Bölüm - 5

11.3K 1.1K 174
                                        

Bazı kelimelerin açtığı yarayı en keskin bıçak bile açamazmış. Baran'da söyledikleri ile hem ailesinin hem de Asiye'nin yüreğinde derin bir yara açmıştı. Bunun farkında olsa da umursamamaya çalıştı. Hayat sadece onlar için değil, Baran için de çok zor bir hale gelmişti.

"Oğul ne dediğini duyar mı kulakların?"

"Evet, baba," dedi. Gözlerindeki hayal kırıklığını görebiliyordu. Yüreğine çöken ağırlığı yok saymaya çalıştı. Bu duruma gelmelerinin en büyük sebepleri anne ve babasıydı. Kendini hatasız görmüyordu... Fakat tek suçlu kendi de değildi.

"Giderim..." diyen Asiye'nin sesi ile herkes kapıda öfkeli gözlerle bakan kadına çevirdi bakışlarını. "Her şeye dayandım... Her şeye sustum... Yeni evli bir kadın iken kocam olacak adamın başka bir kadına gitmesine ses etmedim. Sevdiği kadındı çünkü... Sevmek ne demek biliyordum. Ben sevdiğime kavuşamadım. En azından sevenlere engel olmayım diyerek bir kenarda yaşamımı sürdürdüm..."

Sözlerini ağzından kaçan hıçkırıklar kesiyordu. Küçük yüzü gözyaşlarının istilasına uğramıştı.

"Ama bir kez daha aynı şeye katlanamam..."

Baran'ın içi acısa da dudaklarında umursamaz bir gülümseme peyda olmuştu.

"O halde bana karşı olan tüm eşlik görevlerini yerine getireceksin."

Asiye'nin yüzündeki tüm kan çekilmişti. Bunu beklemediği fazlasıyla belli oluyordu.

"Baran..." dedi babası öfkeyle. Heybetli bedeni öfkeden titriyordu. "Karınla git odanda konuş. Bir daha aranızdaki muhabbete bizi dâhil etmeyin."

Baran alayla gülümsedi. "Sen beni bu evliliğe zorladığın an aramızdaki muhabbete dahil oldun!"

"Baran..." dedi Fırat sakin olmaya çalıştığı belli olan sesiyle. Duymazdan geldi, kardeşi gibi gördüğü adamı.

"Evet, Asiye cevabını alayım!"

Onun titreyen bedeni, gözyaşlarıyla çevrelenmiş yüzüne bakmak canını çok yakmıştı. Bu yaşanılanlar karşısında bir suçu olmadığının farkındaydı fakat elinden gelen bir şey yoktu. Onu boşayamazdı. Zaten buralarda bir gelin koca evinden ancak kefenle çıkardı. Eğer Asiye bu evinden kefenle çıkarsa kendi kardeşi de o evden kefenle çıkardı ki bunu düşünmek bile Baran'ın yüreğini kor ateşlere atıyordu.

"Odanıza gidin!" diye tüm öfkesiyle bağırdı babası. Normalde devam ettirecekti ama onun yüzünün beyazladığını görünce daha fazla uzatmak istemedi. Babasının bir krizi daha atlatamayacağının farkındaydı. Sessiz kalarak Asiye'nin yanına ilerledi ve onu bileğinden tutarak peşinden dışarıya sürükledi. Asiye ve onun için ayrılmış olan ama şu an Asiye'nin tek kaldığı odaya girdiğinde ruhunu esir alan kokuyu yok saymaya çalışarak öfkeli gözlerle kendine bakan karısına çevirdi bakışlarını. Ne diyeceğini bilemiyordu. Her şey karmakarışık bir hal almıştı.

"Neden?" dedi o daha konuşamadan Asiye ve hızla bileğini elinden kurtardı.

"Ne?"

"Bunca yıldan sonra neden benden karın olmamı istiyorsun?"

Öyle bir şey istemiyordu. Kesinlikle bunu istemiyordu ama herkesin bunu istediğini düşünmesini istemişti. Herkes bu evliliğin normal bir evlilik gibi olduğunu düşünecekti ve işte o zaman ancak kendi kardeşi de o konakta normal bir evlilik yaşayacaktı. Derdi buydu. Kumayı kabul etmeyeceklerini zaten biliyordu. Ki bir kadına dayanamazken başka bir kadının varlığı bile midesini bulandırıyordu.

"Öyle bir şey istemiyorum."

"Ama öyle dedin..."

"Evet."

Yangın YeriHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin