Bölüm 7

49 13 0
                                        

Havuzda 7. saatim. Bu sefer etrafımda Ambulans, Polis, olay yeri inceleme, Babam, Annem ve Gece'nin ailesi var. Üzerimde Gece'nin havlusu, aklımda hâlâ o an vardı. Bir yanda bir annenin göz yaşları, diğer yandan karşımda duran cesed torbası, diğer yandan bana olan biteni soran polis memuru. Kulaklarım hiç olmadığı kadar duymaz oldu kimseyi, gözlerim görmez oldu gerçekleri. Hissetmek istemiyorum acıları, bırakın mutlu anlar size kalsın bundan sonra. Ellerimin arasında kayıp giden yıldızları düşünmek istemiyorum, bir daha hiç doğmayacak güneşimi, geceleri aydınlatmayacak ayımı ve dilek tuttuğum bütün kayan yıldızları sonsuza dek fark etmek istemiyorum.

"Neler oldu Arya? Anlatmak ister misin biraz?" dedi elinde bir not defteri tutan polis memuru. Babam benden önce lafa atladı "Memur Bey, biraz vakit tanıyın lütfen, şok geçiriyor şuan." sırtımı sıvazlayarak güç vermeye çalıştı. "Sayın savcım haklısınız ama bizde görevimizi yapıyoruz. Belli ki bu vakitli bir ölüm değil." polis memuru sustuğu gibi kafamı ona çevirdim. "N-Ne yani bir c-cinayet mi?" sordum titreyen sesimle. Memur cevap vermek yerine iki dudağını birleştirdi. "B-Ben geldiğimde sudaydı, tam soyunma odasına gidecekken 'Arya' diye bağırdı. İ-İlk önce şaka yapıyor sandım ama kendini suya bırakınca korktum, bende arkasından atlayıp onu buraya çıkardım. Y-Yardım istemek için seslendim ama kimse yoktu." lafım bittiği gibi tekrardan göz yaşlarıma hakim olamadım. Olduğum yerden yavaşça kalktım ve Kadriye teyzenin olduğu yere doğru gittim. Ağlamaktan takati kalmamıştı. Olduğu yere çökmüştü. Ben geldiğimde ağlamaktan kızarmış gözleri ile bana baktı. "A-Arya..." diyerek ayağa kalktı ve yavaşça bana doğru yöneldi. Üzerimdeki havluyu tutan ellerimi, titreyen elleri ile avcunun içine aldı. "K-kızım..."

Ve o an duygularımın paramparça olduğunu hissettim. Kadriye teyze tutamadığı gözyaşları ile sanki bir daha birini kaybetmek istemezcesine sarılıyordu. Bilinçsizce bende ağlamaya başladım tekrardan. Hislerim alt üst olmuştu. Gözlerim o kadar ağırlaşmıştı ki kapatsam sanki bir daha açamayacakmışım gibiydi. Titriyordu her yerim, takatim kalmamıştı sanki. Bir annenin acılı sarılışında açan tüm çiçeklerin solduğunu, tüm yıldızların kaybolduğunu hissettim. Göz yaşlarım solan çiçekleri geri getirir miydi? Ay, yıldızlarını geri mi getirirdi yoksa göz yaşlarım semaya yükselip yıldız mı olurdu? Bilmiyorum, anlamıyorum. Bildiğim tek bir şey var, sadece ağlıyorum.

Beynimin derinliklerinde bir sürü kapı açık kalmıştı artık. İçinde bulunduğum uçsuz bucaksız koridor, keskin bir soğuk hava ile dolmuştu. İliklerime kadar titriyordum bilinç altımda.

Hislerim öyle karmaşık, öyle darmadağın ki sanki dilini bilmediğim bir şarkının nakarat kısmında ağlayacak gibiydim.

İçimden geriye saymak istiyordum. Kulaklarım ağlarken çıkan hıçkırıkların sesinden uzaklaşıp bir ayrılık şarkısının sözleri ile dolsun istiyordum. Uzaklaşmak istiyorum. Kaybolmak istiyorum ve bir daha yolumu bulamamak istiyorum. Sanırım çok şey istiyorum hayattan. Bu yüzden mi hep kaybeden taraf ben oluyorum? Bu yüzden mi tek gördüğüm bir avuç mutluluk ve bin göz yaşı oluyordu.

Arkamdan babam seslendi. "Arya, tekrardan ifade vermek için merkeze gitmen gerekiyormuş. İstersen pek beklemeyelim arkadaşları." Kadriye teyze yavaşça kollarını benden ayırdı ve cevap vermemi bekledi. "Yorgunum, başka zaman olmaz mı?" dedim. Beni tanımayan biri bile anlardı ses tonumdan yorgun olduğumu. "Arya sende haklısın ama böylesi daha sağlıklı olacak sanırım." içimden bir ses babamı dinlemem gerektiğini söyledi. "Peki, gidelim." dedim usulca. Ve yavaş adımlarla babamın yanına yöneldim.

Babam koluma girerek benimle birlikte arabaya doğru yürüyordu. Havuzun yankılı koridorlarında ayak sesleri karışıyor ve büyük bir baş ağrısına davetiye veriyordu. Kafamı babama çevirdim ve "Şimdi ne olacak, kimin yaptığı ne zaman belli olacak?" dedim. "Şuan her şey için çok erken. İlk önce eminim ki bu olay üzerinde çok duracaklar. Çünkü faili meçhul bir cinayet var ve bunu yapan kişinin ağır bir ceza alması gerekecek. Şuan için güvenlik kameraları ve senin ifadeden yola çıkarak ilerleyecekler. Deliller gün yüzüne çıktıkça olay da su üstüne çıkar sanırım." babam sanki bir mahkeme salonunda gibi konuşmuştu. "Ya hiçbir delil bulamazlarsa ne olacak?" diye sordum merakla. Babam yutkunarak "İhtimalleri konuşmaya gerek yok, önümüze bakalım." dedi kravatını biraz genişleterek. Sanki bir şeyler biliyormuş gibiydi. Farkındaydım. Ne diyebilirdim ki?

FARAZİBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin