Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Tüm gece boyunca uyumak zor olmuştu Jeongguk açısından, Taehyung hemen boynunun altında uyuyordu ve sıcak nefesleri tenine çarparken onu izlemek uykudan daha iyi bir seçenek gibi geliyordu gözüne. Gözlerini araladığında kendini izleyen beden ile karşılaştığında başını daha çok Jungkook’un boynuna gömmüş, burnunu tenine değdirerek iç çekmişti. Jungkook’un parmakları pijamasının altından Taehyung’un bedenini okşarken ‘’Günaydın.’’ Diye mırıldandı, Taehyung’un dudakları esnemek için aralandı. ‘’Günaydın.’’ Diye mırıldandı, uykudan yeni uyandığını belli eden derin ve boğuk sesi ile. Kolunu daha çok Taehyung’un bedenine dolayarak gözlerini kapattı Jungkook, kendini hiç olmadığı kadar huzurlu hissederken buradan kalkmak, ondan ayrılmak istemiyordu hiç. ‘’Jungkook.’’ Dedi Taehyung, mırıldanarak ona cevap verdi, yerinde kıpırdandı. ‘’Tuvalete gitmem lazım.’’ Taehyung’un utangaç çıkan ses tonu ile gülümsedi, kolunu bedeninden çekti onun çıkması için. Dün gece çantadan çıkardığı terliklerini giyerek asma kattan hızlıca inmeye başladı Taehyung ve Jungkook da artık kalkması gerektiğini fark etti.
Mutfağa indiğinde annesinin hazırladıklarını çıkardı önce, evin sahibi onlar için alışveriş yapmıştı fakat şu an bir şey hazırlamak için güç bulamıyordu kendinde. Çok uykusuz değildi ama üzerine tatlı bir sakinlik çökmüştü. Taehyung yanına geldiğinde yemekleri bir tabağa koyarak mikrodalga fırına atmıştı bile. Kolları yanındaki bedene dolandı ve yanağına minik bir öpücük bıraktı. Taehyung kolları arasına ona daha çok yaslanırken gözleri kapandı, ‘’Bugün ne yapmak istersin?’’ diye sordu Taehyung. ‘’Evde kalmak, arkada film oynarken seni izlemek istiyorum.’’ Diye cevapladı Jungkook, mikrodalga fırından gelen ses ile Taehyung’tan ayrıldı ve tabakları çıkarmadan önce fırını kapattı. Taehyung da masaya birkaç şey daha hazırlıyordu o sırada, Jungkook’u tamamen yemeklere odaklanmış görmek içini ısıtıyordu. Karşılıklı masaya geçtiklerinde Jungkook’un yüzünde beliren gülümseme ile çekti Taehyung, dudakları tamamen kıvrılmış, gamzesi ortaya çıkmıştı. Minik bir bebek gibi görünüyordu karşısındaki çocuk. Onun gülümsemesini görmenin kendisini bu kadar rahatlatacağını asla tahmin edemezdi. Jungkook’un annesinin gönderdiği yemekleri yerken, ‘’Biraz yürüyüşe çıkabiliriz diye düşündüm.’’ Dedi, camdan baktığında tam arkalarında uzanan bir orman vardı ve yürümek için rahat patikalar seçebilmişti. ‘’Elbette. Yürüyüş güzel olabilir.’’ Dedi Jungkook, arkasına yaslandı ve elindeki çubuktaki yemekleri ağzına sokmaya çabalayan Taehyung’u izledi.
Hava sakindi, rüzgâr yavaştı ve elleri birbirine geçmiş halde kısa adımlar atarak ilerliyorlardı. Ev arkalarında kalmıştı, uzun ağaçların dalları aşağıya doğru sarkmış ve gökyüzünü tamamen kapatmışlardı. Taehyung başını Jungkook’un koluna yaslamış halde ilerliyorlar, bazen Taheyung’un bir çiçeğin fotoğrafını çekmesi üzerine duruyorlardı. ‘’Senin fotoğrafını çekeceğim.’’ Dedi Jungkook, yere hafif çömelmiş ve gördüğü mor renkte çiçeği incelemesini izlerken. Taehyung’un elinden kamerayı aldı ve objektifini sevgilisine çevirdi. Taehyung ise hala gözleri çiçekteydi ve Jungkook’un nasıl fotoğraflar çektiğini umursamıyordu. Çiçek tüm otların arasında yalnız kalmış, güzel bir koku saçıyordu. Her şeye rağmen tüm güzelliği ile orada kalmaya devam etmesi Jungkook’u hatırlatmıştı ona. Onun gibi hissediyordu. Çiçeğin yapraklarını okşadıktan sonra ayağa kalktı, kamerayı almak için Jungkook’a uzandı ama onu bir ağaca yaslanmış, kameraya bakarken buldu. Kameranın ipini boynuna astıktan sonra hızlı adımlarla Taehyung’a geldi ve kollarını beline dolarken dudaklarını birleştirdi. Taehyung kollarını Jungkook’un boynuna dolayarak öpücüğüne karşılık verdi, tatlı ve sakin öpücükleri kısa sürdü. ‘’Çok güzel görünüyordun.’’ Dedi Jungkook, Taehyung’un önüne gelmiş saçlarını arkaya doğru attı ve parmaklarını yeniden birleştirerek beraber yürümeye devam ettiler.