είκοσι (1)

1.7K 188 15
                                        

kiiara/feels

"anlamıyorum." 

taehyung'un anlamadığı matematik problemi değildi. sadece gayet mantıklı, düzenli ve sevgi dolu ilerleyen birlikteliklerinin neden böyle sonlandığını anlamıyordu. geldikleri durumu kavramak için çabalıyor, her seferinde eli boş dönüyordu. elleriyle kafasını kafeslerken bir kez daha tekrarladı.

"anlamıyorum. gerçekten."

şimdi gecenin bir yarısı ıssız bir parkta ayaza karşı ne aradığını da anlamıyordu.

üstelik onun evinin önünde ne işi vardı?

aklım benimle oyun oynuyor olmalı, diye düşündü genç adam. kendisinden bir anlam çıkartamamak onu hiç olmadığı kadar yoruyordu. eski çocuk neşesini hiçbir yerde bulamıyor, evinde hissetmek için dört duvardan fazlasına ihtiyacı olduğunu biliyordu.

ayak ucuyla ittirerek salıncakta biraz sallanmayı denedi. canı sıkkın olduğunda böyle oyun parklarında sevgilisiyle birlikte sallanmayı severdi.

fakat ona canı sıkıldığında kendisini kim sallayacaktı?

geceye titrek bir nefes bıraktı.

yanındaki salıncağa kurulan ayakları farkettiğinde irkilse de sesini çıkartmadı. o olduğunu biliyordu. taehyung, o'nu varlığının verdiği tarifsiz histen bile anlayabilirdi.

sessizliği bozan siyah saçlı oldu.

"saçların değişmiş." acı acı gülümsedi ikisi de. bu sessizlik yemini, aralarında koca uçurumlar ve acı çığlıklar bıraksa da buradaydılar işte, yan yana ve apayrı.

taehyung elini koyu kahve saçlarına götürüp geriye doğru tararken mırıldandı. "pembe çocuksu gelmişti."

güzeldi. büyük olanın göz ardı edemeyeceği kadar açıktı bu. küçük olan her zaman göz kamaştırıyor ve büyüğün kirpiklerini titretiyordu.

sadece fiziksel bir güzellik değildi bu. küçük, kendisinden küçüklere balon vermeyi seviyordu. çok sevdiğini bile sırf yüz güldürmek için tereddütsüz paylaşıyordu. sokak hayvanlarına elinden geldiğince yardım ediyordu, nezaketini güzel yüzünden eksik etmiyordu ve karakterini bu denli güçlü kılan pek çok detay vardı.

öte yandan büyük olan fırtınalar içindeydi. taehyung için o, engin deryalara hâkim bir denizciydi ama şimdilerde durgun suda bile tökezliyordu. kendinde boğuluyordu.

güzellerdi.

parmaklarının uyumuyla, birbirlerini tamamlamalarındaki orijinallikleriyle, sarıldıklarında saçlarının birbirleriyle ettiği danslarla onlar nefes kesecek kadar güzellerdi.

sessizlik.
şimdi aralarındaki uğursuz melodinin ve rüzgar çınlamalarının aldığı karşılık soğuk bir sessizlikti.

bütün gece birlikte hafif ileri-gerilerle sallandılar. konuşmadılar. gün ağarırken uyuşmaya başladıkları sırada ağaç dibine oturmuşlardı ve uykulu taehyung'un teklifiyle büyüğünün omzuna yatarak kestirmişti. seokjin bu durumu boş bırakmayıp kafasını onun kafasının üzerine yerleştirmişti.

güzellerdi.
canları cayır cayır yanarken
can alacak kadar.

congratulations |taejinHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin