3 Temmuz- Akşam saatleri
New Jersey Turnpike yolu üzerinde olan uçuşumuzu tamamlayarak Philadelphia'ya varmıştık. Uçuşumuz sırasında yolda ilerleyen büyük bir yürüyen sürüsüyle karşılaştık. Bizimle aynı doğrultuda olduklarını gördük. Bu yüzden hemen bir binanın çatısına indir ve burada sığınıyoruz. Kapının önüne çatı katından bulduğumuz bir iki eşya ile engel kurduk.
Bu şehre ilk gelişim olduğundan dolayı hiçbir yeri tanımıyorum doğrusu. Şehrin bir haritasını edinsek iyi olacak. Saat altı olmak üzere. Gece daha tehlikeli olacağını düşündüğümüzden bu gece burada uyumayı planlıyoruz.
4 Temmuz
Bir kez daha şükürler olsunki canlı olarak uyanıyoruz. Allah'ın vermiş olduğu şansa şükürler olsun hala hayattayız. Helikopterde iken Milla çok şaşırmıştı. Ama sonradan haklı olduğumu düşünüp oda benim düşüncemi benimsedi. Not defterini Rory'e uzattıktan sonra hiç bir kötü tepki almadım. Aksine çok mutlu oldu. Bu arada not defterine bakacağım derken hepimiz ölümü tadacaktık ki son anda kurtardı bizi. Ani bir manevra yaparak helikopterin kontrolünü ele aldı. New York'tan başlayan uçuşun sonunda şehire vardığımızda binalardan çıkan kara dumanlar gözümüze çarptı. Şehir yukarıdan adeta birbirine girmiş şekilde görünüyordu. Ama ilginç bir şey vardı.. Yürüyenlerden hiç bir iz yoktu..
Hepimiz şaşkınca şehire bakıyorduk. Şehrin en büyük caddelerin birinin üzerinden geçiyorduk. Gördüğümüz tek şey ise.. hiçbir şey.. Sokakta tek bir yürüyen izi bile yoktu. Helikopterimizle Comcast Şirketinin genel merkezinin çatısına indik. Biraz zor bir iniş olmuştu bizim için. Şehire geldik gelmesine ama bu askeri bölgenin yanı güvenli bölge diyeyim.. Nerede burası? defterde hiç bir şey yazmıyor.. Aramaya mantıklı yerlerden başlamamız gerek. Ama önce haritamızı bir bulalım..
İlk başta uyanıyoruz dedim lakin şöyle bir yanımdakilere baktım da.. Yok, onların daha kalkmaya niyeti yok sanırım. Hava çoktan aydınlanmıştı. Uyuyanları uyandırma vakti,
-Hey! Kalkın hadi öğlen oldu!
-Anne... Biraz daha lütfen...
Milla komik bir şekilde sayıklıyordu. Biraz daha dürttüm ve uyandı,
-Loris.. Günaydın hayatım..
-Günaydın güzel eşim..
Bizi hem ölüme hemde kurtuluşa sürükleyen arkadaşımızı ise uyandırmak istemiyorum. Amy kendinden geçmiş bir halde zaten.
Hava tahminimce şuan otuz sekiz derece vardır. Bu sıcağı hissetmemek elde değil. Sırtımdan akan o soğuk terler.. Hiç sevmediğim bir his veriyor bana. Gıdıklayıcı, soğuk ve yavaşça aşağıya inen bir his. Kötü bir haberim var. Stoğumuz iki gün sonunda bitecek. Ne suyumuz ne de yiyecek bir zıkkımımız bile kalmayacak. Milla'ya döndüm,
- Milla.. Erzağımız çok az kaldı. Tahminimce iki günü zor çıkaracak. Hepimiz birlikte haraket edip yiyecek ve su toplamalıyız..
- Off.. İnanamıyorum ya.. Yapacağız yinede Loris. Şunları uyandır da söyleyelim bari.
Amy'nin yanına gidip omzundan dürttüm. İlk başta kalkmak istemedi ama zorlamaya devam edince kalkmak zorunda kaldı. Uykusunu bölmüş olduğum için yüzüme öfkeli ve çirkef bir bakış attı.''Hiç öyle bakma hanımefendi. Kalk hemen..'' deyip Rory'nin yanına gittim. Ağzı açık uyuduğu için başının altına koymuş olduğu çantayı bir güzel ıslatmış elbette. ''Rory.. Rory.. şşşt.. kalksana!''. Böyle söylene söylene uyandırmayı başardım. Haha..
Herkes kendine gelmiş olmalı ki ''Karnım aç'' diye söylenmeye başladıklarını duydum. Elbet yiyeceklerdi ama az.. Çünkü yiyecek bir şey kalmaz o zaman.
- Rory, erzağımız bitmek üzere. Bugün mutlaka gidip bir şeyler toplamamız gerekli..
- Haklısın Loris. Ben de bakmıştım dün neyimiz var neyimiz yok diye.. 1-2 saate çıkalım o zaman ?
- Evet gençler.. Bende katılıyorum bir iki saate çıkalım..
Her zaman bizimle gelirdi Milla. Amy'i köşede unutmuş, aramızda konuşmaya dalmıştık ki...
- Hey? Ben de buradayım?
Diye kendini hatırlattı bize,
-Kusura bakma küçük hanım. Seni orada unutuverdik. Neyse sen de tabii ki bizimle geleceksin?
Diye cevap verdim. Evet anlamında başını salladı ve ayağa kalkıp yanımıza geldi. Anlatmaya başladım,
- Şimdi planımız şu.. Helikopteri ilk önce burada bırakacağız. Binanın asansörleri büyük ihtimalle çalışıyordur. Ama biz oradan gitmeyeceğiz. Rory ortaya atılarak,
- Neden? Daha güvenli olmaz mı?
Cevap verdim,
- Evet, daha güvenli ama elimizde şehrin bir haritası yok. Bunun yanında detaylı bir harita bulmamız gerekecek. Bunun için alt katlardaki ofisleri iyice gözden geçirmemiz gerekecek. Daha sonra binanın mutfağına gireceğiz. Açılmamış konserve ve su şişeleri var ise burada çok oyalanmadan yolumuza koyuluruz. Hem asansörle indiğimizde karşımızda yürüyen sürüsüyle karşılaşma ihtimalimiz var. Bu sefer Amy söze karıştı,
-Harita? Bak.. Salgın başlayalı daha yeni oldu.. İnternet hatları daha bir zarar görmemiştir? Oradan şehrin haritasını telefon...
Araya girerek unuttukları bir detayı hatırlattım,
- Harika bir fikir Amy.. Ama hiç yanına cep telefonunu alan var mı?
Tabii kide hepsi hayır anlamında başlarını salladılar. Devam ettim,
- Bunun için detaylı bir harita bulacağız zaten. Neyse, mutfağı da kontrol ettikten sonra asansör ile lobiye ineceğiz. Hepinize sopa vereceğim ayrıca Rory'e bir silah vereceğim. Zaten bundan sonrasını doğal olarak devam ettireceğiz.
Konuşmamı tamamladıktan sonra hepimiz çantalarımızı sırtlanıp merdivenlere doğru yöneldik. Rory ile ikimiz önde kızlar arkada ilerlemeye başladık. Alt katlara doğru dikkatli bir şekilde ilerliyorduk. Gerçekten ilginçti. Binanın içi çok sessizdi. Elli altıncı kata indiğimizde merdivenlerde binanın bir kat planını gördük. Plana göre kat küçük ofislere ayrılmıştı. Katdan içeri girdiğimizde öyle olduğunu gördük elbet. Ama içerisi pek dağılmıştı. O gün burada yaşanan olaylar içeride her yere izini bırakmıştı. Masalarda, yerlerde her yerde.. Kan izleri, kırılmış masalar, kırılmış pencereler..
- Evet.. Biliyorum biraz acı bir durum.. O gün yaşananları düşünmeyi bırakın. Şimdi hepiniz dikkatli olun ve birbirinizi koruyun tamam mı?
Uyarıcı bir tavırla sözümü koydum.
Amy biraz ürkmüştü. İçeriyi görünce sen de olsan ürkerdin günlük..
- Milla sen benimle gel, Amy sen Rory ile beraber git. Biz sağ tarafı alacağız. Siz de diğer tarafı alın.
Aramaya koyulduk. Tek tek bütün ofisleri arayacaktık mecburen. Çekmecelerin içlerine bakıyor, dolapların içini kontrol ediyorduk. Ama şimdiye kadar hiç bir işimize yarayan bir şey bulamadık. Birinci ofis, ikinci ofis derken üçüncü ofise girdik. Rory ve Amy de bir şey bulamamışlar ki bize seslenmediler. Bu girdiğimiz ofis diğerlerine göre biraz düzenliydi. Masanın üzerinde bir şey gözüme çarptı ilk olarak. Bu bir zarftı ve temiz bir şekilde masanın bir köşesine bırakılavermişti. Milla'yı kolundan dürterek zarfı işaret ettim. Ve Rory'e seslenerek ''Rory! Buraya gelseniz iyi olur.. Bir zarf bulduk..'' gelmelerini söyledim.. Hemen yanımıza geldiler. Merakla elimdeki zarfa bakıyorlardı. Daha fazla uzatmak istemedim. Zarfı elime alıp yavaşça içindeki kağıdı çıkardım ve kağıdı açıp....
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Hayatta Kalma
Aksiyon''Her şey güzeldi... Sadece o ana kadar... Artık her şey değişti... Dünya, çevre, bizler... Artık hayat savaşmak, kaçmak ve öldürmekten ibaret...''
