HAYAL EDEBİLECEĞİM EN BÜYÜK HAYAL..

250 18 11
                                    

                                                                                                                                          9 OCAK 2014 NEWYORK

Genç adam siyah mercedesini büyük ve krem rengi binanın önüne çekti. Bugün hava hazlasıyla soluktu. Arabanın anahtarlarına cebine koyarken kapşonlusunu başına geçirdi.Bugün ayrıca fazlasıyla stresliydi ve her an herhangi birine bir ejderha gibi bütün ateşini kusabilirdi.Asansörle üçüncü kata çıkarken bile onu çeken halatların sesini duyabiliyor ve bu gıcık ses onu sinir krizinin eşiğine getiriyordu. Asansör camını indirmek isterken hızla  menajerinin adının yazılı olduğu beyaz kapıya yönelip sabırsız bir ritimle kapıya tıkladı. İki ya da üç saniye sonra Henry'nin sekreteri kapıyı gülümseyerek açtı. Ruh haline ne kadar da zıt bir ifadeydi?

'Günaydın.'

'Günaydın Layla' derken kendini içeri attı. Ofisin beyaz mermerden duvarları ve ferah havası onu biraz daha rahatlatmıştı. Kadın az önceye göre tedirgin bir ifadeyle'Sen iyi misin?' diye sordu. Armin; 'Ben iyiyim' dedi ve sonra asıl merak ettiği soruyu sordu. 

'İçeride mi?' Layla duvara yaslanıp kollarını önünde birleştirdi ve ' İçiride seni kocaman bir anketle yırtıcı bir kuş gibi bekliyor.' deyip sırıttı. Armin başını arkaya yaslayıp ;'Tanrım!' diye söylendi ve koridorda ilerleyip lavoboya girdi. Kapşonlusunu geri atıp yüzünü soğuk suyun ferah kollarına bıraktı. Bir ara kafasını akan suyun altına tutmayı düşünse de sonra vazgeçti. Sular yüzünden boynuna doğru ilerlerken tepesindeki sarı ışığın verdiği tatlı bir tona bürünmüş olan aynadaki yüzüne baktı.  'ARMIN CHADWICK' diye adını geçirdi içinden. Siyah ve biraz da kıvırcık olan saçlarını geriye doğru atmıştı. Kahverengi gözleri bugün biraz daha kızıla çalıyordu. Kirli sakalı ona daha sıradan ve doğal bir hava vermişti. Bu köseliğini seviyordu. Peki ya diğerleri? İnsanlar da bu yüzü mü seviyordu? Onu bu şöhret denizinde dalgaların üstünde taşıyan bu yüz müydü? Daha acımasız olan  yanı ' Seni bu monoton hayata mahkum eden bu yüz mü? diye soruyu yapıştırdı. Son zamanlarda bu acımasız adamla çok karşılaşıyordu. Sonra o adamı da ve beraberindeki tüm düşündüklerini de bir kenara atıp yavaş adımlarla salona geçti. Sarı saçlı bir kadın deri koltulkların üstünde bacaklarını italyan usulü üst üste atmış ve elindeki kağıtlarla onu bekliyordu. Kaderine razı olmuş mahkumlar gibi ayaklarını yere sürerek kadının karşısındaki koltuğa oturdu. Kadın ani gelişine önce şaşırmış sonra kibar bir kahkahayla gülümsemişti. 'Merhaba' dedi etkileyici bir ses tonuyla. Gözleri de tıpkı sesi gibi etkileyici bakıyordu.Armin bu yüz ifadesi ve ses tonuyla kaçıncı kez karşılaştığını hesaplamaya çalışırken 'Merhaba' diye karşılık verdi.

'Nasılsınız?' Aynı başlangıç, aynı cazip ses tonu ve aynı etkilemeye proglanmış gözler...

'İyiyim.' Kadın biraz daha rahat bir pozisyona girerek soru yağmurundan ilk damlayı atmaya hazırlandı.

'Bu tür röportajlar hayranlarınıza sizi tanıtmak için büyük bir fırsat.' Armin bir cevap vermeyince kadın onu biraz süzüp ; 'Siz rahat mısınız?' diye sordu. Genç adam büyük sıkılganlığını ustaca saklayarak konuşmaya başladı. Sonuçta işi buydu.

'Rahatım. En azından suratım fondaten veya ona benzer bir şeye maruz kalmadığı için mutluyum.'

'Yani, bu tür röportajlarda daha rahatsınız?'

'Evet.'

'Peki, sizi gündelik hayatınızda rahatlatan şeyler nelerdir? Gün içerisinde neler yaparsınız?'

SEVGİLİM NEWYORKHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin