10 | Yangın (+18)

7.5K 381 143
                                        

Sınır: 100 oy 100 yorum

"Birbirimizden ayrılamayız İrem. Yapamayız bunu."

Yutkundum. Doğru söylüyordu. Ne yaşanırsa yaşansın asla uzak duramıyordum. Sürekli onu görme isteği derin iç çekmeme sebep oluyordu. Bir hafta bile olmamasına rağmen üzerimde yarattığı etki neredeyse elle tutulur cinstendi.

Gözlerimi kaçırdım. O da beni dikleştirdi. Ellerimi boynundan çekmedim. O da belimdeki ellerini oynatmadı.

Yüzümüz çok yakındı. Nefesi dudaklarımdaydı. Vücudumun her yeri titriyor, elektirik çarpmış gibi oluyordum.

"Ben yapamıyorum İrem. Uzak duramıyorum. Bir şey beni sürekli sana çekiyor."

Kasılan vücudum cümle kurmamı engelliyordu. Kendimi toparlayıp cümle kuracağım sırada Ulaş'ın telefonu çaldı. Ağzının içinden bir şeyler geveleyip telefonu iç cebinden çıkardı.

"Ne var Sinan?" Bir süre karşı tarafi dinledi. Sonra gözleri kocaman açıldı ve dudakları aralandı. Ardından gözleri beni buldu.

"Tamam hemen geliyorum." Telefonu kapatıp cebine koydu.

"Bizim evde yangın çıkmış!"

"Ne! Hadi çabuk gidelim!"

Spor salonundan koşarak çıktık. Arabaya bindiğimiz gibi eve gittik. Apartmanın olduğu sokağa girdiğimizde herkes apartmanın önündeydi. İtfaiye aracı ve ambulans vardı.

Arabadan inip koşar adım kalabalığın önüne geçtik. Öykü ambulans içindeydi. Oksijen veriliyordu.

"Öykü!" Yanına gittiğimde koluma dokunarak gözlerini uzunca kırptı. Sonra Sinan ve Ulaş geldi yanımıza.

"Nasıl çıktı yangın?" dedim titreyen sesimle. Öykü'nün bu halde olması gözlerimi çoktan doldurmuştu bile.

"Dün gece elektrikler kesildiğinde mum yakmıştık. Sabah hepsini söndürdük sanmıştık ama bi tanesini unutmuşuz. Öykü'yle yemek yerken bi anda her yer ateş aldı. Alevler büyüyünce hemen evi boşaltamadık."

"Yangın söndü değil mi?"

"10 dakika falan önce söndürdüler."

Öykü oksijen maskesini çıkardığında hemen boynuna sarıldım. Zaten akmaya hazır olan gözyaşlarım dökülmeye başladı.

"Geçmiş olsun Öykü." diyen Ulaş'a çevirdim bakışlarımı. Sonra farkettim, onunda gözleri dolmuştu.

"Senin neden gözlerin doldu?" diye sordum.

"Öykü'yü ambulansın içinde görünce kötü oldum. Sabah mumları ben söndürmüştüm. Eğer kontrol etseydim böyle bir şey olmayacaktı."

"Dert etme, Allah daha kötüsünden korudu." dedi Öykü sıcak ses tonuyla.

Sinan Ulaş'ın omzuna destek olur gibi vurdu. Sonra herkes evlerine dağıldı. Bizde hep beraber bizim eve geçtik.

Oturma odasındaydık. Öykü Sinan'ın omzuna yatmış öylece oturuyordu. Ulaş sıkıntıyla ellerini göğsünde birleştirmişti. Bende öylece tavana bakıyordum.

"Evdeki durum nasıl? Çok mu kötü?" dedim.

"Oturma odası ve koridor kötü durumda. Badana yapılması gerekiyor. Ayrıca odaların kapısına falan sıçramış. Yani evin baya bir düzelmesi gerekiyor." dedi Sinan. Sıkıntılı ses tonu hepimizin moralini bozmuştu.

"Eşyalarını topla da, otele gidelim." dedi Ulaş. Sinan'a bakıyordu.

Aynı evde bulunmaktan rahatsız olacağımı biliyordum. Ama dışarıda kalmalarına gönlüm razı olmazdı.

MÜPTELABağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin