İçerik Kurallarımızı güncelledik.
Hikâyeleri güvenli bir şekilde paylaşmaya devam etmek için en güncel kuralları inceleyin.

Bölüm - 15

10.6K 1.1K 218
                                        

~ 2 Yıl Sonra ~

Önünde uzayıp giden tarlalara baktı. Bunların hepsi onundu. Son bir yıldır bunu kendine sürekli tekrar etse de hala alışamamıştı. Bir anda hayatının bu kadar değişeceğini hiç düşünmemişti. Lakin bu değişimden fazlasıyla memnundu. Kendini bulmuş gibi hissediyordu. Hayatında ilk defa bir işe yaradığını hissediyordu. Üstelik kendini daha güvende ve daha mutlu hissettiğini de kabullenmesi gerekiyordu.

Yaşadıklarından sonra toparlanması elbette kolay olmamıştı. İlk gün kendiyle gurur duymuştu. O adamı alt ettiği için kendisiyle gerçek anlamda bir gurur duymuştu. İkinci gün bu duyduğu gurur ilk gün ki kadar iyi hissettirmemişti ona. Üçüncü gün ise bu gurur yerini belirsiz bir hissizliğe bırakmıştı. Dördüncü günde ise bir hüzün kaplamıştı yüreğini. Beşinci gün korktuğu başına gelmiş, gözyaşları gözlerinden akmaya başlamış, yüreği acı çektiğini belli etmişti. Sonrası ise birbirinden daha berbat geçen günlerle dolmuştu. Onun gelmesini umut eden, onun özür dilemesini bekleyen günlerle geçmişti. Komikti doğrusu. Onu sevmeyen bir adamdan özür bekleyecek kadar aptaldı işte.

Tabi bu süreçte bir de Lamia olayı vardı. Lamia'yı ailesi geri almaya geldiklerinde hamile olduğu haberi ile geri adım atmak zorunda kalmışlardı. Bir tek o geri adım atmamıştı. Baran hiçbir şeyi umursamadan Lamia'ya sarılmış ve burada kalmaya mecbur olmadığını söylemişti. O gece gözünü bir an bile kırpmadan odasının penceresinden avluda olanları izliyordu. Fakat Lamia gitmemişti. O an Baran'ın yüzünden geçen hayal kırıklığını okumuştu Asiye.

Her gün Lamia'yı görmek kendini daha kötü hissetmesine sebep oluyordu. Çünkü o aynı Baran'a benziyordu. Duruşu, konuşması ve davranışları... Bu dayanılabilecek gibi değildi. Bu yüzden evlendikten sonra kapattıkları konaklarına geri dönmek istediğini söyledi. İlk başta buna amcası ve Saruhan karşı çıktı. Ailesinde babası dışında bir erkek olmadığı için bunun doğru olmayacağını söylediler fakat Asiye için ne doğrular ne de kurallar önemliydi. Onun için artık kendi hislerinden başka her şey önemini yitirmişti. Bu yüzden ısrar etti ve doğrusu beklemediği bir şey oldu. Babası ona destek çıktı. Her ne olursa olsun onun yanında olacağını ve konağına dönmek istediğini söylediğinde herkes razı olmak zorunda kaldı. Kendi hayatına ilk adımını böyle atmıştı işte. Eski evlerine girer girmez kendini daha iyi hissetmişti. En azından artık ona her an Baran'ı hatırlatacak biri yoktu. Bu bile değerdi bunun için.

Hayatına ikinci adımı ise işlerin başına geçmekle yapmıştı. Bunu da tabi ilk başta kimse kabul etmemişti ve babası da yine onu şaşırtarak destek olmuştu. İşlerini Saruhan yönettiği için birkaç ay onun yanında durmuş, ondan işi öğrenmeye çalışmıştı. Bunu da başarmıştı doğrusu. Şimdi bakınca bu duruma gayet iyi bir yerdeydi. Geçen seneye göre şirketleri biraz daha büyümüştü. Evet, bu büyüme büyük bir büyüme değildi ama Asiye için fazlasıyla büyüktü.

"Asiye Hanım geç kalacağız."

Yardımcısı Seyhan'a doğru çevirdi bakışlarını. Büyük ihtimal buraya gelmelerini saçma ve gereksiz buluyordu. Tam bir iş kolikti. Yurt dışında çok iyi eğitimler almış ve hayatını işten başka her şeye kapatmış bir kadındı. Bu durumu Asiye'nin hoşuna gitse de bazen gerilmesine sebep oluyordu.

"Gidelim... Diğerleri gitmiş mi?"

"Evet, sizi bekliyorlar. Herkes gelmiş. Bir tek biz orada değiliz."

"Sakin ol Seyhan. Oraya on dakika uzaklıktayız."

Seyhan onu cevapsız bıraktı. Şu an ki halleri gerçekten komikti. Asıl böyle stres olması gereken kişi Asiye idi. Bugün büyük bir işin ihalesi vardı. Bu işi alırlarsa şirketleri büyük anlamda bir büyümenin eşiğine gelecekti. Üstelik bu ihalede Baranlar da vardı. Baran ya da Fırat... Hangisinin geleceğini bilmiyordu. Doğrusu umursamıyordu. Fırat'ın gelmesi sadece ortamın gergin olmasını önlerdi o kadar.

Arabayı fazla hızlı sürdüğünün farkında değildi ta ki Seyhan'ın "Ölmek istemiyorum," diyen sözleri ile biraz yavaşladı. Hayatına kattığı en büyük yeniliklerden biri de buydu. Sevmişti doğrusu. En sevdiklerindendi. Kendini özgür hissediyordu. Birine bağlı olmamak gibi hissettiriyordu ona.

İhalenin yapılacağı binanın önüne geldiğinde kalbinde garip bir sızı hissetti. Onu görmezden gelmeye çalışarak arabayı durdurdu ve aynadaki yansımasına baktı. Simsiyah saçları sımsıkı bir topuzdan ibaretti. Üzerinde bordo bir pantolon ve ceket vardı. İçindeki gömlek ise bembeyazdı. Derin bir nefes aldı. Seyhan ile birlikte arabadan indiklerinde olabildiğince yavaş adımlarla ilerledi. Yardımcısının ters bakışlarını umursamadı bile.

İhalenin yapılacağı salonunun önüne geldiklerinde kapının kapalı olduğunu gördü. Biraz daha hızlandı ve kapıyı çalarak kibarca içeri girdi. İçeride ki herkesin bakışlarını üzerinde hissediyordu. Bu biraz olsun kızarmasına sebep olsa da kendini olabildiğince hızlı toparlayarak "Kusura bakmayın... Geçebilir miyiz?" dedikten sonra orta yaşlı adam ona kibarca gülümseyerek "Tabii," dedi. Asiye de ona aynı şekilde gülümsedikten sonra kendi şirket elemanlarının bulunduğu alana doğru ilerliyordu ki onunla bakışları buluştu. Bunu olabildiğince ertelemek istiyordu ama bakışlarını üzerinde hissederken bu isteğini becerememişti. Birkaç saniye onun bakışlarında takılı kalsa da hemen kendini toparladı. Hızlı adımlarla yerine geçerken Seyhan'ın kulağına "Eski kocanızın bu kadar yakışıklı olduğunu söylememiştiniz," dedi. Kaşları çatılmış bir halde ona baktı. Ondan ilk defa böyle bir şey duyuyordu. Normalde işi dışında hiçbir şeye karışmayan kadın bugün onun özel hayatına laf etmişti.

"Eski kocamın hangisi olduğunu nasıl anladın?"

"Sizi yiyecek gibi bakan bir sürü adam var burada haklısınız. Ama bir tek sizin bakışlarınız o adamla buluştu," diyerek direk bakışlarını Baran'a doğru çevirdi. Seyhan'ın bu rahat tavırları karşısında şaşıran ve utanan Asiye hemen araya girerek "Çek bakışlarını onun üzerinden, işine odaklan," dedi.

"Tipim değil korkmayın Asiye Hanım."

"Seyhan işine bak."

Bu son cümle yeterli olmuş olacak ki asistanı bu sefer gerçekten işine odaklanmıştı. İhale fazlasıyla heyecanlı bir şekilde açıldı. Toplamda altı şirket vardı ihale için yarışan. Ve herkes bu ihaleyi fazlasıyla almak istiyordu. Asiye de çok istiyordu. Büyümeleri açısından çok işe yarayacaktı bu ihale ve almaları gerekti. Rakamlar ve teklifler havada uçuşurken en sonunda karar açıklandı. İhale onlarındı. Mutluluktan Seyhan'a ve diğer çalışanlara sarıldı. Gözleri dolmuştu. Başarıyordu işte. Babasının güvenini boşa çıkarmıyordu. Hayatını kendi yönetebiliyordu.

Kibar bir şekilde herkesin tebriklerini kabul ettikten sonra rahat bir nefes aldı. Uzun süredir bu ihale yüzünden rahat bir uyku uyamamıştı. Şimdi rahat bir uyku çekebilirdi. Keyifli bir şekilde kapıya doğru ilerlemişti ki onun sesini duydu.

"Asiye..."

Durmak ve gitmek arasında bocaladı birkaç saniye. Ne yapacağını bilemez bir halde durakladığında hızlı adımlarla yanına gelen adama zorlukla başını kaldırarak baktı. Bu iki yıl içerisinde Baran hiç değişmemişti. Oysa Asiye çok değişmişti. Baran'ın bakışlarının şakağındaki yanık izine kaydığını gördü. Çok büyük olmasa da oradaydı ve geçmişini aynaya baktığı her an ona hatırlatıyordu.

"Geçmemiş..."

"Geçmeyecek hiçbir zaman."

"Tebrik ederim."

"Teşekkürler," dedikten sonra gitmeye hazırlanıyordu ki Baran'ın kolunu tutan eli ile durmak zorunda kaldı tekrar.

"Çok değişmişsin."

"Yani?"

Baran dudaklarının arasından sıkıntılı bir nefes alıp bıraktı. Sanki söyleyeceklerinden sonra Asiye'nin tepkisinden korkar gibi bir hali vardı.

"Asiye benden duymanın daha iyi olacağını düşünüyorum."

"Neyi?"

"Ben evleniyorum."

-

Merhaba arkadaşlar... Nasılsınız? Bol bol yorum bekliyorum sizlerden :) İnstagram hesabım : dilektaygun takip etmeyi unutmayın... Seviliyorsunuz ♥

Yangın YeriBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin