twenty three

2.4K 328 20
                                        

Uzun zamandır görmediği büyüğünün boynuna kollarını doladı Jungkook, abisi ona sıkıca sarılırken gülümsedi ve ondan ayrıldığında kendini tutamayarak tekrar sarıldı

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

Uzun zamandır görmediği büyüğünün boynuna kollarını doladı Jungkook, abisi ona sıkıca sarılırken gülümsedi ve ondan ayrıldığında kendini tutamayarak tekrar sarıldı. Namjoon’un küçük kıkırtıları kulağına ulaştığında yeniden ayrıldılar, ‘’Seni çok özledim, hyung.’’ Dedi dudaklarını büzerek, Namjoon’un parmakları dudaklarını sıkıştırdığında gülümsedi. Karşılıklı oturdular, ikisi de birbirinin gözlerinin içine bakarken Namjoon’un gerçekten mutlu olduğunu fark etti, gözlerinin içi parlıyordu ve parmakları garsonu beklerken masanın üzerinde kısa bir ritim tutturmuştu. ‘’Nasıl gidiyor?’’ diye sordu ona Namjoon, onunla konuşmak her zaman rahat olmuştu Jungkook için ama şimdi dudakları aralandığında yeniden kapandı, ne söyleyeceğini bilemiyor gibiydi. ‘’İyi gidiyor…’’ diyebildi yalnızca, ona sorarken garson gelmişti ve ikisi de yahni ve bir şişe soju söyledikten sonra sorabildi sorusunu. ‘’Her şey yolunda gidiyor, Jungkook. Hayatım hiç olmadığı kadar düzene girdi.’’ Namjoon’un hayatındaki değişimleri dinlerken kendi hayatını düşünmeden de edemedi, kendi şehri İlsan’a dönmüş ve oradaki küçük bir hastanede göreve başlamıştı. Çok tatlı bir kız arkadaş edinmiş ve onunla çıktığı İtalya seyahatinde ona evlenme teklifinde bulunmuştu ve şu an nişanlıydı. ‘’Seoul’e dönmeyi düşünüyorum evlendiğimde, buradan ev almak istiyoruz.’’ Diye bitirdi Namjoon, yemekler gelmişti ve Jungkook onun bardağına soju dolduruyordu şimdi. ‘’Senin evleniyor olduğuna inanamıyorum.’’ Dediğinde Namjoon utanç içinde başını eğerek gülümsedi, ‘’Üniversitede tamamen eğlencesine yaşayan biri olabilirim ama tamamen duruldum, işin içinde olmak başkaymış.’’ Başını sallayarak abisini onayladı, ‘’Sen anlat bakalım, Seol büyümüştür.’’ Namjoon küçük bardağı kafasına dikmeden önce mırıldandı.

Büyükannesinin durumu ve Seol’ün nasıl küçük bir tatlı canavara dönüşmesini anlatırken ikisi de kahkaha atıyordu, yemekleri yarısına gelmişti ve bir şişe soju bitmek üzereydi. Daha fazla içmemeye karar vererek arkasına yaslandı, ‘’Hyung…’’ diye mırıldandı, Namjoon bakışlarını kaldırarak dikkati kendisine verdiğinde iç çekti. ‘’Ben âşık oldum.’’ Namjoon elindeki yemek çubuklarını tabağın hemen kenarına bırakırken karşısında gözleri hem parlayan hem de yüzüne tatlı bir hüzün oturan çocuğa baktı. ‘’Sen şu radyocu çocuğa âşık değil miydin?’’ diye sordu, bazı geceler beraber kalırlardı ve eğer radyo yayını varsa Jungkook’u dinlemesi için izin verirdi, bunları hatırlatmak gülümsetti Namjoon’u, o küçük çocuğun bu kadar büyüdüğüne inanamıyordu. Üzerinde takım elbise ile içeri girdiğinde kendini gururlu hissetmişti, kendi büyüttüğü bir çocuktu onun için Jungkook. ‘’İşler o kadar karışık ki, hyung. O radyocu ile sevgiliyim şu an.’’ Dedi, gülümsemesi genişledi ve tavşan dişleri ortaya çıktı, bu Namjoon’un da gülümsemesini sağladı. ‘’Başkasına mı âşıksın yoksa?’’ diye sordu tereddütle, onunla sevgiliyse neden bu kadar hüzünlü duruyordu küçüğü, anlam veremiyordu. ‘’Hayır, hyungie. Ona aşığım tabii… Olayları baştan anlatsam daha iyi olacak sanırım.’’ Dedi ve Taehyung ile kafede çarpıştığı ilk günden beri olanları anlatmaya başladı hızlıca. Kelimeler dudakları arasından dökülmek için yarışıyor, ona her şeyi anlatmak için deliriyordu sanki. ‘’Hala neden mutsuz göründüğünü anlamadım.’’ Dedi Namjoon, küçüğü konuşmasını bitirdiğinde. ‘’Mutsuz değilim hyung, çok mutluyum aslında ama korkuyorum. Mutluluğumun parmaklarımın arasında eriyip gitmesinden… Onu kırmaktan, onu üzmekten ve onsuz kalmaktan çok korkuyorum.’’ Yutkundu Jungkook, parmağı masanın üzerinde şekilsiz desenler çiziyordu. Yerde olan gözlerini Namjoon’a çıkardığında onun anlayışlı bakışları ile karşılaşmak biraz rahatlattı. ‘’Hayatında çok fazla şey kötüye gitti Jungkook, mutlu olmak ve bunu yaşamak hakkın.’’ Masanın üzerinden uzandı ve hala desenler çizmekte olan parmağının olduğu elini tuttu, ‘’Zamanın ne getireceğini hiçbirimiz bilmiyoruz. Onunla sonsuza kadar beraber olmanı dilerim ama Jungkook, bir şeyleri düşünme. Bunun zor olduğunun farkındayım ama ne kadar çok düşünürsen o kadar çok hata yaparsın, mutlusun ve beraber bu mutluluğun tadını çıkarın.’’ Namjoon’un parmakları Jungkook’un elinin üzerini okşadıktan sonra geri çekildi, hesabı ödeyerek kalktılar ve beraber kalabalık caddelerden birine adım attılar.

nighttime walk | taekookHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin