.. O'nunla uğraşmak eğlenceli olabilirdi. Adımlarını Jim'in odasına doğru çevirdi. Kapıyı hiç beklemeden sert bir şekilde açtı. 

R. Hala uyuyo musun? Tanrım.. 

    Jim oldukça şaşkındı.. Bu sarışında nerden çıkmıştı sabah sabah? Başını baş ucundaki saate çevirdi. 

J. Saat sabahın sekizi.. Diye söylendi.   

      Rebekah'nın bakışları Jim'in üzerinde dolaştı. Üzerindeki siyah tişört'ün üzerinden kaslarının hareketlerini seçebiliyordu. Kahverengi saçları dağılmış oldukça tatlı bir görünüm sağlamıştı. Mavi gözleri uyku ile parlıyordu. Burnuna harika bir tarçın kokusu gelmişti. Boğazını temizledi ve tooparlandığını umarak konuştu.

R. Abim nerde ? 

J. Eminim senden saklanıyordur. Dedi Jim.. Rebekah sinirleniyordu. Kendisi ile kimsenin böyle konuşmasına izin veremezdi. 

R. Kapa çeneni beyinsiz O'nu görürsen beni bulmasını söyle. Dedi ve son bir bakış attıktan sonra arkasını dönüp odayı terk etti. 

           Klaus sonunda eve dönmüştü. Caroline'nın uyuduğu odanın önünden geçerken kapının açık olduğunu fark etti. Sevdiği kadın beyaz nevresim takımları içinde solmuş yaralı bir meleğe benziyordu. Yavaşca yatağa yaklaştı. O'nu uyandırmak istemiyordu. Düzenli kalp atışlarını dinledi bir süre. Gözleri yanaklarında kurumuş gözyaşlarına takıldı. Bütün gece ağlamıştı. Sevdiği kadının solgun yüzünü okşadı. Gözleri doluyordu. Bu kadar narin olmasaydı belkide yeniden birlikte olabilirlerdi ama artık herşey daha zordu. Caroline daha kolay incinebilirdi ve belkide en çokta kendisi incitmişti sevdiği kadını.. Bu düşüncelerden yaklaşan ayak sesleri tarafından uzaklaştırıldı. Kendisini odanın bir köşesine attı ve gizlendi. Burada görünmek istemiyordu..

The Original Love..Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin