Yavaş yavaş okuyun, duyguyu hissedin.
⭐
Umutları bir bir tükeniyordu. Yaşamak onun için çok saçma bir hâl almıştı. Bir hafta... Koskoca bir hafta olmuştu buraya geleli.
Bekliyordu İrem. Gidemeyeceğini biliyordu. Ama bekliyordu. Sonuçta beklerken hiç kimse hesap sormuyordu ona. Bağırmıyordu. Yasak koymuyordu.
Yine yatağa oturmuş duvarları izliyordu. Okulu tatile girdiği için oraya da gidemiyordu. (Tatil zamanlarını pek bilmiyorum, fazla takılmayın.)
Ulaş odaya girdiğinde hiç kıpırdamamıştı. Bakmamıştı bile. Zaten iki gündür konuşmamıştı. Gece olunca göğsünde uyuyor, gündüzleride birkaç lokma bir şeyler yiyordu. Onun dışında zaten yapacak bir şeyi yoktu. Bekliyordu.
"Hadi gel dışarı çıkalım."
Ulaş'ın dediğiyle İrem şaşırmıştı. Bir hafta sonra yeniden dışarı çıkacaktı. Daha önce buna sevineceği aklına gelmezdi. Normalde olsa özgürce çıkıp dolaşan kız, şimdi pencereden bile zor bakıyordu.
Kafasını salladı. Yataktan kalkıp valizine ilerledi. Siyah pantolon, beyaz bir tişört seçmişti.
Ulaş odadan çıktığında üstünü giyindi. Aynaya baktığında kendini inceledi. Zayıflamıştı, teni solgundu. Eski İrem yoktu. Güçsüz, yorgun bir kız gelmişti. Normalde ona tam olan pantolonu, şimdi biraz bol geliyordu. Geldiğinden beri yemek düzeni bozulmuştu. Gün içinde birkaç lokmayla ayakta duruyordu.
Kapının açılmasıyla Ulaş iri bedenini odaya soktu.
"Hazır mısın?"
İrem yutkunarak kafasını salladı. Ulaş İrem'in elini tutup evden çıkardı. Apartmandan çıktıklarında İrem durdu. Başını kaldırıp, gözlerini kapatıp havayı içine çekti. Sonra gözlerini açtı. Neden etrafı buğulu görüyordu? Şimdi farkına vardı, gözlerini kapattığında bile gözleri dolmuştu.
İşte o an, İrem kendine üzüldü. Ne ara böyle olmuştu? Bu kadar duygusal olmuştu? Dışarıya bile hasret kalacak kadar zor durumdaydı. Tamam, bu zamana kadar Ulaş ona zarar vermemişti, ama yinede özgürlüğüne kavuşmak istiyordu.
Arabaya bindi. Sakin bir deniz kenarına gelmişlerdi. Ulaş İrem'in elini sıkıca tutmuş, deniz havası ala ala yürüyorlardı. İrem elini çekmek istedi. Ama Ulaş engel oldu.
"Hayır."
"Kendim yürümek istiyorum."
Ulaş sonunda İrem'in sesini duymuştu. Ama elini çekmesine izin vermedi.
"Dışarı çıkarttım diye hemen kendini özgür zannetme!"
Buna bile müsaade yok muydu? Hep böyle olmak zorunda mıydı? Takıntılı bir adamın yüzünden esir hayatı mı yaşayacaktı? İrem Ulaş'ın bi anlık dalgınlığıyla elini çekti ve bağırmaya başladı.
"Sen ne yapıyorsun ya!"
İrem bi adım geriledi ve konuşmasına devam etti.
"Bak bana! Bak! İnsanım ben! Gördün mü! İnsanım! Canım var benim! Kalbim var! Sende insansın! Bende insanım! Yapma! Bak tek kelime söylüyorum sana! İnsanım! Robot ya da oyuncak değilim!"
İrem hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı. Hızla Ulaş'ın elini alıp kalbine koydu.
"Bak, kalbim atıyor duyuyor musun!" Sonra elini kendi dudaklarına koydu. "Nefes alıyorum hissediyor musun!" Sonra Ulaş'ın elini sertçe bıraktı. "Niye peki? Niye kalbim atıyor, niye nefes alıyorum? Çünkü insanım ben!"
İrem hepsini bağırarak, hıçkıra hıçkıra ağlayarak söylemişti. Ulaş ise, o farklı mıydı? Karşısında hıçkıra hıçkıra ağlayan sevdiğini görünce o da ağlamaya başlamıştı. İrem içinden geçenleri söylemişti.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
MÜPTELA
ChickLit"Beni böyle ortada bırakışını hiç unutmayacağım." Kapak tasarımı bana aittir.
