thirteen

3K 402 67
                                        

Yaşadığı büyülü gecenin ardından eve dönmek biraz da olsa Jungkook için hüzün doluydu; kollarında uyuyakalan âşık olduğu adam, onun kokusu, arkadan gelen müzik ve gökyüzünü süsleyen dolunay ile neredeyse tüm gece uyumamıştı ve başı biraz ağrıyor o...

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

Yaşadığı büyülü gecenin ardından eve dönmek biraz da olsa Jungkook için hüzün doluydu; kollarında uyuyakalan âşık olduğu adam, onun kokusu, arkadan gelen müzik ve gökyüzünü süsleyen dolunay ile neredeyse tüm gece uyumamıştı ve başı biraz ağrıyor olsa da gözlerini kırpıştırarak, burnunu çekerek uyanmaya başlayan Taehyung'u izlemek için değerdi. Parmakları battaniyeyi sıkıca sarmıştı, burnunu Jungkook'un boynuna sürttükten sonra başını kaldırmış, gözlerini kendisine bakan parlak ama yorgun gözlerle birleştirdiğinde uzanarak dudaklarını değdirmişti dudaklarına. Taehyung çok güzeldi, aklının alamayacağı kadar çok güzeldi, sabah uyanmaya çabalarken gözlerini ovuşturan ve mırıltılar çıkaran Taehyung'u hiçbir şeye değişmezdi. Kollarını daha sıkı ona sarmış, saçlarını öpmüş ve kulağına tatlı sözler fısıldamıştı. Onu eve bırakalı bir saat bile olmamasına rağmen tüm hücreleri ona olan özlemle deli gibi atıyordu, eve girdiğinde kahvaltı hazırlayan annesini gördü ve yanına giderek dudaklarını onun yanaklarına değdirdi. Çok fazla uykusu vardı, aç hissetmiyordu. Annesi masaya oturmasını söylediğinde red etmiş olsa bakışları buluştuğunda oturmak zorunda kaldı, güzel bir gece geçirmişti ve ardından mahvolmasını istemiyordu. İçinden dualar ederek oturdu sandalyeye, annesi Seol'ün yumurtasını yaparken sırtının ona doğru dönük olmasından hoşlanmamıştı.

Üzerine giydiği koyu renk tişörtü ve eşofmanı ile annesinin rahatlık hallerini kendine benzetti Jungkook, başına da kısa saçları önüne gelmemesi için bir saç bandı takmıştı. Kırk beş yaşında olmasına rağmen çocuk gibi görünüyordu karşısında. Yumurtayı tabağa aldıktan sonra arkasını dönmüş, hemen karşısındaki sandalyeye oturarak gözlerini üzerine dikmişti. Yerinde rahatsızca kıpırdanan Jungkook aklında ne varsa söylesin istiyordu çünkü beklemek çok fazla yorucuydu onun için, uykusu da varken, katlanamıyordu. ''Bir erkek arkadaşın varmış.'' Annesi yüzünde ifadesiz dile getirdiği gerçek ile ona bakarken başını salladı yalnızca, başka ne yapabilirdi ki? Masanın üzerindeki ellerine çevirdi bakışlarını, annesinin ifadesiz yüzüne bakmak istemiyordu. ''Kim bu çocuk? Nasıl tanıştınız?'' Gözlerini annesine çevirdiğinde yüz ifadesinin değişmediğini gördü, her şeyi baştan anlattı. Onu nasıl radyo programı yaparken tanıdığı, ona hislerini, onunla karşılaşmasını, tesadüfleri ve her şeyi, öpüşmeleri dışında. ''Bana neden daha önce anlatmadın?'' diye sordu annesi, Jungkook ellerini uzatarak onun ellerini tuttu masanın üzerinden, ''Çok fazla şey ile uğraşıyorsun, anne. Bir de kocaman olmuş oğlunun platonik aşkının acısını da onunla çek istemedim.'' Annesi gülerek onun eline vurduğunda biraz daha rahatlamış hissetti. ''Seninle uğraşmak benim için sorun değil, Jungkook. Sen de çok fazla şey ile uğraşıyorsun ve bize bakmak zorundaymış gibi hissediyorsun.'' Jungkook ona itiraz etmek istese de annesi onu durdurdu, ''Ne hissettiğini biliyorum Jungkook. Seni mutlu görmek beni de mutlu ediyor. Kapıdan girdiğinde yorgun olmana rağmen gözlerin o kadar güzel parlıyordu ki, bunu görmeyeli uzun zaman olmuş.'' Diye devam etti. Jungkook dolan gözlerindeki yaşların süzülmemesi için başını yukarı kaldırdı, annesi ellerini öperken yaşlar süzüldü.

nighttime walk | taekookHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin