Selamm!
Nabersiniz?
Bölüm sınırı; Oy: 350 yorum: 800
Keyifle okuyun 🔪
Zihnimin derinliklerinden gelen bir uğultu beynimin duvarlarını yıkmak üzereylen göz kapaklarımı usulca araladım.
Nerede olduğumu idrak etmeye çalıştım fakat her şey bulanık göründüğü için neyin ne olduğunu kavrayamadım.
Kirpiklerimi birkaç kez üst üste kırptığımda bilincim yavaş yavaş yerine gelmeye başladı ve artık daha net görebildiğimi fark ettim.
Duvarlarından tut eşyalarına kadar her tarafı siyahlarla kaplı olan lüks bir odada yatıyordum. İlk başta bunun bir rüya olduğunu sandım ve teyit etmek istercesine kolumu cimcikledim. Yanılıyordum. Bir rüyanın içinde değildim. Oysaki öyle olmasını yeğlerdim.
Yorgunluktan bitap düşmüş bedenimi yatakta dik bir pozisyona gelecek şekilde doğrulttum.
Kemiklerim sanki çin işkencesine maruz kalmış gibi sızım sızım sızlıyorlardı. Bununla birlikte kasıklarıma da bir ağrı zehirli yılan gibi dolanmış beni bırakmak istemezcesine sıkıcasına sarılmıştı.
Bu acının nedenini dün geceye bağladım. Zira sabaha kadar sadece birkaç kısa aralıklarla dinlenmiş hemen ardından hiç vakit kaybetmeden kaldığımız pozisyonlardan sevişmeye devam etmiştik.
İlk seferim olduğu için bu kadar zorlandığımı ve bunun normal olduğunu düşündüm.
Parmaklarımı dağınık saçlarımın arasından geçirdiğimde çektiğim acıları mümkün olmasa da unutmaya çabalayıp etrafıma iyicene bakındım ve buraya nasıl gelebilmiş hatta getirilebilmiş olduğumu kestirmeye çalıştım.
En son deli gibi koştuğumu ve peşimden Uraz'ın geldiğini sonrasında ise her ne olduysa bayıldığımı hatırlıyordum. O an aklıma dank eden bir gerçekle yüzüm asıldı.
Bugün bu ikinci bayılışımdı. Bünyem gittikçe direncini kaybediyordu. Henüz bundan 5 ay öncesine kadar hastane köşelerinde ölümle burun buruna geldiğim günleri anımsıyordum.
Kendimi bu kadar yıpratmamam gerektiğini biliyordum fakat yaşadıklarım fazlasıyla ağır ve atlatılacak gibi de değildi.
Odanın içi çok karanlık olmuştu. Bu yetmezmiş gibi perdeler de çekilmiş içerisi âdeta bir zindana dönmüştü. Ve zihnimde topaç gibi dönen bir soru beynimi kemiyordu.
Benim burada ne işim vardı?
Yataktan kalkıp temkinli adımlarla odanın kapısına doğru yürüdüğüm esnada kapıdan bir kilit sesi geldi. Kalbim korkudan hızla çarpmaya başladığında bir iki adım geriye gittim.
Saniyeler, domino taşları gibi birbirinin üstüne devrildiğinde kapı yavaşça aralandı ve gördüğüm tanıdık yüzle derin bir nefesi havaya saldım.
Karşımda duran kişi Uraz'dı.
Üzerine siyah oversize bir tişört ve onunla aynı renkte olan kot bir pantalon giymişti. Onu ilk kez böyle rahat kıyafetlerle gördüğüm için gözüme değişik gelmişti.
Sanırım benim ayaklanmış olmama şaşırmış olacak ki tedirginlik sezdiğim sesiyle konuştu.
"Arzu, hangi ara uyandın?"
ŞİMDİ OKUDUĞUN
ARZU +18
JugendliteraturDilini hafifçe kadınlığıma değdirdi ve birkaç saniye orada bekledikten sonra kafasını kaldırıp gözlerimin içine bakarak konuştu. "Dilim nabzını işitti." Sesi şehvet ve tutkuyla harmanlanmıştı. "Orası benim için atıyor." Elleriyle vajina dudaklarımı...
