merhaba bolume baslamadan once silamin bir duyurusu olacak bu pasajda @ jenslogy
iyi okumalar bolum sonunda soru psajlrimla sizi bekliyorum✨
cp.8 "adım atmak"
•
Chan, parmaklarını saçının arasından sokmuş, siyah dalgalarını alnının üzerinden çekerken boştaki eli, kapalı olan kapıyı açarak odanın içerisinde hararetli bir tartışmaya giren ikiliyi gözleri önüne sermişti.
Az önce koridora kadar taşan seslerin, arkadaşlarından geldiği o kadar belliydi ki kapıyı açıp içeri girerken hiçbir tereddütü yoktu.
Okulun artık az kullanılan eski müzik odasındaki çürümüş yeşil pufun üzerinde oturan Changbin, oturduğu yerde iyice yayılmış, karşısında sandalyeyi ters çeviren Jisung'un görüşüne karşı savaşmakla meşguldü. Odadan içeri girip, onları iki dakikadır izleyen Chan'ı fark etmemiş, sözlü dalaşlarını devam ettirmişlerdi.
"Bu söylediğin en saçma şey." dedi Jisung. Gözlüklerini düzeltmiş, Changbin'in ona çektiği el hareketini görmezden gelmişti. "Senin söylediğin en saçma şeyden bahsetmemi ister misin?" dedi Changbin atağa geçerek. "Söylesene Jisung? İster misin? Bence hangi konu hakkında konuştuğumu ikimiz de biliyoruz."
"Siktir git."
"Ne konu hakkında tartışıyorsunuz siz?" Chan odanın ortasına adımlayıp, kutu içerisindeki son donuta uzanarak ısırdığında Changbin ve Jisung anında seslerini kesmiş, sadece gözlerini Chan'ın parmakları arasında tuttuğu tatlıya çevirmişlerdi.
"Boşversene." dedi Jisung. "Artık bir önemi kalmadı."
"Sana çıkışta bir tane daha ısmarlayacağım." dedi Changbin, Chan'a kötü bakışlarını çevirmiş sağa sola salladığı kafasıyla oturduğu yerden hareketlenmişti. "Chan'da geldiğine göre artık geleneksel toplantımıza geçebiliriz."
"Geleneksel toplantı?"
"Chan bugün tersinden kalkmış gibi değil mi Jisung? Önce donutımızı yedi, şimdi de toplantılarımızı bilmezden geliyor."
"Her neyse." dedi Jisung. "Chan da geldiğine göre bu sabah başıma gelenleri anlatma vaktim geldi demektir."
"Ne hakkında?" Changbin, Chan için kenara kayıp onu yanına çağırırken Chan gözlerini devirmiş, isteğine karşı çıkmadan yanına oturmuştu. "Sabah Fresha bir anda karşıma çıktı."
Changbin aniden yutkunamazken öksürükleri boğazını tırmalamış, dikkat çekmeden, kendini sıkmaya çalışarak öksürmüştü. Chan, eliyle sırtına vururken "Ne söyledi?" diye sordu. "Yine benim hakkımda falan mı zırvaladı?"
"Hayır aslında çok ilginçti." dedi Jisung bakışlarını Changbin'e çevirerek. "Ne?" diye çıkıştı Changbin. "Neden bana bakıyorsun?"
"Sana bakamaz mıyım? Neden böyle ter akıtıyorsun ki karşımda?"
"Ter falan akıttığım yok. Konuşacak mısın? Ne söyledi sana?"
Chan, "Sakin ol dostum." diye mırıldanırken Jisung "Hyunjin hakkında konuştu. Hani geçen bahçede oturduğumuzda, beni bir ton soru yağmuruna tutmuştu ya. Şaşırdım, karşılaşmışız gibi davrandı fakat yapay olduğu belliydi." dedi.
"Yapay olduğunu anlamanı istemiştir." dedi Changbin gözlerini beyaz mermere çevirerek. Fresa, Jisung'un anlamasını istemeseydi eğer Jisung bunu anlamazdı, artık kız hakkında daha kolay fikirler edinebiliyordu. Onu tanımaya başladıkça, altından çıkan şeyler Changbin'in hoşuna gidiyordu. İlk mesaj attığında Felix yüzünden o kadar tereddüt etmişti ki, Fresha'nın kilit noktalarını keşfettikçe kıza düşmekten kendisini alamıyordu. Utandığında daha çok sinirlenmesi fakat aynı zamanda Changbin'e karşılık vermeye çalışması, tatlıydı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
young and wild
Fanfiction[chanlix/tamamlandı] Kırdım, kırdın, kırdık ve kırıldık. Bir daha güvenemeyecek duruma gelene kadar. s | 21'
