*final*
Kafeye birlikte girdiğinizde tezgahın arkasındaki herkes birbirini dürttü. Aynı anda size baktıklarında boğazını temizledin.
"Arkadaşlar, bu bey Lee Hoseok.
Evet, kendisi şu meşhur avukat. Evet buraya beraber geldik.
Hayır işi aksatamazsınız, hayır arka bahçedeki çardağa müşteri alamazsınız.
Ve evet, ikimiz de birer soğuk dem latte istiyoruz. Herkes işinin başına."
Sen Hoseok'u tanıtınca birden utanıvermişti. Eli ensesine gitti. Kaşıdı ve çekimser bir gülümseme sundu onlara. Yeni gelen garson kızların iç çektiğini duymuştun. Haklılardı.
Hoseok ile gerçek bir ilk buluşma olarak iki saat boyunca muhabbet ettiniz. Biraz Goong, biraz hayatlarınızdan bahsettiniz... Bu süreç sonunda molaya çıkan Cloudia ve Miin gelip masada size katıldı. Miin, her ne kadar seni ailenin renklerine bağlamak istediyse de gözlerindeki ışığın bilincindeydi. Hoseok'u bir kaynana edasıyla süzmekteydi. Cloudia ise halen senin ünlü avukatı ne ara bulduğun konudsunda kafasınd aoturmayan detaylarla cebelleşiyordu.
Yalnızca bir saat geçmişken Hoseok iki arkadaşını da gülümsetmiş ve onlarla yakın zamanda bir yemek yeme sözü almıştı. Arkadaşların sakince izin isteyip işlerinin başına dönerken sana fısır fısır 'Bu çocuk bizden tam not aldı' diyorlardı. Gülümsedin.
*
Herşey yavaşça gelişiyorken bir gece kendini onun kapısında buldun. Üstündeki gecelik bile fazla geliyordu sana. Hoseok da kapıyı çamaşırı ve üzerine ters giydiği tişörtüyle açtı. Uykulu ve şişmiş yüzü, uykulu haliyle büzerek aklını aldığı dudakları ve dağılmış saçlarıyla pek tatlıydı.
"Canım? Bir sorun mu var?" ..................... ah o uykulu ama yeni uyanmış seksiliğindeki tonlama!
"Şey... hani bir arkadaşım sana bir dava ile ilgili birşey sormuştu ya, bir gelişme olmuş. Gelsem olur mu?" dedin. Hoseok'un yüzündeki soruları okuyabiliyordun:
Arkadaş?
Dava?
Ne davası acaba?
Ne zaman sordu ki?
Gelişme filan diyor ama?
"E-elbette... dosyamı bulayım..." dedi. İçeri gir diye kenara çekilmişti. Sen girerken salona yöneldi. Boş boş salona bakıyordu. Dosya dolabının yerini düşünürken jetonu düştü. Evinde bir ofisi yoktu. Ofis yoksa, dosya da yoktu. Senin o arkadaşının da davası yoktu. Zaten o arkadaş da hayaliydi!
Sana muzip bir ifadeyle döndüğünde ona atıldın. Dudakların onunkileri bulunca adeta rahat bir nefes almıştın. Sessizce birbirinizi severek, okşayarak odasına ilerlediniz. Odasının manzarası çok güzeldi. Seninkinin aynıydı, ama bu yükseklikte Namsan öyle güzel duruyordu ki! Bu gece ışıklandırması kırmızı renkteydi.
Hoseok kumandayla perdeleri kapattı. Işıkları açmıştı. Göz almayan ama ne gördüğünü algılatan ışıklar. O kumandalarla uğraşırken sen de yatağa gidip afrodit gibi uzandın. Hoseok şımarık bir gülümsemeyle yatağa doğru ilerliyordu. Tişörtünü olabilecek en seksi hareketle çıkardı ve sana attı. Bir dizi yatağa yaslanınca tişörtü kenara atıp yatakta dizlerin üzerinde doğruldun. Onun yaptığı gibi geceliğini çıkardın. Sutyen yoktu. Çamaşırın ise az sonra Hoseok tarafından yokedildi.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
TROPICAL NIGHT | (Wonho OC)
Fanfiction#12 fluff #1 shinhoseok #2 Monbebe #1 OC #1 wonho "Otel Tropical Night'a hoşgeldiniz.... size nasıl yardımcı olabilirim?" "Bana kim olduğunu söyleyerek... " "Ben ..... "
