BÖLÜM 6..
Klaus atölyesini toparlıyordu. Burayı dağıttığı için kendisine kızgındı. Caroline olmasa kendisini kaybedebilir çocuğunun annesini öldürebilirdi. Bu düşünce ile titremişti. Caroline yanından ayrılalı yaklaşık olarak sadece üç saat kadar olmuştu. O yanında olmadığında kendini kaybolmuş hissediyordu. Caroline'sız hayat sanki boşlukta sürüklenmek gibiydi. Güneşin hiç doğmadığı bir gezegene hapsolmak gibi Caroline O'nun için canavarı sevgisi ve şevkati ile besleyen bir dayanak noktası gibiydi. Karanlık çekilmez olduğunda hep yanında olmuştu. Birbirlerini sonsuza kadar koruyup kollayabiliyorlardı ve bunu başlarda farkında olmadan yapıyorlardı. Aralarındaki şey sevgi ve aşk gibi en güçlü insan duygularının bile üzerindeydi.
Rebekah endişelenmeye başlamıştı. Caroline hala dönmemişti. Diğerleri de. O'nu tek başına göndermekle doğru olanı mı yapmıştı acaba. ' Alışverişe takılmıştır sonuçta O Caroline ' diye düşündü. Kendini televizyonun karşısındaki koltuğa bırakmıştı. Dikkatini Merdivenlerden inen Klaus dağıttı.
Klaus evin içinde şöyle bir göz gezdirdi. Rebekah'dan başka kimse yoktu. Caroline O'nu bu kadar çabuk mu bırakmıştı. Gitmiş miydi? Bu düşünceyle içinde bir şeylerin öldüğüne yemin edebilirdi. Hemen aklına en kötüsünü getirmek konusunda çok becerikliydi. Rebekah'ya döndü.
K. Herkes nerde Bekah ? Aslında umrunda olan tek kişi Caroline'dı. Bunu direk sormak kendisine yakışmazdı. Sonuçta o duygusuz acımasız ölümsüz melezdi. Herkes böyle düşünüyordu.
R. Cami'deler.. Dedi. Rebekah.
K. Neden herkesin Cami'de olduğunu açıklamak ister misin kardeşim.. Dedi Klaus sinirlenmeye başlamıştı ve Rebekah bunu Klaus'un bu alaycı sözlerinden anlayabiliyordu. Rebekah cevap vermeye hazırlanıyordu ki telefon çaldı.
Klaus bakmasını işaret etti. Rebekah'nın içinde korku tohumları yeşeriyordu. Gözleri telefonun ekranına kaydı. Arayan Stefandı. Telefonu açıp kulağına götürdüğünde şaşkındı. Telefondaki Matt'ti.Stefan Rebekah'nın Matt'e daha az kızacağını biliyordu. Rebekah heycanlandı. Bu heycan korkuy ve endişenin verdiği bir heyecandı. Matt O'nu aramazdı. Bunu ne kadar istese de yapmazdı. Klaus konuşmaları dinliyordu.
M. Rebekah şey..
R. Sorun ne Matt.
M. Caroline ve Candice'ın evde olma ihtimali var mı ? Bunu duyduğu anda Klaus'un yüzündeki gülümse yerini korkuya bırakmıştı. Sakin olmaya çalışıyordu. Bu imkansıza yakın birşeydi. Dinlemeye devam etmesi için Derin nefesler alması gerekti.
Rebekah korkuyordu. Hemde çok korkuyordu. Klaus karşısında sabırsızca kıpırdanıyor resmen burnundan soluyordu.
R. Hayır alışverişe takılmışlardır. Dedi Rebekah.. Böyle olmasını umuyordu. Aksini aklına getirmek bile kanının çekilmesine sebep oluyordu.
M. Aslında sanmıyorum Reb. Biz.. Saldırıya uğradık eve geliyoruz. Bonnie yer bulma büyüsü yapabilir. Dedi Mat ve telefon kapandı.
Rebekah abisinin yüzüne bakmaya korkuyordu. Dinlediğinden emindi. Telefonu kulağından indirirken gözleri dolmuştu. Klaus çıldırmak üzereydi. Kızı , Kendi kanı ve Caroline, hayatının ışığı ikiside kayıptı. Klaus Caroline'nın telefonunu arka arkaya arıyordu. Ancak diğerleri gibi O'na bir türlü ulaşamıyordu. Rebekah'nın üstüne gitmenin anlamsız olucağını biliyordu. Bunu Marcel'den başkası yapmış olamazdı. O fareyi geberticekti. Caroline'a birşey olma düşüncesi yetmezmiş gibi birde endişelenmesi gereken bir kızı vardı. Kalbinin parça parça ayrıldığını hissediyordu. Bin yıllık hayatında böyle bir korku yaşamamıştı. Korkusu ve öfkesi elle tutulabilecek durumdaydı. Boğazına düğümlenen hava kütlesi ağırlık olarak geliyor ciğerleri nefes alma konusunda yardımcı olmuyordu. Nefes almak anlamsız geliyordu. Kalbi atmayı bırakmış gibiydi. Kapı açıldığı anda Klaus ve Rebekah kapıya doğru döndü.
