Yeni bir bölümle karşınızdayım umarım beğenirsiniz. Lütfen oy vermeyi unutmayın. Multideki şarkı çok güzel ve anlamlı olduğu için orada ve ben Jessie J'yi seviyorum. Bu arada arkadaşlar kapak yapımında yardımınıza ihtiyacım var. İyi okumalar...
2.Bölüm
"Hiç kimse vazgeçilmez değildir ve hiç kimse kendini vazgeçilmez sanan biri kadar aptal değildir..."
Koridorda adımlarını hızlandırarak sınıfına doğru yol aldı genç kız. Okula gelmeyi her öğrenci gibi sevmese de o sadece derste dinlediğiyle yüksek notlar alabilen bir öğrenci değildi bu yüzden antrenmanların yanında ders çalışmak için de vakit ayırıyordu. Ne olmuş yani? Kimse mükemmel değildir.
Sırasına oturup dersin başlamasını beklemeye başladı. O sırada Erva ve Çağla da sınıfa girmişti. Duvar kenarındaki grubun orta sıralarında oturan üç kız kendi aralarında konuşmaya başladılar. Alya Erva ile oturuyordu ve Çağla' nın sıra arkadaşı henüz gelmediğinden rahatlıkla konuşabiliyorlardı. O sırada Erva telefonunu çıkarıp Alya' ya uzattı. Ekranı açık telefonu alan Alya okudukları karşısında pek de şaşırmamıştı. Bir nevi kavgaya çağırıyorlardı. O çocukları artık bulmaları gerekiyordu ama bu kadar süre saklı kalabildiklerine göre arkaları sağlam olmalıydı. Aslında ortada 3 farklı grubun savaşı vardı ve Alya diğer iki grubun işbirliği içerisinde olduğundan şüpheleniyordu. Bu gruplardan ikisi de sanki Alya hakkındaki her şeyi bilir gibiyken Alya' nın onlar hakkında hiçbir bilgisinin olmaması oldukça fazla canını sıkıyordu. Ve bu mesaj her şeyi değiştirme potansiyeline sahipti. Eğer kazanırsak saklanmaktan vazgeçeceklerini söylemişlerdi ve şu ana kadar hiç kazanamamış olmalarına rağmen bu kadar iddialı konuşmaları genç kızın içinde endişe ve şüphe tohumlarının yeşerip kızı içten içe kemirmesine sebep olmuştu.
Konuşma derinleşmeye başlamışken öğretmen sınıfa girmişti. Yavaşça ayağa kalkıp hızlıca sıralarına geri oturan kızların gözlerinden soru işaretleri okunuyordu. Dersleri Tarih' ti ve daha önce görmedikleri bir öğretmen kendinden oldukça emin bir şekilde, olması gerektiği yerde olduğundan hiç şüphe duymadan, dimdik, bir kaya gibi duruyordu orada. Erva ile göz göze gelen Alya' nın beynine bir anda şimşekler çakmış gibi oldu. Tabi ki değişmişti öğretmenleri. Bunun sebebi bir nevi kendileri olmasına rağmen öğretmenin bu olayda suçu olduğunu kimse inkar edemezdi.
***
O gün Ada okul çıkışı pek ortalarda gözükmemişti. Ada' ya tıpkı bir abla şefkati ve korumacılığıyla yaklaşmasına rağmen bunu kimseye fark ettirmeden yapan Alya da doğal olarak meraklanmış, hatta biraz da endişelenmişti. Diğer kızların ona katılması üzerine tekliflerini reddederek eve yürüyeceğini söyledi. Herkes uzaklaştıktan ve okulda hademelerden başka hemen hemen kimse kalmayacak kadar boşaldıktan sonra kapıdan ellerini önünde kenetlemiş, başı eğik hızlı adımlarla çıkan Ada göründü. Alya saklandığı duvarına arkasından yavaşça çıkıp Ada' ya doğru ilerlemeye başladı. Arkadaşına sırtı dönük olan genç kız, arkadaşının omzuna hafifçe ve tamamen dostça dokunan eline, o anın hassasiyetiyle gereğinden fazla korkarak tepki verdi.
"Hey, sakin ol!" Alya' nın emir vermekten çok, yatıştırmak amaçlı kurduğu cümle ve onda çok nadir duyduğu yumuşak ses tonuyla gevşeyen kız utangaç bir biçimde kirpiklerinin üzerinden arkadaşına baktı. Alya' nın az önceki yumuşak ses tonuna aldanmayıp ortalarda görünmediği için ona kızacağını düşünse de hiç ummadığı bir şey oldu.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Siyah Kadar Yalnız (Düzenlemeye Alındı)
ActionAşk ile nefret arasındaki ince çizgide yürüyen bedenleri, sağa yalpaladığını sanarken sola düşerse ne olur? Duygularından emin olduklarını hissettikleri anda her şey için çok geç olursa, yaşama devam etmek, hiçbir şey olmamış gibi davranmak mümkün m...