Ben bölüm çok kısa sürede dedim hadi ben bu hatayı yaptım da siz bana inandıysanız asıl hatayı siz yaptınız. Kusura bakmayın. Cidden zorlu birkaç hafta oldu. Önce içler çarptı sonra dışlar. Kısaca sınavlarla ciddi düşünmeme yol açan birkaç husumetin ardından bugün toparlayabildim. Bu arada tatlı bir haberim var hikayenin tanıtım videosunu yaptım. Youtube hesabı açıp yayınladığım zaman buraya da koyacağım. Multideki şarkının bölümle çok alakası yok ama çok sevdiğim bir parça olduğu için koymak istedim. İyi okumalar...
Alya, genç adamın yanından ayrıldıktan sonra eve gitmiş, rahatlatıcı bir duşun ardından kızları toplamıştı.
"Yani, her şey yolunda gitti mi?" Çağla' nın sorusu, yanıtı belli olmasına rağmen ortamdaki sessizliği dağıttı. Alya da soruyu gereksiz bulmasına karşın, çabucak sinirlenmeye meyilli, sorunlu kişiliğine ters düşen bir sükunetle yanıtladı onu.
"İkinci aşamaya geçmek için yeterli." Biraz sonra tüm bakışlar konuşmadaki yeni sesin sahibine döndü.
"Peki ikinci aşamaya ne zaman başlıyoruz?" Konuşan Ada' ydı. Bu kız, masumiyet dolu yüzü, kıvrak zekası, derslerdeki başarıları, teknoloji dehası beyni ve diğer birçok pozitif yönüyle birlikte; her ailenin sahip olmak isteyeceği çocuğun, her öğretmenin eğitmek isteyeceği öğrencinin ve herkesin sahip olmak isteyeceği arkadaşın mükemmel bir örneğiyken, o, bunlardan biri olmak yerine bu küçük çetenin bir parçası olmayı seçmişti ve Alya, resmin bütününe baktığı zaman Ada' nın kendi saflarında kalmasına bir anlam veremiyordu. Ama buradaydı. Ve belki de Alya, Ada' ya bu odadaki herhangi birinden daha çok güveniyordu. Ya da sadece, hatasını telafi etmek için bir şansı olduğuna inanıyordu. Yıllar önceki hatalarından sadece birini de olsa, telafi etme isteğiyle yanıp tutuşan benliği aslında telafi edilemez şeyler yaptığını da biliyordu. Ne kadar uğraşsa da telafi edemeyeceği, ve Ada' dan uzaklaşmazsa tarihi tekerrür ettirecek olan hatalar... Ama ne yaparsa yapsın, her seferinde Ada' nın gözlerinde gördüğü kişiyi bırakamıyor, bencilliğine yenik düşüp, istese kendin uzak tutabileceği bu kızı da grubun kalanıyla birlikte tehlikeye atıyordu.
Tüm bu düşünceler zihnini sadece birkaç saliselik bir zaman diliminde meşgul ederken geldikleri gibi gidişleri de aynı anda olmuştu. Çok geçmeden Alya, odadaki diğer gözlerle aynı meraka sahip gözlerin sahibine cevabını vermişti.
"Bu akşam."
***
Alaz, genç kızın yanından ayrıldıktan sonra grubun geri kalanını toplamış, son durum hakkında yorum yapmaya başlamışlardı.
"Yani, her şey yolunda mı gitti?" Alaz öfkeyle Enis' e döndüğünde Enis bu soruyu sormamış olmayı diledi. En azından defalarca kez. Her ne kadar Enis insanları sinirlendirmekten kasten hoşlanmasa da, yaklaşık on kere üst üste aynı soruyu sorup durmanın Alaz' ın sabır sınırlarını zorlayacağını tahmin etmeliydi. Alaz' ın sabrının sınırını bilmeyen bu çocuk bir gün kaçınılmaz bir öfke patlamasının nedeni, hedefi ve kurbanı olacaktı ama neyse ki o patlama bugün yaşanmayacaktı. Enis ise kendince Alaz' ın fazla rahat ve dikkatsiz davrandığını düşünüyordu.
"Söyledim zaten, her şey yolunda gitti, hiçbir şeyden şüphelenmedi." Konuşmadaki üçüncü bir ses ise Alaz' ın dikkatinin ve sinirinin Enis' in üzerinden çekilmesinde yeterli olmuştu.
"Peki ikinci aşamaya ne zaman başlıyoruz?" diyordu bu ses. Bu sesin sahibi ise Rüzgar' dı. Alaz ikinci aşamayı düşündü. Alya ile iletişim kurmayı başarmıştı. Şimdi bu iletişimi devam ettirmeli ve kızın güvenini kazanmalıydı. Genç adam bunun hiçbir zaman kolay olacağını düşünmemiş olsa da, genç kız umduğunun aksine, hedeflerine ulaşmalarını ertelemelerine sebep olabilecek kadar soğuk davranıyordu. Alaz, Alya' yı düşünmeye başladığında aklına stüdyodaki dakikalar doldu. Genç kız vücudunun kontrolünü tamamen kaybetmiş ve ruhunu müziğe teslim etmiş gibi dans ediyordu. İzleyenler için hem cennetten bir hediye hem de şeytanla yapılmış ölümcül bir anlaşma gibiydi. Tutkulu, haz dolu, tehlikeli ama karşı konulamayacak kadar güzel. Nefes kesici... Sonunda öleceğini bile bile nefesini tutmaya razı olacağın türden. Alya, öyle doğal ve kusurlu dans ediyordu ki, dansa olan doğallığı kusurlarını ve reddettiği kuralları, hareketlerini sanki dünyanın en doğru ve kusursuz figürleriymiş gibi gösteriyordu. Onun dansını da eşsiz kılan buydu...

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Siyah Kadar Yalnız (Düzenlemeye Alındı)
AçãoAşk ile nefret arasındaki ince çizgide yürüyen bedenleri, sağa yalpaladığını sanarken sola düşerse ne olur? Duygularından emin olduklarını hissettikleri anda her şey için çok geç olursa, yaşama devam etmek, hiçbir şey olmamış gibi davranmak mümkün m...