paradise/17

5.6K 452 165
                                        

17

Günler ağır geçiyordu. Ve bunun sebebi kilo alışım veya karnımın her gün daha da büyüyerek ağırlaşması değildi. Hoseok kızgınlık dönemine girdiği için Jimin hem sabah gelenlerle hem de akşam gelenlerle stüdyoda vakit geçiriyor, eve geldiğinde yorgun ve asık suratlı oluyordu. Ve sorun sadece bu da değildi. Hoseok ile birlikte diğer baş dansçı Seungyeon da kızgınlığa girmişti ve ikisinin de aynı döneme denk gelmesi, tüm öğrencilerle Jimin'in ilgilenmesine sebep oluyor, bu da onu yoruyordu.

Bir haftayı bile geçmeyecekti dönemleri ama yine de üç günde Jimin fazlasıyla yorulmuştu. Ee ben de iyi bir omega olduğum için akşamları eve yorgun geldiğinde ona güzel yemekler hazırlıyor, yatağımızda ona masaj yapıyor, fazla yorulmaması için sevişme isteyimi bastırmaya çalışıyordum.

Hoseok'un kızgınlık döneminin uzun sürdüğünü bildiğim için dördüncü günde tekrar sabah erkenden çıkan Jimin'in yanına, stüdyoya gitmeye karar vermştim öğle arasından önce. Hem zaten kafede tanıştığım bazı arkadaşlarımla da öğleden sonra stüdyolarına yakın bir barda buluşacaktık. O yüzden de oraya uğramam gerekecekti.

Stüdyoları yedi katlı bir binanın birinci, ikinci ve üçüncü katlarındaydı. Birinci katları yiyecek ve duş kısmıyken, ikinci ve üçüncü katta dans odaları vardı. Jimin dışında Hoseok, Seungyeon ve Chungha öğretmendi ve dördü de alfaydı. Chungha da Jimin gibi bu dört gün içerisinde hem sabah hem de akşam çalışmıştı. Seungyeon ve Hoseok'un öğrencilerini aralarında paylaştırırken sadece Jimin Chungha'nın dansçılık işinden sonra da idoller ile çalışmaya gittiğini bildiği için öğrencilerin çoğunu kendisi almıştı. Ve şimdi ikisi de fazlasıyla yoruluyordu.

İkinci kata, Jimin'in çalıştığı kata gittiğimde her zamanki gibi çalışanlardan Yerin'i masasında oturmuş, önündeki kağıtları düzeltirken görmüştüm. "Ne zaman gelsem hep bu kağıtlarla uğraşıyorsun Yerin."dedim gülümseyerek.

Kafasını kaldırıp bana baktı ve geniş, tatlı ve gözlerini neredeyse yok edecek gülümsemesiyle bana baktı. "Oppa! Bugün geleceğini bilmiyordum!"

"Arkadaşlarım ile buluşmadan önce Jimin'i görmeye gelmiştim."dediğimde gülümsedi. "Çok güzel olmuşsun."dedi gülerek. "Ve göbeğin daha da..." Dudaklarını birbirine bastırdığında gözlerimi devirdim. "Biliyorum Yerin. Kocaman oldum. Söyleyebilirsin."

Kıkırdadı. "Henüz o kadar değil."

"Biliyorum, biliyorum. Jeongguk'un neredeyse çıkacak bebeklerinin yanında benimki hiçbir şey."

Gülümsemeye devam ederken sol taraftaki beyaz, üstünde "Serendipity Studio" yazan kapının ardından müzik ve ayak sesleri geliyordu. "Ne zaman araya girecekler?"

Yerin bilgisayarına baktı. "Henüz yarım saat var. İstiyorsan içeri girip orada bekleyebilirsin. Sorun olmaz."dediğinde gülümsedim.

"Teşekkürler Yerin. Kendini fazla yorma."

"Sen de oppa. Sonra görüşürüz."

Kapıyı yavaşça açıp bana arkası dönük onlarca kişiyi görünce şaşırsam da yine de kapıyı arkamdan kapatıp diğer köşeye, koltuğun ve bir masanın olduğu kısma yürüdüm. Jimin'in "Bir, iki, üç!"diyerek saydığını duymamdan hemen sonra herkesin aniden dizlerinin üstünde durması ve Jimin'in bana dönük olması sebebiyle onunla göz göze gelmem bir olmuştu. Gözlerim kocaman açılırken o da şaşırmış sonra ise koca, içimi ısıtan klasik gülüşüyle gülümsemişti. Herkes," Yedi, sekiz."komutuyla bu sefer ayağa kalkarken ben kendimi rahat deri koltuğa bıraktım.

"Bugün bu kadar yeter!"deyip müziği durduğunda ve herkesi alkışlayarak, "Hepiniz çok iyiydiniz!"diye devam ettiğinde herkes de ona teşekkür ederken benim gözlerim kalabalık yetişkin öğrencilerin arasında kısa siyah saçlı, fazlasıyla bedenini gösteren iki parça kıyafetle Jimin'in yanındaki kızı fark etmişti.

Paradise | yoonmin ✓Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin