Kulakları uğuldadı. Midesine bir yumruk yeniş gibi hissetti. Sonra yanlış duyduğunu düşündü ama onun gözlerine baktığında her şeyin fazlasıyla doğru olduğunu anladı. Şu an tek yanlış kolunu tutan bu adamın eliydi. Nefretle bakışları kolundaki eline kaydı. Baran'ın da bakışları oraya kaymış olacak ki hızla elini kolundan çekti. Ondan bir cevap bekler gibi bir hali vardı. Bu hali karşısında Asiye alayla gülümsemesine engel olamadı.
"Bu seferde mi zorla evlendiriliyorsun?"
"Hayır."
"Seviyorsun diyeceğim de... Senin gerçekten bir insanı sevebileceğine inanmıyorum. O kadar bencil bir adamsın ki..."
"Asiye."
"Her neyse," diyerek aralarında ki mesafeyi biraz daha açtı. Onunla daha fazla konuşmak istemiyordu. Konuşamazdı. İçinde yaşadığı acı fazlasıyla büyüktü. Bu yüzden samimi bir şekilde gülümsemekle yetindi.
"Mutluluklar."
Baran cevap olarak sadece hafifçe başını salladı. Bu Asiye için yeterli bir cevaptı. Daha fazlasına ihtiyacı yoktu. Hızlı adımlarla salondan çıktı. Nefesi daralıyordu. Gözleri buğulanmıştı. Yaralı bir hayvan gibi etrafına saldırası vardı. Canı öylesine yanıyordu ki... Bu acının bir daha onu bulmayacağını düşünerek ne kadar da büyük bir hata yapmıştı. Nefret ediyordu. Bu kadar zayıf bir karakterde olduğu için kendisinden nefret ediyordu.
Hızlı adımlarla arabasına bindiğinde Seyhan'ın da yanına binmesi ile öfkeli gözlerini ona çevirdi.
"İn arabadan."
"Sizinle geleceğim."
"İn dedim."
"İnmeyeceğim."
"Patron olan benim!"
"Olabilir ben yine de inmeyeceğim."
Asiye pes etti. Bu deli kadına laf anlatacak güçte değildi. Arabasını sürdü. Nereye gideceğini bilmiyordu. Ne kadar hız yaptığının farkında bile değildi. Tıpkı gözünden akan yaşların farkında olmadığı gibi... En sonunda dayanamayarak "Evleniyormuş," diyebildi. Bunu Seyhan'dan daha çok kendine söylüyor gibi bir hali vardı. Hala inanmıyordu. Yıllardır tek kelime konuşmamışlardı ve şimdi karşısına çıkmış hiçbir şey olmamış gibi ben evleniyorum demişti. Öfkeyle direksiyona vurdu. Gözyaşları görüş alanını tamamen kapattığında arabayı durdurmak zorunda kaldı. Başını direksiyonun üzerine koyarak tüm öfke ve hayal kırıklığı ile ağladı. Yüreğinin biraz olsun soğuması lazımdı yoksa bu ateş onu yeniden yakacaktı.
"Adam sanki benim dışımda tüm kadınları sevebilirmiş gibi... Bir tek beni sevemiyor."
"Belki de öyledir."
"Ne demek istiyorsun?" diyerek başını kaldırdı ve kendisine soğuk gözlerle bakan kadına baktı.
"Belki de gerçekten sizi sevemiyordur Asiye Hanım. Neden hala sizi sevemeyen bir adam için gözyaşı döküyorsunuz?"
"Sen hayatında hiçbirini sevdin mi Seyhan?"
"Evet," dedi genç kadın yine aynı soğuklukla.
"Sonra ne oldu peki?"
Seyhan umursamazca omuzlarını silkti. Esmer teni, siyah gözleri gerçek anlamda güzel bir kadındı.
"Evliydi o. Beni sevmeyeceğini, ikimiz için de ortak bir kader olmayacağını anladığım an ondan uzaklaştım."
Seyhan'ın sözleri ile her şey kafasında net bir şekilde oturdu. Seyhan'ın yardımcısı olmasını sağlayan Saruhandı. Üstelik öncesinde onun yardımcısıydı. Hatta ilk zamanlar bu kadar başarılı bir kadını ona yardımcı olarak verdiğinde doğrusu çok şaşırmıştı. Şimdi anlayabiliyordu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Yangın Yeri
General FictionKader baştan nasıl yazıldıysa öyle gidermiş. Asiye de bunu hayatının son iki yılında gayet iyi anladı. Beyaz gelinliğine sevdiği adamın kanı bulaştığında, hayalleri de sevdiği adamla toprak olmuştu. Kader yine pes etmedi. Toprak olan hayalleri ya da...
