19 | Kavuşma

4.6K 338 142
                                        

İrem koltuktan kalkacakken Ulaş kolundan tutup durdurdu.

"İrem."

"Bırak, bundan sonra seninle konuşmak istemiyorum. Sinan iyileşsin, ondan sonra defolup git."

Ulaş başını öne eğdi. Ağlamamak için tuttuğu gözyaşlarını geri yollamaya çalıştı. Dolu gözlerini kaldırıp İrem'e çevirdi. İrem'in de gözleri ıslaktı. Gözünü kapatsa, yağmur gibi yağacaktı. Ulaş ayağa kalktı. Dolu gözleriyle birbirine bakarken, en sonunda Ulaş dayanamayıp, hızla İrem'in dudağına yapıştı.

İrem Ulaş'ı göğsünden ittirip tokat attı. Genç adamın başı hızla yana savruldu.

"Ben sana ne anlatıyorum, sen ne yapıyorsun?" dedi sesini yükselterek.

"İrem."

"Sus! Bundan sonra sakın benimle konuşma!"

İrem ağlayarak odayı terk ettiğinde Ulaş koltuğa oturdu ve kafasını arkaya yasladı. Sol eliyle gözlerini silip evden çıktı ve kendi evine gitti.

İrem yatağında oturmuş bacaklarını kendine çekmiş ağlıyordu. Kapı sesini duyunca daha çok ağlamaya başladı.

~

Sabah yataktan kalkıp ayaklarını sürüye sürüye oturma odasına gitti. Her şeyin bir rüya olmasını istedi.

Ama yoktu, işte. Tek eliyle battaniyesini zar zor toplayıp gitmişti. Neredeydi şimdi? Yaralıydı daha, iyileşmemişti.

"Günaydın." dedi Öykü İrem'in yanağını öperek.

"Günaydın."

"Ulaş nerede?"

"Gitmiş."

"Nasıl gitmiş?"

İrem olan biteni Öykü'ye anlattı. Öykü şaşkınlıkla dinlemişti hepsini.

"Sence ben haksız mıyım?" dedi burukça.

"Bilmiyorum."

Kahvaltılarını yaptıktan sonra oturma odasına geçmişlerdi. Sinan Ulaş'ı aramıştı.

"Ne diyor Sinan, neredeymiş?"

"Bir arkadaşıma gittim, merak etme dedi kapattı."

İrem derin bir nefes aldı. En azından güvenli bir yerdeydi.

"Of! Okullarda açılıyor!" dedi Öykü hafif bir sitemle.

"Açılsın artık. Kafamı dağıtmam gerekiyor."

"Öykü, ben bu alçıyı çıkaracağım artık." dedi Sinan konuya dahil olarak. Sıkılmıştı.

"Çıkar aşkım, sonra ne yapmayı düşünüyorsun? Seni odadan odaya mancınıkla mı fırlatalım?"

"Sıkıldım ama."

"Onu apartmanda tazmanya canavarı gibi koşmadan önce düşünecektin."

"Harbiden ya, nasıl oldu bu iş? Sormayı unuttum ben." dedi İrem.

"Sinan benimle yarışa girmişti. Evin kapısına en son varan yemeği hazırlar demişti. Koşmaya başladık. Sonra yeri öptü ve ben kazandım."

"Ben diyorum gerizekalısınız diye. Kimseye inandıramıyorum. Mal geldiniz mal gideceksiniz."

~

Üniversite bahçesinden içeri giren İrem etrafa bakındı. Uzun zamandan beri gelmediği için özlemişti. Yavaş adımlarla içeri girdi ve etrafı süzdü.

MÜPTELABağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin