İçerik Kurallarımızı güncelledik.
Hikâyeleri güvenli bir şekilde paylaşmaya devam etmek için en güncel kuralları inceleyin.

Bölüm - 22

9.2K 1K 116
                                        



Başına ağrılar giriyordu artık. Düşünmek ona hiçbir yol açmıyordu. Nasıl bu hale geldiği hakkında en ufak bir fikri dahi yoktu. Neredeyse her şeyin üzerinden yıllar geçmişti. Yıllar önce Asiye'yi kalbine gömüp yoluna devam ettiğini düşünmüştü. Onunla evlenmesi gibi bir ihtimal gün yüzüne çıktığında isyanlarının en büyük sebebi bu değil miydi? Ona kızgındı. Kendisini değil de arkadaşını seçtiği için kızmıştı. Selen... İşte bu konu çok farklıydı. Onu ayrı tutuyordu. O kadına vefa borcu vardı. Selen hiçbir zaman onu sorgulamamış, yaptığı açıklamaları yeterli görmüş, sessiz kaldığı konularda ise ona saygı duymuştu. Onunla arasında ki şey iki dostun samimiyeti gibiydi. Seviyordu onu. Bunu asla yalanlayacak değildi. Bundan da gurur duyuyordu. Lakin Asiye ile olan durumu çok farklıydı. Asiye onun alın yazısıydı. Bunu görebiliyordu. Ne kadar ondan kaçmak istese de bir türlü kader ona izin vermiyordu. Üstelik hayatının son iki yılında o kalbinin derinlerine gömdüğünü düşündüğü her şey tekrar gün yüzüne çıkmıştı. Kısacası Baran yine her şeyi eline yüzüne bulaştırmayı becermişti.

"Berbat görünüyorsun," diyen Fırat'ın sesi ile kendine geldi. Onun ne ara odaya girip, karşısında ki koltuklardan birine oturduğunun farkında bile değildi. O kadar çok kendi iç muhasebesinin derinliklerinde kaybolmuştu ki etrafında olan her şeyden bihaberdi.

"Farkındayım."

"İkna edemedin mi?"

"Hayır."

"Şaşırmadım. Asiye kadar güçlü bir kadının hemen ayaklarına kapanmasını beklemiyordun herhalde?"

Kardeşim dediği adamın alaycılığı karşısında bozulsa da kendini tutmayı başararak "Hiçbir zaman ayaklarıma kapanmasını beklemedim," dedi.

"Baran bazen seni anlayamıyorum."

Ne tesadüf diye içinde geçirdi. Çünkü Baran da çoğu zaman kendini anlayamıyordu.

"Asiye'ye karşı baştan beri hislerin vardı o halde neden onunla evlenmemek için o kadar direndin? En önemlisi de niye onu bırakıp gittin?"

"Öfkeliydim. Artık bunu söylemekten sıkıldım. Onun beni değil de Hazar'ı seçmesine katlanamıyordum. Oldu mu?"

"Bunları ona da söyledin mi?"

"Gereken her şeyi gerektiği kadar söyledim."

"Ona dürüst olman gerektiğinin farkındasındır umarım."

Olamazdı. Tamamen dürüst olamazdı. Bunun için önemli sebepleri vardı. Başını koltuğun arkasına yaslarken tamamen karamsarlık içindeydi. Öyle bir yerdeydi ki anlatılması olanaksızdı. Onu kimse anlamıyordu. Herkes onun dengesiz bir adam olduğunu düşünüyordu. Ama kimse yaşadığı hayatı bilmiyordu. Mecbur bırakıldığı yükten habersizdiler.

"Artık sakladığın şey neyse bence söyle!"

Fırat da öfkeli duruyordu. Fakat Baran kadar olamazdı. Yorulmuştu. Kimsenin onu anlamamasından yorulmuştu. Bunun için tabi ki kimseyi suçlama gibi bir hakkı olmadığının farkındaydı. Sonuçta bunun bir tek sorumlusu vardı o da kendisiydi.

"Bu sırdan artık hoşlanmamaya başladım. Ve bence sen de bunu açıklasan iyi edersin."

Biraz daha dedi kendine. Öyle demişti o kişi de. Az kaldı demişti. Her şey bir anda değişebilirdi bu yüzden kardeşim dediği adama bu sırrı yine açıklama zahmetine girmedi.

"Peki, Baran. Yıllardır seni içine alan bu iğrenç sırra devam et. Asiye seni affetmezse sonuna kadar haklı..."

Fırat'ın öfke ile odadan çıkması ile sinirle masasının üzerinde ki her şeyi yere fırlattı. Artık gerçekten yorulmuştu. İlk zamanlar ona hiçte zor gelmeyen bu sır artık hayatını tamamen tehlikeye atmaya başlamıştı ve buna dayanamıyordu.

Yangın YeriBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin