☘ Dördüncü Bölüm ☘

618 29 13
                                    

Sonraki gün okula gittiğimde çarşıda olanları Rüya'ya ve Alihan'a anlatma konusunda kararsızdım.

"Ne yaptınız Kayra'yla?" diye sordu Alihan Rüya'ya.

"Yemek yedik" dedi ve gözlerini devirdi.

Alihan belli belirsiz bir şeyler mırıldanırken hâlâ Rüya'nın üzülmesinden korkuyordu.

"Sen ne yaptın çarşıda?" diye sordu Alihan.

"Ben mi?" diye sordum boşluğuma gelince.

"Yok, dünyada bizimle bulunan Tuana'ya sordum, dalıp gidene değil" dedi ve güldü.

"Hiç..." dedim.

"Hiçmiş. Anlat ne oldu?" diye sordu Rüya.

"Ben... Deliriyorum..." diye fısıldadım.

"Ne?" dedi ikisi aynı anda.

"Dün çarşıda... Onur'u gördüm" dedim ses tonumu yükseltmeden.

Rüya ve Alihan birbirine baktı.

"Deliriyor muyum?" diye sordum.

"Gel buraya" dedi ve bana sarıldı Rüya.

"O mudur? Bana baktı biliyor musun? Saçları uzamıştı biraz. Gözleri hala aynı parıldıyor..." diye mırıldandım.

Rüya da Alihan da cevap vermedi bana.

"Koştum ama gittiğimde yoktu. O mudur? Bir şey söyle Rüya" dedim çaresizce.

"Tuana... Ben..." dedi ve sessizliğine geri döndü Rüya.

"Neden gelmiyor? Çok özledim onu. Beni istemediğini neden yüzüme söylemiyor? Neden..." dedim hıçkırıklarım yükselirken.

Sınıftaki tüm gözler bize döndü. Alihan onlara delici bakışlar attı.

"Dönün önünüze" dedi sertçe.

Rüya kolumdan tutup beni kaldırdı ve kızlar tuvaletine ilerledik.

"O mudur?" diye sayıklıyordum sürekli. Sorduğum soruları kendi kendime cevaplayamamaktan bıkmıştım.

"Tuana, o seni çok seviyor. Geri gelecek, bana inanmıyor musun?" diye sordu.

"Benden kaçtı. Gözlerime baktı ve kayboldu..." diye fısıldadım.

Rüya bana endişeyle bakıyordu. Yüzümü yıkadı.

"O benim hayatımdı Rüya. Hayatım benden vazgeçti. Ben neden hâlâ yaşamaya uğraşıyorum?" diye sordum.

"O senden vazgeçmedi Tuana! Kendi ağzınla söylüyorsun benden vazgeçtiğini söylemiyor diye! Söylemedi çünkü vazgeçmedi, onun için yaşayacaksın, bizim için... Kendin için..." dedi.

"Neden gitti öyleyse?" diye sorup gülümsedim. Beni inandırmaya çalışıyorlardı ama ben inancımı çoktan kaybetmiştim.

"Bilmiyorum tamam mı? Hiçbir şey bilmiyorum! Ama sen onun yüzünden bu halde olmayı hak etmiyorsun ve olmayacaksın, tek bildiğim bu." dedi sakinleşerek.

Anlamıyorsun demek istedim ona. Nefes alamıyorum demek istedim. Sadece gülümsemekle yetindim ama. Bazen kelimeler her şeyi daha kötü yaptığı için...

"İyi miyiz?" diye sordu. Başımı salladım. Her zaman söylediğim "iyiyim" yalanına herkesi inandırabiliyordum.

"Hadi, derse girelim" dedi ve sınıfa yürüdük.

Derste pencereden okulun bahçesindeki ağaçları izledim. Yaprakları döküldüğünde üzülüyor muydu acaba ağaçlar? Tekrar yapraklarının olmayacağından korkuyorlar mıydı?

YoncaHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin