Yavaş yavaş dik durmayı öğreniyor insan. Düşe kalka, yara alarak, kırılıp dökülerek. O kadar acı çekiyoruz ki güçlü olmayı öğrenene kadar bazen nefesimizin kesildiğini hissediyoruz iliklerimize kadar. Koşulsuz şartsız güveniyoruz hudut koymadan engel görmeden seviyoruz insanları. Hançerlerinin hep arkalarında saklı olduğunu görmeden birgün çıkıp canımızı alacaklarını aklımıza bile getirmeden yaşıyoruz. Bir kere düştüğümüzde kan kokusu almış köpek balığı misali saldırıyorlar bize işte o zaman anlıyoruz düşenin yanında kimsenin olmadığını ve en güzeli de ne biliyor musunuz? Onlar kaybettiğimizi sanırken biz dimdik ayakta durmayı bu hayatı kimseye yük olmadan yaşamayı öğreniyoruz
Gülünç olansa o burnu kaf Dağı"nda olan sözde insanlar asıl kaybedenin kendileri olduğundan bir haberler

ŞİMDİ OKUDUĞUN
SESSİZLİĞİMDEKİ SES
Novela JuvenilBir çiçek yaprağı kurudu diye açmaktan vazgeçer mi? Bir kalp sevilmedi diye sevmekten vaz mı geçer? Canım çokça yandı ömrüm kısa belki ama ömrümün kat be katı özlemekle geçti Güçlü olmak ayakta kalmak için savaş verdikçe yıkıldım yine de ayakta kald...