42 | Dönüş

3.4K 345 579
                                        

MEKANIN SAHİBİ GERİ GELDİ 😎

"İrem, hadi kahvaltı yapalım gel," diyerek beni çağırdı Öykü. Ama ben kahvaltı yapmak istemiyordum ki. Benim istediğim şey farklıydı.

"İstemiyorum Öykü," diye mırıldandım. "Sen İkra'yı yedirir misin?"

"İkra'yı yediririm, ya sen?"

Derin bir soluk verdim ve üzerimdeki battaniyeye daha da sıkı sarıldım. Halsiz hissediyordum kendimi. Halsiz ve güçsüz.

Öykü mutfaktan çıktı ve yanıma oturdu. Amerikan mutfak olduğu için gelen kokular daha da bulandırıyordu midemi.

"Bak böyle olmaz, bir şeyler yemen lazım."

"Aç değilim Öykü."

"İrem," dedi yumuşak sesiyle. "6 ay oldu Ulaş gideli. Onunla birlikte sende gittin neredeyse. Yapma lütfen."

"Anlamıyorsun, ne kadar kızsam da onu istiyorum yanımda," diye mırıldandığımda gözlerim dolmuştu bile.

"En azından İkra için güçlü ol," dedi titrek sesiyle. Ona baktım. Yutkundu.

"Olamıyorum," dediğimde ağzımdan bir hıçkırık firar etti.

Elimi tuttu. "Sen benim gördüğüm en güçlü kadınsın." Kafamı iki yana salladım.

"Ben mi güçlüyüm? Dört duvar arasında ayakta kalabildiğim için güçlü sanıyorsunuz beni. Halbuki çoktan yenik düştüm içimde verdiğim savaşlara."

Eli saçıma gittiğinde biraz daha ağladım. Ardından İkra salona girdiğinde hemen gözlerimi sildim.

"Anne," dedi koltuğa çıkarak. Konuşması iyice düzelmişti. Kelimeleri daha anlaşılırdı ve düzgündü. Sadece bazı kelimleri yanlış söyleyebiliyordu.

"Annen biraz hasta olmuş bebeğim, o dinlensin. Bizde seninle kahvaltı yapalım olur mu?"

İkra bana inanmayan bakışlarını attığında kafamı sallayıp uzunca gözlerimi kırptım. Yanıma gelip yanağımdan öptü ve Öykü'yle birlikte mutfağa gitti.

6 aydır böyleydik İkra'yla. Yani Ulaş o akşam yemeğinden sonra Amerika'ya gittiğinden beri. Bu sefer gitmedim peşinden. Valize rastgele bir şeyler doldurup ani bir delilikle evden çıkmadım. Benim bir çocuğum vardı. Ardımda bırakamayacağım bir kızım vardı. Ulaş gibi bencil davranamazdım.

Anneydim ben.

Ulaş sebepsizce hayatımdan çıktığında bocaladım. Bebeğimi düşürdüm, günlerce yemek yemedim, uyumadım. Bekledim, halâ da bekliyorum. Bu 6 aylık süreçte yanımda sürekli Öykü kaldı. Ama o da bir yere kadar yardım edebildi. Onunda ailesi vardı. İlgilenmesi gereken bir oğlu vardı.

Ulaş'tan hiç haber yoktu. Kimseyi aramamıştı. İkra'yı bile.

***

"İkra da okula gittiğinde göre kalk artık İrem."

"Ne var Öykü ya," diye mırıldanıp yastığa iyice gömüldüm.

"Kızım kalk artık ya. Ne bileyim camdan dışarı bak, ya da bi ayağa kalk."

"İstemiyorum."

"Kızım şu battaniyenin altında bakteri ürettin. Kazıyarak çıkaracağız seni ordan," dediğinden kıkırdadım. Yine beni güldürüyordu arkadaşım.

Koltukta doğrulup derin bir soluk verdim ve bağdaş kurdum. Öykü'de benim gibi bağdaş kurdu.

"Özledin değil mi?"

MÜPTELAHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin