Ori'nin gözlerinin içinde kaybolan Kula, gözleri kapandığı anda kendisini bembeyaz bir alanın içinde buldu. Etrafına baktığı her şey bembeyazdı. Uçsuz bucaksız bu bembeyaz alanda etrafına baktıkça kendisini çok daha mutlu ve coşkulu hissetmeye başlamıştı. Pespembe pijaması ve dağılmış saçları ile Kula kendisine doğru yürüyen bir Ori'yi farketmişti. Ori dibine kadar gelince Kula'nın tam önünde durup yüzüne bakmaya başladı. Kula ona doğru eğilip;
- Ne yaptın sen bana?
Tam bu sırada arkasından bir ses geldi;
- Hey !
Kula sesi duyar duymaz irkilmişti. Hemen arkasını döndüğünde karşısında Tim'i görmüştü. Tim Kula'nın çok korktuğunu görünce;
- Sorun yok! Sorun yok. Benim...
Kula abisini karısında görür görmez gözyaşlarını tutamamıştı. Koşarak Tim'e sarıldı. Tim sarılmasına net bir karşılık vermeden öylece duruyordu. Kula ağlamaklı sesi ile;
- Ne oldu sana?
Tim Kula'yı üzerinden çekip yüzüne baktı. Dağınık saçları ve pijaması ile duran Kula'nın alnına hafifçe dokundu. Birden Kula'nın saçları dümdüz aşağı sallanan, kıyafeti günlük kıyafetlerine uygun olan bir biçime dönüşmüştü. Tim cevap verdi;
- Dünyada yaralı iken Astral'e döndüm. Çok kan kaybım vardı. Dünya'da yaralı iken Astral'e gidersen kanın durmaz. Ruhun bedeninden ayrıldığında Dünya'da kısmen yaşamsız hale gelirsin.
Kula kolu ile gözyaşlarını silerken, Ori Tim'e yaklaşıp pantolonundan tırmanarak omuzuna çıktı. Tim Ori'nin boğazını nazikçe okşadı, Ori de kuyruğunu Tim'in boğazına doğru getirdi. Kula bu durumu izlerken birden etrafına bakarak;
- Neresi burası?
- Burası benim zihnimin içi. Bir nevi benim dünyam. Ori seni buraya getirdi.
Kula Ori'ye bakarak ne kadar tuhaf bir canlı olduğunu düşündü. Tim bu sırada;
- Düşündüklerine dikkat et.
Kula birden sarsıldı. Tim devam etti;
- Benim zihnimin içinde ne düşünürsen düşün, ben de duyabilirim.
Kula şaşkın bir halde Tim'in arkasında duran dev bir kapı gördü. İki tarafından kılıç tutan dev iskeletler ve kapıyı oluşturan kafataslarını gördü. Cehenneme açılan bir kapıyı andırıyordu ve daha önce görmediği tarzda bir şeydi. Kula'nın gözleri kapının üzerinde iken Tim de arkasını döndü ve;
- O benim zihinimin diğer yarısı. Kapıyı açmak istemezsin.
Tim Kula'nın fazla sarsıldığını düşünerek parmaklarını şıklattı. Birdenbire büyük bir sanat okulu sınıfının içinde bulmuşlardı kendilerini. Etraflarında bin bir çeşit müzik aleti vardı. Kocaman bir sınıf içerisinde tek başınalardı. Gecenin geç saatlerinde, ışıklar kapalı ve Ay ışığının camlardan içeri yansıması, etraftaki atmosferi daha da canlandırıyordu. Kula etrafına büyülü gözler ile bakarken;
- Burası neresi?
- Burası gittiğim üniversitedeki sanat sınıfı. Çok gergin olduğum zamanlarda buraya gelip kendi başıma piyano çalardım.
Kula kuyruklu piyanonun yanına gelip nazikçe ellerini piyanoya değdirdi. Dokusu ve hissiyatı ruhunu doldurmuştu. Tuşlarına bakarken çalmak için can atsa da Tim buna izin veremezdi. Kafasının içinde oluşan ses dalgaları onun düşüncelerini başka yerlere itebilir ve Kula Tim hakkında öğrenmemesi gereken şeyleri öğrenebilirdi. Kula kendisini sınıfa kaptırınca, Tim Kula'nın rahatlamış olduğunda emin haldeydi. Tim hafifçe öksürdü ve ciddileşerek;

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Uyuyan Hayatlar
FantasiAstral hakkında bilgi edinmek isteyen Kula, abisi Tim'e Astral hakkında sorular sorar. Çok geçmeden kendisini Astral Dünya'nın ortasında bulur. Artık hayatı her zamankinden daha maceralı ve daha korkunç bir hale bürünür.