*9*

218 14 3
                                        

    Gün ışığının suratıma vurmasıyla odamın doğu cephesinde olmasına lanet ettim. Uykum kutsaldı ve bunu kimse bölemezdi. Gözlerimi kapatıp tekrar uyumaya çalışsam da huyum kurusun tekrar uyuyamayacağımı biliyordum.

    Yorganımı tekmeleyerek yataktan kalktım ve burnuma omlet kokusunun gelmesiyle hem sevindim hem de şaşkınlığımı gizleyemedim. Çünkü çocuklar yemek yapamazdı.

    Aşağı kata pijamalarımla indim. Nede olsa çocuklarla aynı evde yaşıyorduk utanılacak bir şey yoktu. Omleti yapan her kim ise o da buna alışsa iyi olurdu. Kimse için rahatımı bozucak değildim, teknik olarak burası benim de evimdi.

    Çocukların gülüşmelerini duydum, bu beni her zaman mutlu eden bir şey olmasına rağmen şu anda sinirlerimi bozmuştu. Mutfağa girdiğimde Lily, Luke, Cal ve Ashton omlet yemekle meşguldüler.

    Günaydın demelerine aldırış etmeden buzdolabına yöneldim. Gerçekten ne dediklerini bile duymuyordum. Sonunda Calum her sabah olduğu gibi bana sarılıp sulu bir öpücük kondurduğunda onu itmeye başlamıştım bile. " Hiç havamda değilim Cal." dedim. Yavru köpek bakışı atarken ben gözlerimi kapadım.

    " Birileri ters tarafından kalkmış sanırım." dedi Ashton. Tanıdık kıkırdaması kulaklarıma şölen yaşatırken içten içe kendime bunun bir şölen olmadığını söylüyordum. Gerçekten aptalın tekiyim. Buz dolabından sütü çıkarırken " Kes sesini İrwin." dedim.

    Sütü kocaman bir bardağa doldururken hala gülüyordu. Tamam artık cidden sinir bozucuydu. Sütü üstüne dökmeye gidiyordum ki Lily'nin sesiyle durdum. " Senin için de omlet yapmıştım Lisa." dedi tatlı sesiyle.

    Sabah kalkar kalkmaz bir şey yiyemezdim. Genelde midem bulanırdı ama süt hep iyi gelirdi. Teşekkür edip yemeyeceğimi söylediğimde üzülmüş gibiydi ama bozuntuya vermedi. Sanırım alınmıştı.

    Luke alışkanlığımdan bahsedince yüzünde rahatlama hissi belirdi. Bu beni mutlu ediyordu yani beni önemsemesi. Genelde nadiren önemsenen bir insandım.

    " Mike nerde?" diye sordum. Onu bu sabah hiç görmemiştim. " Tüm gece şarkı yazdı, biraz yorgundu biz de uyumasına izin verdik." diye açıkladı Luke.

    Onu uyandırmanın vakti geldi diye düşündüm, bugün stüdyoya gitmeleri gerekiyordu. Üst kata çıktım ve Michael'ın odasına daldım.

    Odanın içi Michael gibi kokuyordu, gerçekten güzel kokuyordu. Çocukların hepsi güzel kokuyordu nedenini bilmiyorum ama parfüm kokusuna da benzemiyordu. Odanın camını açtım ve temiz havanın içeri girmesine izin verdim.

    " Uyan Michael!" neyseki Michael diğerlerine göre çabuk uyanıyordu ama hemen geri uyuyabilme gibi bir özelliği vardı. Onu yataktan sürükleyerek düşürmemle acıyla inledi. " Sanada günaydın Lisa." dedi uykulu sesiyle.

    Üstsüz vücudu direk dikkat çekiyordu ve ben o an çocukların hepsi neden üstsüz uyuyor diye merak ettim. Dolabını açtım ve hemen hoşuma giden gri T-shirt ünü üstüne attım. Homurdanarak giyinirken yanağına bir öpücük kondurdum ve hemen aşağı inmesini söyledim.

    Odama gidip üstüme kot şortumla Calum'dan arakladığım T-shirt ü giydim. Bunu haketmişti çünkü Twitterdaki şakamı görünce televizyonun iki yanına sütyenlerimi asmıştı, çikolata soslu bir şekilde.

    Küçük siyah çantamı aldım ve içine süper üçlümü koydum- telefon, cüzdan ve anahtarlar.- Çantamın çoğu kıza göre daha hafif olduğunu söyleyebiliriz.

    Çocuklara çıkacağımı söylediğimde Lily nereye gideceğimi sordu. " Hastaneye, kontrole." dedim. Yanımda gelip gelemiyeceğini sordu bende olumlu yanıtladım. Nede olsa zaten teknik olarak hastanede tanışmıştık.

Kelebek Hissi // a.iBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin