Selam, geç bir bölüm oldu ama sonunda yayınlayabildim:)))
Bu arada okunma, 600 geçmiş ve bu beni mutlu etti):))) nys, bölümü beğendiyseniz yorum ve oy verdin. Özellikle yorumlarınızı merak ediyorum...
Keyifli okumalar...
'Kaçış var, ama kurtuluş yok.'
Bizi tekrar aynı yere hapis ettiklerin de, sıkıntı ve öfke ile soludum. Heaven yerde öylece yatıyordu, nefes alış verişleri daha sakin ve düzenliydi. Niall, ona bir yastık ve battaniye getireceğini söyleyip gitmişti. İçeride ki herkes acımasız ve duygusuz görünüyordu. Ama Niall bana ve Heaven'a elinden geldiğince nazik olmaya çalışıyordu.
"Abla," Heaven uykulu gözler ile bana baktı, başını yerden kaldırmaya çalıştı ama sanki bir güç buna izin vermemiş gibiydi. Başı tekrar yere düştü ve iç çekti. Yanına gittim, başını tuttum, minik zarif bedenini kendime çektim. Başını göğsüme yasladı ve histerek bir iç çekti. Sadece bir kaç saatte bedeni çökmüş ve perişandı. Bir çıkış düşünüyordum, ama buradan kaçmak mümkün görünmüyordu. Her yerde adamlar vardı, donanımlı ve eğitimli adamlar. Bir önce ki kaçma deneyimim göz önüne alınınca, pekte başarılı sayılmazdı.
Kapı açıldı ve içeri kolları dolu olan Niall girdi. Bir elinde battaniye, diğer elinde ise yastık tutuyordu. Yanımıza geldi ve dizlerinin üstüne çöktü. ''Üzgünüm, şimdilik bunlarla idare etmek zorunda kalacaksınız,'' bize mahcup bir bakış attı ve battaniyenin birini Heaven'ın üstüne örttü. Yastığı yanına bıraktı ve diğer battaniyeyi benim yanıma koyup kapıya yöneldi. ''Eğer acıktıysan sana bir şeyler getirebilirim,'' umutsuzca ona baktım. Dikişli dudakla ne yiyebileceğimi düşündüm, muhtemelen sadece çorba. ''Biraz acıktım, ama katı şeyler yiyecek durumda değilim.'' Niall başı ile onaylayıp sıkıntı ile iç çekti. Sanırım isteklerim fazla olmaya başlamıştı.
''Ben çok fazla oldum, üzgünüm,'' kaşlarını çattı ve bir iki adım attı. Başını iki yana salladı ve dudaklarını yaladı. ''Hayır, asıl fazla olan bizleriz. Lütfen kendini suçlu hissetme,'' başımı öne eğdim. Tekrar dizlerinin üstüne çöktü, parmakları çenemi buldu ve başımı kaldırdı. ''Ne zaman istersen buradayım,'' onu başımla onayladım. Ellerini çenemden çekti ve yine ayağa kalktı. O kapıyı örtene kadar onu izledim. Heaven derin nefesler alırken, onu izlemeye başladım. Benim kurtulmam önemli değildi, onu buradan çıkarmalıydım ve Niall bunun için biçilmiş kaftandı.
Heaven bir kaç kez mırıldanırken, rüya gördüğünü anladım. Kapı açıldı ve Niall bana endişeli bir şekilde bakmaya başladı. Onun endişesi beni korkutuyordu. ''Şey, Harry seni görmek istiyor,'' korku ile başımı iki yana salladım. ''Lütfen, gitmek istemiyorum.'' Niall bir iki adım attı ve içeri girdi. ''Lütfen Valeria, beni zor durumda bırakma,'' adımı vurgulu bir şekilde söylemesi, Niall'ı tehlikeli göstermişti. ''Tamam,'' kekeledim ve aynı anda başımı salladım. Yerimden kalkmadan önce, Heaven başının altına yastığı yerleştirdim ve yerimden doğruldum. Dizleri yırtılmış pantolonumun tozlarını silkeledim ve üstten açılmış gömleğimin düğmelerini vurmaya çalıştım, ama düğmeler kopup gitti. ''Sorun değil, sana kıyafet ayarlarım.''
''Kendimi çıplak hissediyorum, ve göğüslerim ortada.'' Niall kıkırdadı ve başını öne eğdi. ''Endişelenme, muhtemelen Harry dışında kimse sana bakmaz, yani çirkin falan değilsin. Harry bakarsa, diğerleri sana bakmaya cesaret edemez,'' karışık cümlelere kaşlarımı çattım ve onu anlamaya çalıştım. ''Şey, çok ikna edici,'' tekrar kıkırdadı ve kapının önünden çekilip bana yol açtı. Loş koridor boyunca konuşmadık. Niall önüme geçti ve kapıyı açtı. Işık gözlerimi alınca, kollarımı gözlerime siper ettim. İçeri yürüdüm ve orada öylece durdum. İçeriden bir kaç gülüşme sesi geliyordu. Başımı sesin geldiği yöne çevirdim ve oraya baktım. İki kadın oturmuş bir şeyler konuşuyordu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Gangsta Zone/hs
Fanfiction"Kimse kural koyamaz bize, burada kuralın tanrıları biziz.''
