AG5🐾

163 111 102
                                    

Siz paramparça olurken hiçbir şey olmamış gibi yoluna devam eden insanları affetmeyin...





Güzel şehrime kavuştuğumda kollarımı iki yana açıp, gözlerimi kapattım ve şehrin tüm kokusunu içime çektim. Gerçekten çok özlemiştim. Yıllardır tek ihtiyacım olan şey buymuş gibi hissettim bir an.

Önce telefonu elime alarak Sedat Abi'ye geldiğimi belirten bir mesaj yazdım ve sonrasında Bahar'ı aradım. Evet evet sizinde tahmin ettiğiniz gibi cevapsız bıraktı. Beni aklımdaki şeyi yapmam için zorluyordu adeta...

Yerdeki çantamı aldıktan sonra mahallemize girdim. Hala benimsediğim, çocukluğumun geçtiği o mahalleye. Ağlamamak için zor tutuyordum kendimi. Söz vermiştim beni buradan, çocukluğumdan koparanlardan kopup, tekrar kavuşacaktım buraya. Zar zor yutkunarak Baharların evinin önünde durdum. Derin bir nefes alıp kapıyı çaldığımda kapı açıldı. Aylardır görmediğim o kıvırcık saçlarına kaydı gözlerim. O daha olayın şokunu atlatamamışken bir şok daha yaşatarak kucağına attım kendimi.

"Bi dakika ya noluyor? Senin ne işin var burada!"

"Ezgi hoşgeldin kuzum" diyerek Bahar'ın kollarının arasından çekip aldı beni Aysel teyze. Kendisi Bahar'ın annesi olurdu. Gerçekten çok severdim Aysel Teyzeyi. Beni kolumdan tutup içeriye sürüklerken Bahar çantamı alarak kapıyı kapattı. Karşıma oturduğunda ikimizde sessizce birbirimize bakıyorduk.

"Ayy dur yoldan geldin açsındır şimdi."

"Zahmet etme Aysel Teyze"

Ellerini beline koyup kaşlarını çattı.

"Bir daha duymayayım"

Ardından arkasını dönerek mutfağa yöneldi. Gözlerim tekrardan Bahar' a kaydığı sırada gözlerinin dolduğunu farkettim. Şu durumda ne denilir, nasıl davranılır inanın bilmiyordum. Sol kaşını yukarı kaldırıp, gözlerinin dolduğunu saklamak istercesine sert bir tavır takındı ve beklediğim o soruyu sordu.

"Niye geldin?"

Gözlerimi ondan kaçırarak kucağımda duran ellerime çevirdim.

"Kendimi affettirmek için"

Kaşının birini kaldırarak gülümsedi.

"Affeder miyim?"

Sesi biraz yumuşamıştı sanki ya da ben öyle düşünmüştüm.

"Affetmeyecek olsan şu an karşında oturup konuşuyor olmazdık."

Cevap vermeden sadece gözlerimin içine baktı. Bana o şekilde bakınca ciddi duramıyordum. Bahar'ı da tanıyorsam eğer, gülmek üzere olduğuna yemin edebilirdim. Yaptığım tek şey gülmemek için aklıma kötü şeyler getirip ciddi bir tavır takındım ve gözlerinin içine odaklandım. Ve işte gözbebekleri küçülüyordu. 5,4,3,2,1...

Başardım.

"Buraya gel"

Kollarını iki yana açmış, yanına gitmemi söylüyordu. Kocaman sarıldıktan sonra omzumdan tutup beni uzaklaştırdı ve gözlerimin içine baktı.

"Bana her şeyi anlatana kadar seni affetmiyorum!"

Tabiiki ciddi değildi.

"Hemen anlatayım o zaman"

"Şimdi olmaz. Önce bir şeyler yiyelim,karnın doysun, aklın başına gelsin öyle anlat. Aç aç hiç çekilmezsin"

Hafifçe gülümsedim. Unutmamıştı, nasıl unuturdu, unutabilirdi?

AYNADAKİ GÖZLERHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin