Tessadüflere inanırım.

57 5 0
                                    

   "Gerçek keşif eylemi yeni topraklar bulmakla değil de,yeni bir gözle bakmakla ilgilidir."Evet keşfimi aramaya çıktığım yolda yeni şeyler öğrenmek ya da bilmekle değil de, bu sefer gezeceğim ve bulacağım yerleri, yeni gözle bakmakla meşgulüm. Herzamankinden farklı bir bakış açısıyla bakıyorum. Ve bu bakış açısının beni hiç yanıltmayacağı düşünüyorum. Günlerim hep keyfli ve eğlenceli geçmeye başladı. Merve bana bir farklı geldi. Hayatımda tanıdığım. En iyi kız diyebilirim. Arkadaşlık böyle birşey olsa gerek. Hergün beraberiz. Dışarıya beraber cıkar, yemek beraber yeriz. Alışverişe çıkar gülerek, eğlenerek eve dönere olduk. Artık hiçbirşey bana acı vermiyor. Çünkü hayatım da ilk defa arkadaşım oldu. Ve ilk defa kendimi mutlu ve huzurlu hissediyorum.
       Bir haftalık süremin bugün son günündeyim. Annemin şimdiye kadar araması gerekiyordu. Belkide unutmuştu. Bilmiyorum. Armasını da istemiyorum zaten. Pazar günü olduğu için bugün geç uyanmıştım. Keyfimle yataktan kalkıp. Kahvaltı mı yaptıktan sonra, evi topladım, düzde olan eşyaları yerlerine yerleştirdim. İşim bitmişti. Salona geçtim, kanepeye yayıldım, ayaklarımı uzatarak önümdeki kahve tonlarındaki siyah çizgili masanın üzerine koydum. Telefonumu elime alarak saate baktım. Saat  onbir buçuk olmuştu. Kanepenin arasına geceden koyduğum, mor renkli  kullaklığımı alarak. Telefonuma taktım. Biraz müzik dinlemek bana iyi gelecek, kulaklığı kulağıma takmamla telefonumün üzerine annem yazısı gelince duraksadım biran. Unutmamıstı.
   " Dönüyor musun? Dedi." Hayır dedim. "neden?"diye sorduğunda, verdiğim cevap; "Ben ilk defa kendimi iyi ve güvende hissediyorum. Ve bunu bilmeni istiyorum. İlk defa yakın bir arkadaşım oldu. Senin bahsettiğin gibi değil, insanlar. Dedim. " Küstah artık başına geleceklerin sorumlusu değilim, bunu bil. " deyip telefonu suratıma kapadı. Bu belkide tehditti. İçimde bir şüphe oluşmuştu istemeden. İlk defa başına geleceklerin sorumlusu değilim. Diye bir cümle kullanmıştı.
      **************
        Merveyle pastanenin üst katındaki, lokantaya girdik. Üzgün olduğumu yorgun olan gözlerimden ve halimden anlamıştı. "Neyin var? diye sorduğunda," yok birşeyim dedim." İyi değilsen kendini kötü hissediyorsan dışarıya sakin, bir  yere gidebiliriz."  Gerek yok. Benim haliimden anlayan Merveydi. Uzun bir süre ikimizde konuşmadık. Masada öylece oturmuştuk. Bian Merve'nin konuşmasıyla, başımı kaldırıp merveye baktım.
" Neye üzüldüğünü bilmiyorum. Hiçbirşey seni kolay kolay üzemez. Ancak, aile meselelerinde insan çok üzülür. Aileden değerli başka birşey var mı? Bu hayatta, Onlar bizim, ne üzülmemizi ne de sıkıntıda olmamızı ister. Her zaman yanımızdadırlar. Eğer onlar sıkıntıdaysa, hastalarsa, bu sefer bizim onların yanlarında olmamız gerekir. Bu bizim sorumluluğumuz degil görevimizdir. Ailene dair kötü bir haber aldıysan senin herzaman yanındayım. "
       Keşke tüm sorun böyle olsaydı. Yanımda bulunsalardı. Bende bütün görevimi yerine getirirdim. Tam tersi beni istemeyen bir ailem vardı. Beni mutsuz eden mutlu olmamı istemeyen. Zaten ailemdi. Keşke herşeyim farklı olsaydı. Belki bu kadar zengin bir ailenin kızı olmasaydım. Mervenin ailesi gibi huzurlu bir ailem olurdu. Ama yok benim serüvenim farklı, ömrüm boyunca sıkıntılar için de sürünüp gidecem.
       Merveyle yemek yedikten sonra ikimiz de hesabı ödemek için yerimizden kalktık. Merve ısrarla ödemek isteyeceğini  söyledi. Benim hesabı ödememe izin vermedi.  Merve kasaya doğru yönelirken ben de masada ki! Eşyalarımızı toplayıp çantaya koydum. Sandalyeyi arkaya doğru ittim. Arkamı döndüm ve yine o günkü yakışıklı beyle göz göze geldik. İkimiz de birbirimize baktık. Bu kadar da tesadüf olamazdı. Her yerde karşımdaydı. Ben mi? Çok sakardım, yoksa o mu? Bilmiyirum. Sinirli bakış atarak,sizinle karşılaşmak zorunda mıyım. Sinirlerimi bozmak zorunda mısınız? Daha sözlerimi tamamlamdan sözümü kesti.
   – Siz kimsiniz? Acaba. Benimle böyle rahat konuşabiliyorsunuz.
     — Gerçekten kim olduğumu merak ediyor musunuz?
   – Evet ediyorum.
     Tam Asil kız Ceyda Ateş diyecektim. Mervenin bana seslenmesiyle arkama dönüp bakmadan  Mervenin yanına gittim.
      Eve vardığım da gün kararmıştı. Kapıyı açmak için çantam dan anahtarı çıkardım. Kapı açılmadı, tekrar denedim kapı yine açıpmadı. Büyük bir sıkıntıyla yine inledim. Ve offf diye bağırdım. O sıra da ev sahibi geldi. Malesef artık burada oturamazsınız. Çıkarıldınız. Nasıl olur dediğimde,  emir büyük yerden dedi. Bu sefer anlamıştım. Herşey üst üste gelmişti artık. Ne yapacağımı bilmiyorum artık. Ev sahibi kapıyı açarak içerde olan eşyalarımı toplamamı istedi. İçeriye girdim. Kıyafetlerimi ve değerli olan birkaç eşyamı alıp bavula koydum. Evden çıkarken son bir kez baktım. Nerdeyse yılllarım geçmişti sanki bu evde. Tam üç yıl bu ev beni tanıdı yeşadığım herşeyi gördü. Şahit oldu herşeye. Ve ben şuan sırdaşım olan ve belki de beni tek anlayan kişiyi bırakıyorum. Zorunda kalıyorum. Bavulumu alıp evden çıktım. Akşam karanlığında, dışarıya kovuldum.  Yollara düştüm. Cafeye gitmeye karar verdim. Cafeye varıdığımda kapanmıştı. Gerçekten kalacak yerim şuan yok. Gecenin bu vaktinde. Merveyi de bu saate rahatsız edemem. Zaten evde yoktur büyük ihtimale bu gece hastanede yatan babasının yanındadır.   Oraya da hiç gidemem. Yola koyulup otel aramaya başladım. Yakında bir yerde uygun bir otel görüp içeriye girdim. Boş oda var mı? Evet. Zaten tek bir gece kalacam burda. Eşyalarımla üçüncü kattaki sol odaya geçtim. Hemen pencerenin kenarındaki baza da uzandım gerçekten dinlenmem lazımdı.
      Her insan yaşamak için doğar. Ben ise hayata tutunmak için doğdum. Doğuşum ölüm gibi ,yaşayışım çile gibi her günüm her saatim, aklıma gelmeyecek kötü şeylerle sorunlarla dolu , nerye baksam hep karmaşık çözülmesi zor bil yol, Bana kolay gelen birşey olsa bile ondan da zor engelller çıkıyor. Yine iki ayak üstüne düşüyorum. Bazen düşünüyorum da yetim veya kimsesiz olsaydım. Bu kadar çekmezdim. Ailem beni istemiyor. Belki bunları başkalarına anlatsam bana inanmazlar, yalan söylediğimi düşünürler onla da kalmazlar dalaga geçerler. Ailem için ne olarak görünüyrum gözlerinde onu bile bilmiyorum. Onların hayatını mahfediyormuşum. Onlar için uğursuzmuşum. Annemi söylemiyorum bile, gerçekten bu ailenin kızı olduğuma bile bazen inanmıyorum. Kin ve nefretleri baya büyümüş. Benim İstanbula dönmemi istiyorlar. Yapabileceğim bişey kalmdı. Mecburen yarın gidip istifamı verecem. Ve ilk uçakla istanbula dönecem. Evet kaybeden ben, kazanan sen oldun anne, neden sen biliyormusun? Babam senin bana davrandığından daha merahmetli davranıyor ve beni seviyor. Sen babamında aklına girdiğini düşünüyorum.
    Evet ben parasız bir hiçim, herşey senin istediğin gibi olacak. Benim yaşamımı ve kadarimi sen çizeceksin. Bir yola başlamadan önce sen karar vereceksin. Okuyacağım okulu, çalışacağım yeri ben seçeceğime sen seçeceksin. Ve en kötüsüde beni sevmediğim ve istemediğim adamla hayatımı birleştireceksin. Yani benim hayatım senin hayatın olup benliğimle oynayacaksın. Bir kuklanının bile bu kadar oynatılmadığı gibi, sen beni kukla gibi yönlendireceksin. Ve ben hiçbir zaman kendi hayatımı yaşayamayacam. Benim hayatımı sen yaşayacaksın anne. Bu seni ne kadar mutlu eder ve nereye kadar ilgilendirir bilmiyorum ama bildiğim tek birşey var. Ben, ben değilim. Kendimi bana anlatan sen, beni yönlendiren sen isen ben sadece senin gözünde büyümeyen bir çocuğum. Sürüklenip gidiyorum. Söyleyecek hiçbirşeyim yok ailmi hiçbir zaman affetmiyecem. O eve gittiğimde dilini yutan yada konuşmasını bilmeyen. Bir kız olarak dönecem.
         ................*************.......................
          ********...........................***********
     Sabah erkenden kalkıp  güneşin doğuşunu izlemek ne kadar güzel olsa da sonrası kötü saatlerin gelmesi bizi bizden alıyor. Üzüntüye götürüyor. En cokta beni, yaptığım hatalarda bilakis , hazımsızlık artıyor. Sevgi kayboluyor. Merhamet küçümseniyor, affetmek acizlik, olarak algılanıyor. O halde yolum yanlış, doğruyu arayan yolda yürümeliyim. Evet saatler sonra İstanbulda olacam. Hazırlanıp Caffeye gittim. İçimden gelmeyen bir şekilde istifa dilekçemi yazmaya başladım, gözümden yavaş yavaş süzülen gözyaşlarım benim gitmeme engel olmayacak. Keşke bir tesadüf olsa da gidemezsem. Ama ben uğursuz ve şansız olduğum için , böyle birşey olması imkansız, gözyaşlarımı hafifçe ellerimle silerek dilekçemi verdim. Sonra alt katta indim gözlerim Merveyi aradı, karşıdaydı getir götür işleri yapıyordu. Yanına gittim. Beni görünce yanıma gelmeye başladı gözlerimin kızarıklığını fark etti. Ne olduğunu sordu ve sıkıca birbirimize sarıldık onunda gözleri dolmuştu ne kadar fazla kalmasam da burada Merve benim için bir farklıydı, gideçeğimi söyledim, inanmadı istifa dilekçemi verdiğimi söyledim titrek bir ses tonuyla anlamıştı birşeyler olduğunu. Merve gitmemi istemiyordu. Kapının önüne kadar benimle geldi. İkimizde birbirimize son kez öyle bir sarıldık ki! Bu sarılmayı ilk defa Merveyle yapmıstım. Sanki gidip dönememe ihtimalim varmış gibi, zaten öyle değilmiydi  öyleydi zaten. Sarılmamız bittiğinde Mervenin yüzüne baktığımda beni sevdiği akan gözyaşları anlatıyordu. Gitme diyordu gözyaşları, Merveyi cok seviyorum. Merveyle çok güzel günlerimiz oldu. Beni mutlu etti , onun yanında huzurluydum, gülerdim.

ASİL KIZHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin