cp.18 "yokluğun intikamı"

732 89 130
                                        

ben geldim!!! kitap yetiskin icerikte oldugu icin uyari verip vermeme konusunda biraz kararsiz kaldim acikcasi ama yine de bastan uyarayim kimsenin tetiklenmesini istemem

bolum siddet iceriyor, izinsiz dokunuslar, ozel alan ihlali var

bolum sarkimiz🧚‍♀️

the weeknd- after hours

iyi okumalar

cp.18 "yokluğun intikamı"

bir hafta sonra

00.15 suları, salı gecesi

Felix, çıkarıldığı siyah mermer lavabo tezgahında, pileli eteğinin altına giren eller ve boynunu takip eden dudaklarla kafasını arkasında bulunan aynaya doğru yasladığında boğuk inilitisi loş sarı ışık ve koyu renk kırmızı duvarlar arasında çınlamış, Chan onu ne kadar öperse öpsün yetmeyeceğini düşünmüştü.

Tek bir kelime bile etmeden, bileğini çevreleyip onu lavaboya sokan bedenin arkasından girdiğinde direkt olarak öpüşmeye başlamalarını beklemiyordu.

Birlikte uyandıkları günün sabahından beri Chan'ın yüzünü ilk görüşüydü.

Thomas ile birlikte sırra kadem basmış, attığı tek tip mesajlarla iyi olduğunu öğrense bile mekan konusunda hep belirsiz kalmıştı.

Chan'ın eşyalarını getirdiğinde, birlikte kalacaklarını sanıyordu fakat hiçbir şey düşündüğü gibi olmamıştı. Ne okula ne de eve gelmiş, arkadaşlarını bile habersiz bırakmıştı. Şimdi ise, onu bulduğu bu yerde azarlamak için an kollarken tuvalette sevişmeye başlayacakları aklından geçmemişti.

Araladığı dudakları Chan tarafından istila edildiğinde karşılık vermiş, ısırmasına ve kanın metalik tadının ağızlarında yayılmasına rağmen Chan diliyle müdahale etmiş, bir saniye bile ondan geriye çekilmemişti.

Felix ne düşünmesi gerektiğini bilmiyordu.

Bu aynı şekilde özlem çektiği için miydi yoksa mekandan içeri girdiği anda onunla gözleri buluştuğunda altındaki eteğe kayan bakışlarıyla onu arzuladığı için mi yaşanıyordu, cevap veremedi kendisine. Saldırgan tavırlarına bir kalıp bulamıyordu.

Chan konuşmuyordu.

Onun dudaklarını ve boynunu tüketirken aynı zamanda ruhuna pençesini atmış, kendisine çekmişti. Parmakları rahat durmadan alt tarafında, bacaklarında ve uyluğuna yakın bölgesinde gezinirken, kendisine çekip onu şişmiş uzvuna bastırırken mantık diye bir şey yoktu.

Felix'in ise hoşuna gidiyordu.

Chan'ın kendisine dokunması, sahiplenmesi, kendi etrafında küçük bir köpek yavrusu gibi dolanıp durması oldukça hoşuna gidiyordu fakat öte yandan, tek kelime bile etmezken Felix için yine de yeterli değildi. Beklentilerini karşılamıyordu.

Çekiştirdiği siyah saçlarla dudaklarını kendi dudaklarından ayırırken "Kızmayacak mısın?" diye sordu. Sesi kısıktı. Dili sorusunun hemen ardından dudaklarını turlamış, Chan'ın açılan göz kapaklarının anında hedefi olmuştu. "Kızacağım bir şey mi yaptın?"

Felix, Chan'ın sorduğu sorunun tuzak olup olmadığına karar vermek için saniyelik bir düşünce karmaşasına girdiğinde, Chan tekrar uzandı. Ellerinden biri etek altından çıkmış, boynunu kavradığı gibi kendisine yaklaştırmıştı.

Felix onu göğsünden iterken "Konuşmalıyız." dedi zoraki bir şekilde. "Burada yapmak istemiyorum."

"Buraya bunun için gelmedin mi?"

young and wildBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin