Hepimizi sanki bir şey zorla tutuyormuş gibiydi.Kimse hareket etmiyordu.Karşımızda bizi durduran çocuk bile.Mafem bizi durdurdu niye bize saldırmıyor?Amacı ne?Soruları kendi kendime sorarken çocuğun bize yaklaştığını fark etmemiştim.Masmavi gözleri daha da belirginleşmişti.Ağaçlardan dolayı az olan güneş ışığı sapsarı saçlarını parlatıyordu.Bu çocuk biraz tanıdık geliyordu.Eğitimden aldığı puanı hatırlıyorum. 5.mıntıkadan gelmişti ve puanı 9'du.Bu kadar aklıma takılmasının sebebi buydu.Biz Frankle hemen silahlarımızı elimize aldık.Çocuk bunu yaptığımızı görünce geri çekildi.
Daha ne kadar bakışıcaz acaba?Artık dayanamadım o bir şey yapmıycaksa ben yaparım.Baltamı daha fazla kavradım ve çocuğun üstüne doğru koşmaya başladım.O da bunu fark ederek kendini savunmaya geçti.Hemen çocuğun üstüne atladım ve yere düşmesini sağladım.Baltamı ona doğru savunup duruyordum ama elimi tek hamleyle kavrayıp beni ağaca fırlatana kadar.Bir anda tüm acı vücuduma yayıldı ve kaskatı kesildim.Hareket edemiyordum.Frank bana çok değişik bir şekilde bakıyordu.Sanki o da benle birlikte acı çekiyor gibiydi.Biri onu benim yerime ağaca fırlatmış gibi.O benim acı çekmeme daha fazla dayanamadan çocuğa doğru koşmaya başladı.Bu sefer aynı şeyi ona yapamadı tabi.Frankte onla aynı güce sahipti.Frank ona palaaını savuruyordu ama çocuk her savuruştan aıyırarakta olsa kurtuluyordu.
Ben de zor da olsa ayağa kalkmaya çalıştım.Kalkarken ağzımdan acı bir çığlık çıkmış olabilir.Ayağa kalktım baltamı ağacın kenarından aldım.Frank'e baktığımda çocuk onu altına almış dövüyordu.Yavaşça arka taraftan yürüyüp çocuğun tam arkasına geldim.Tam baltamı çocuğa indiriyordum ki kulağımın dibinden geçen ok beni durdurdu.
Etrafa bakıp kimin ok attığını anlamaya çalışıyordum.Bir anda kulağımda bir acı hissettim.Elimi kulağıma götürdüğümde elime kan geliyordu.Bu sefer sağ kolumun baya bir uzağından geçen ok beni kendime getirdi.Şimdi okun nereden geldini anlamıştım.Arkamdaki ağaçtan geliyordu.Kimse benden farkı yoktu.Yeteneksizin tekiydi.Ağaca doğru yöneldim ve tırmanmaya başladım.Çok az bir tırmanıştan sonra biri aşağıya atladı.Ben de hemen ardından atladım ama yan ağaçtan atladımı fark etmemiştim.o tarafa baktığımda karşımda Peace bana sırıtarak bakıyordu.O güzel yüzünden eser yoktu.Her tarafı kan içindeydi.Bir eksiği daha Lily yoktu.Bende ona bakıp bu rezil haline gülmeye başladım.Bir anda yüzü düştü.
"Senin oyuncağın nerde?Galiba yanına almaya unutmuşsun onu."dedim ve gülmeye devam ettim.
Bu lafım onu sinirlendirmiş olsa gerek bir ok aldı ve yayına yerleştirdi.Ben de bu sırada ona doğru koşmaya başladım.Attığı her ok benden başka her yere gidiyordu.Bunu başara bilirdim onu öldürebilirdim.Bütün oklarını salakça bana harcayarak tüketti.Artık onu öldürmek çok kolaydı.O da bunu bildiği için gözlerini sımsıkı kapatarak ölmeyi bekliyordu.Baltamı direk kafasına indirdim.Yere yığıldı ve top sesleri duyuldu.Evet sesleri diyorum çünkü ard arda iki top sesi duyuldu.Lütfen Frank ölmesin.O ölürse ben de bir nevi ölü sayılırım.Arkamı döndüğümde Frank yerde ağacı dibinde yatıyordu ama onun biraz sağındada Sarışın çocuk yatıyordu.Umarım o pislik ölmüştür diye oraya koştum.Hemen Frank'ın yanına gittim ve rahatladım çünkü zorda olsa befes alabildiğini görüyordum.Korkumdan ağlamaya başladım ve Frank'e sarıldım.O bunu hissetmiş olucakki bana karşılık verdi.
Çok korkmuştum evetb onun ölmesinden korkmuştum ama neden korktuğumu bilmiyorum.
"Artık bana sarılmayı bırakmalısın yoksa gerçekten ölücem ve korkma artık yaşıyorum.Çok fazla titriyorsun"dedi ve gülmeye başladı Frank.
Onu biraz fazla sıkmış olabilirim ama titrediğimin farkında bile değilim.Ben hala olayın şokunda olduğum için gülemedim hatta konuşamadım bile.Ona döndüğümde kulağıma odaklanmıştı.Ben onu unutmuştum bile.
"Kulağına ne oldu?!Çok fazla kanıyor!"dedi.Şuan o da benim için endişeleniyordu.Sonunda kendimle konuşabilecek gücü buldum.
"Çocuk seni altına aldığı an ben arkasından dolanıp onu öldürücektim.Tam baltamı ona indiriyordumki kulağımın dibinden geçen ok beni engelledi.Sonra Peace le savaştım ve onu öldürdüm.Peki bu çocuğu baygın haldeyken nasıl öldürdün."dedim.
"Herkes niye beni görmezden geliyor?"dedi Robin bir anda ışınlanmış gibi karşımızda belirerek.
"Onu ben öldürdüm.İlk başlarda sizle savaşmamış olabilirim ama korktum.Bir anda bir güç geldi zaten o sıradada Frank baygındı.Gidip çocuğu hallettim."dedi.
Aslında doğru biz orda savaşırken Robin yoktu.Bize destek olmamıştı ve ben ondan git gide nefret etmeye başlamıştım.Bize ayak bağı olmaktan başka bir işi yoktu.Benden beklenmez ama artık ortadan kaldırılması gerekiyordu.Ona bakmadan Frank'ın kalkmasına yardım ettim.
"Buradan gitmeliyiz.Cesetleri alsınlar."dedi Frank.
"Zaten hava kararmaya başladı be kalmamız gereken bir yer bulmalıyız.Hala bir su kaynağı ve yemeğimiz yok."dedim.
Susuzluktan ölmemize çok az kalmıştı.Açlığı bastırabiliriz ama susuzluk.Ona ben bir gün daha dayanamam.Yürümeye başladık ve bir anda marş duyuldu hepimiz gökyüzüne bakıyorduk.Ben önceden kaç kişinin öldüğünü bilmediğim için pek önemsemedim ama soramadanda duramadım.
"Şu ana kadar kimler öldü?."dedim.
"Şu ana kadar 19 kişi öldü.Bu en kısa açlık oyunları olucak.Capitol halkı bundan ğek mutlu olmaz."dedi Robin.
Doğru Capitol halkı genellikle uzun ve çok fazla kan akan açlık oyunları için delirir.Bu oyunlarda ise üç günde 19 kişi ölmüştü.Bu da artık Frank ve Robinden ayrı takılmam demekti.Herkes uyuduktan sonra onlardan ayrılmalıyım...
Hem yarıda bölmüş gibi oldum hem de biraz kısa oldu özür dilerim.Bazılarınız hikayem hakkında çok güzel yorumlar yapıyorsunuz size gerçekten çok teşekkür ederim.Çok moral veriyorsunuz.Bu sefer çok uzun ara vermiycem.Sizi seviyorum Tributes ❤️❤️
