12
Elim enseme giderken gözlerim Jimin'in güzel gözlerine odaklandı. Gözlerinde endişeyi görmek bende biraz gülme isteği uyandırsa da ona sadece gülümsedim. "Pişman değilim Jimin."
İç geçirdi. Kızgınlık dönemimin bitmesi sabahı bulmuştu. Son kez Jimin'i uyandırmış, deli gibi sevişmiş ve sonra tekrar uyumuştuk. Ve işte. Bitmişti. Uyandığımda zaten beni izleyen dünyadaki en güzel iki gözle karşılaşmış, güne gerçek anlamda mutlu başlamıştım. Ama Jimin korkuyordu. Sadece bakışlarından değil, kokusundan bile bunu anlayabiliyordum. Artık mühürlenmiştik, birbirimizin her duygusunu hissedebiliyorduk. "Yaşadığımız çoğu şeyi hatırlıyorum ve hiçbir şeyden pişman değilim sevgilim."dedim ve dudaklarına uzanıp ufak bir öpücük kondurdum. "Beni mükemmel ve değerli hissettirdin Jimin. Nasıl yaşadıklarımızdan pişman olurum? Nasıl beni ısırdığın için sana kızabilirim? Özellikle de alfam senken, ruh eşim senken..." İç geçirerek ona daha da sokuldum. O da anında kollarını bana dolayıp başımın üstüne dudaklarını bastırdı.
"Sadece bir buçuk haftadır birlikte olduğumuz için... Sonra eğer benden soğu-"
"Bence susmalısın alfa."dedim ve kaslı göğsüne dudaklarımı bastırdım. "Çünkü alfamdan asla sıkılmayacağımı biliyorum. Özellikle de böyle sevişiyorken."
Dediğime kıkırdadı. "Yani benimle güzel seviştiğim için mi birlikte olacaksın yaramaz omega?"
Ben de ona güldüm. "Evet."deyip geri çekilerek ona baktım. Gözlerindeki yıldızlara bile tek tek aşık olmamak elde değildi. "Peki şimdi... Benimle duş alır mısın?"
*
"Ne?!"diyerek aniden Seokjin bağırdığında dudaklarımı birbirine bastırıp onun yarı şaşın yarı kızgın yüzüne baktım.
Kızgınlık dönemim bittiği için Taehyung ve Jeongguk'u tekrar eve çağırmıştık. Tabii Jimin'in odasını temizlemiş, havalandırmış, etrafı toparlamış ve yemek bile yapmıştık. Taehyung ve Jeongguk'u beklerken ise Seokjin aramış, kızgınlık dönemimin bittiğini öğrenince direk telefonu kapatıp buraya gelmişti ve işte. Artık eş olduğumuzu öğrenmişti. "Yoongi! Hani en az bir ay olmadan eşinl böyle bir şey yapmazdın?!" Seokjin hyungun oturduğu koltuğun arkasında kollarını göğsünde birleştirmiş, alt dudağını endişeyle ısıran Jeongguk'a kısa bir anlığa bakıp tekra Seokjin hyung'a döndüm.
"Uh... Hyung... Eşin Jimin gibi birisi olunca..." Omuzlarımı kaldırıp indirdim. O ise iç geçirip kafasını iki yana salladı. "Henüz çocuksunuz siz."
"Hyung... Yirmi beş yaşındayım?"
"Yani? Bu yine de benim gözümde çocuk olduğunu değiştirmiyor genç adam."diyerek kızgın ses tonuyla konuştuğunda gözlerimi devirip geriye yaslandım.
"Yaşlandığını kabul ediyorsun yani."
"Ne?! Ben mi?! Pff! Asla. Ben, Kim Seokjin asla yaşlanmam. Sadece yaşımın sayısı artar Min Yoongi."dediğinde yanımdaki Jimin kıkırdadı. Gülüşü bu dünyadaki en güzel görüntü, kıkırtısı en güzel sesti.
"O yüzden gözlerinin kenarları kırışmış."deyip dudaklarımı büzerek kafamı iki yana salladım. "Yaşlılık gerçekten zor olmalı."
"Min Yoongi! Konuyu mükemmel yüzüme getirme! Burada asıl konuşmamız gereken şey fazlasıyla acele bir karar vermiş olman ve bunun sonuçlarını-"
"Hyung. Artık istesem de bir şey değişmeyecek ki istemiyorum. Sorun değil. Ciddiyim. O benim alfam. Ve hayatımın sonuna kadar o olacak. Biz sadece bunu mühürledik."dediğimde Seokjin hyung tekrar dudaklarını aralamıştı ama odaya gelen Taehyung'un sesi onun konuşmasını engellemişti. "Bir sorun mu var? Neden birbirinize öyle bakıyorsunuz?"diyerek gelmiş, yavaşça ayakta duran Jeongguk'un arkasına geçerek onun karnına kollarını dolayıp omzuna çenesini yaslamıştı. Yukarıya eşyalarını bırakmak için çıkmıştı ve mühürlenme konuşmamızı kaçırmıştı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Paradise | yoonmin ✓
Fiksi Penggemar"En zorlu omegayla eş oldun Park Jimin." - omegaverse
