Hayatımı mahveden bir babanın kurbanı olmak mı? İşte o kişi benimdim. Öldürülmek yerine evlatlık alındığım aile benim her şeyim olmuştu. İntikam yeminleri ettiğim hayatıma aşk denilen duygu ile tanıştım.
Sabah yine aynı saate kalktım. Bu sefer değişiklik yapacaktım kitabımı bahçede okuyacağım. Açık hava güzel gelir belki uzun zamandır çıkmıyorum.
Kıyafetlerimi aldım ve giyinmeye başladım. Ceket elbise ve uzun çizme topuklu giydim.
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Saçlarımı düzleştirdim asa ile birde makyaj yaptım. Rimel, siyah far, siyah göz kalemi. Kitabımı aldım ve dışarı çıktım. Ses çıkarmamaya özen göstererek bahçeye çıktım. Bahçedeki pufların birisine oturdum.
Kitabımı açtım ve okumaya başladım. Metamorphmagus ile ilgili okuyordum bu sefer. Gerçekten bahçenin havası ile çok güzel gidiyordu. Bir kaç sesten sonra kimin geldiğinin anlamak için kafamı kaldırdım.
Ama kim olduğunu bilmiyordum. Kıvırcık saçlı, 1.75 boyunda, kahverengi gözleri vardı. Asamı çıkardım ve ona doğrultum. Dumbledore'un ordusundan olabilirdi. Ayaklandım.
" Kimsin" dedim soğukkanlılık ile.
" Asıl sen kimsin" dedi.
" Dumbledore mu gönderdi seni?".
" Hayır o bunak ile çalışmıyorum".
" Kime çalışıyorsun o zaman" dedim.
Yavaşça kolunu sıyırdı ve ölüm yiyen işaretini gösterdi. Asamı indirdim ve yerime geri oturdum. Sonra oda yavaş hareketler ile karşıya geçti.
" Kimsin sen?".
" Seni ilgilendirmiyor" diye cevap verdim.
" Sana kimsin dedim" dedi sinir ile.
" Bende seni ilgilendirmiyor dediğimi hatırlıyorum" .
Kitabım önümden çekilip kapatıldı. Sinirlenmiştim çalışmamı yarım bölmüştü. Bahçede neden bir yabancı var ki.
" Ben konuşurken beni ciddiye al ve bana bak".
" Bak çalışmamı yarım böldün, kimsin bilmiyorum ama ölüm yiyen olduğunu açık, haddini fazla aşma sana da diğer ölüm yiyenlere yaptığım gibi üzerinde bir çok lanet uygulayıp öldürürüm. Şimdi beni daha fazla rahatsız etme buradaki herkes ben çalışırken bölününce ne olduğunu bilir".
" Sen kimsin de benle böyle konuşuyorsun" dedi.
" Ben Beatrix Lestrange. Sen kimsin?" dedim.
" Tom Marvola Riddle" dedi sakince.
" Lordun oğlu olduğunu bilmiyordum. Ama öğrenmiş oldum. Şimdi izin verirsen çalışacağım" dedim sakinlik ile.
"Seni görüyorum sabahları odanın penceresine oturup ders çalışıyorsun. Bende seviyorum ama bence şuan sohbet edebiliriz" dedi.
Kitabı kapattım ve ona döndüm.
" Seni dinliyorum " dedim bacak bacak üstüne atarak.
" Sen Kimin kızısın".
" Bellatrix ve Rodolphus Lestrange".
" Ama onlara hiç benzemiyorsun" dedi.
" Çünkü evlatlığım ve mutluyum. Gerçek babam Sirius Black. Anne olacak kadının ismini anmama gerek bile yok. 5 yaşında Ya beni Ya da Potter'ı ama Babam Potter'ı seçti. İyi ki de onu seçmiş ki bende Bellatrix ile tanışmışım" dedim normal bir biçimde.
Bellatrixin sesini duydum uzaktan. Sanırım beni arıyordu. Sonra bahçeye geldi.
Bellatrix " Trix seni arıyordum. Sen kimsin? Dumbledore mu gönderdi? Kızımdan uzak dur" Asa çekti ona karşı ve beni yanına çekti.
" Anne o Lordun oğluymuş " deyince asasını indirdi.
Bellatrix "Özür dilerim efendim" dedi.
Tom " Tamam çekilebilsin ".
Bellatrix "Hadi gel Kahvaltı hazır ".
" Tamam gidelim".
Birlikte bahçeden çıktık ve koridorlardan geçmeye başladık.
" Bahçede ne yapıyordun" dedi Bellatrix.
" Bugün değişiklik olsun diye bahçede çalışacaktım ama çalışamadım".
Bellatrix "Anladım yemekten sonra çalışırsın" dedi kafa salladım.
Kahvaltı salonuna geldiğimizde yerime oturdum ve kahvaltımı etmeye başladım. Bitince kalktım ve odama gitmeye başladım. Odama geçtiğimde kitaba kaldığım yerden devam ettim. Sayfayı bulmam kolay olmuştu.
Bilmiyorum ama sevmiştim çocuğu her ne kadar gıcık olsa da. Yakında burada olmamak üzüyordu. 2 sene dayanacağım sadece 2 sene onların yüzünü çekmek zorunda kalacağım. Ama arada benim oyunlarım ile muhteşem olacak.