njoonie:
sakatlandığına inanamıyorum
sana yapma dedik dimi
daha bir hafta bile olmadı
taehkim:
hyung üstüne gitmesek mi
njoonie:
yooo
gidelim bence
gitmeyince olmuyor belli ki
miniyoon:
keşke size söylemeseydim ya
sakatlığım bile daha az canımı sıkıyor
njoonie:
kusura bakma hyung ama
saçmalıyorsun bazen
miniyoon:
seven ne yapmaz.....
njoonie:
tüm açıklaman bu mu yani?
yuh ya
taehkim:
bence de öyle ama ya
njoonie:
iyi ki jungkook'la tanıştı bu da
taehkim:
kırıcı oluyorsun
njoonie:
aman dur sen de kırılma
tek sakat yetiyor gruba
miniyoon:
kolum kırıldı
ama kalbim kadar acımadı
anlıyo musun namjoon
njoonie:
hastanede sağlam kolunla
acıdan duvarı yumruklarken öyle demiyordun ama
ayrıca anlamıyorum hyung
cidden kafalarınız çalışmıyor mu sizin
neden kendini yıpratıyorsun ki bu kadar
taehkim:
dedi seokjin'in fotoğraflarına bakarken gerçek olamazsın diyerek ağlayan Kim Namjoon
njoonie:
belaltı vuruyorsun taehyung
miniyoon:
bi saniye
NE
DŞDĞWŞSĞDŞŞWDĞ
bunu ben bile hoseok'a
yaptım ya
yaptım
dalga geçecektim ama olmadı
njoonie:
offf
ne haliniz varsa görün
taehkim:
bunun da bu halleri hiç çekilmiyor
baksana trip falan yapıyor bir de
ıyyy
yazarken bile midem bulandı
miniyoon:
amaan zaten ne zaman destek oldunuz ki bana
hadi ben ne halim varsa görmeye gidiyorum
Gruptaki konuşma kendisini pek sarmayıp, üstüne canını sıkınca Yoongi telefonunu tamamen sessize alarak yanıbaşına bıraktı.
Dün kendini o nemrut kadına kanıtlamaya çalışmak istediği için çok fevri davranmıştı dans esnasında ve sağ kolunun üzerine düşerek kolunu kırmıştı. Hala hatırladığında aynı acıyı hissediyordu sanki.
"Düştüğüm hale bak. Arkadaşlarım da oralı değil." diye kendi kendine söylenmeye başladı.
Hoseok'a da neredeyse bir haftadır doğru dürüst mesaj atmamıştı. Sebebi buluşmak istemesinden sonra yaşadıkları konuşma falan da değildi, Hoseok öyle sanıyordu ama değildi. Konu tamamen Yoongi'nin yaşadığı vicdan azabı ve biraz da endişe ile ilgiliydi.
Vicdan azabı kesin ve net bir şekilde Hoseok'a yalan söyleyerek onun etrafında olması, onu resmen gözetlemesi ile alakalıydı; endişesinin sebebi de bu yalanın kendi iradesi dışında ortaya çıkmasından korkmasıydı.
Hoş kendi iradesiyle nasıl anlatacaktı Hoseok'a tüm bu yaptıklarını bilemiyordu ya, neyse...
"Belki de hiç anlatmam." dedi, yine kendi kendine konuşurken. "Kursa yeni katılan tatlı sert çocuğa aşık olur belki..."
İçten içe kendi kendisini kıskandığını farkedince durdu. Düşündü. Ancak faydası olmadı. Hala kendini kıskanıyordu. "Olmaz." dedi kendi aklından geçenlere, sesi kızgındı. "Hoseok mesajlardaki Mini'ye aşık olmalı."
Hoseok bu halini görse ikiniz de deliymişsiniz deyip kaçar mıydı acaba? Düşününce gülmeden edemedi. "Muhtemelen evet."
Ne kadar süre böyle deli gibi söylendiğini bilmiyordu ama çalan kapı bu kendiyle konuşma işini bırakıp ayaklanmasına neden olmuştu.
"Pişman oldu tabi pis herif." diye diye kapıya varmıştı. Namjoon'un geldiğinden adı gibi emindi. Ama kapıyı açtığında karşısında gördüğü kişi kesinlikle Namjoon değildi ve Yoongi o an orada bir toz bulutuna dönüşmeyi, sessizce kaybolup gitmeyi diledi.
-
Hepinizi sevgiler.
Geç oldu biraz ama yeniden adapte olmaya çalışıyorum. Umarım kaldığımız yerden devam edebiliriz.
🍀
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Coffee&Book : Sope
Fanfiction"Sadece bir kahve içip güzel bir kitap okumak istedim, konu nerelere geldi." 29.04.2020'
