027

1.3K 149 50
                                        


Kesik kesik nefeslerimi duyabiliyordum. Karşımda ki kurt her adımında bana doğru yaklaşırken ciğerlerimde ki hava bana yeterli gelmiyordu. Sanki ölüyordum ama aynı zaman da ki hiç olmadığı kadar hayattaydım.
Belki bir saat için diye düzeltti beynim beni. Fakat kurtların bir geyiği nasıl da saniyeler içinde parçaladığı düşünülürse bir saat benim için çok fazla olurdu.

En az yarım saat için hayattasın Sehun.

Jongin değildi. Karşımda ki kurt Jongin değildi. Çikolata kahvesi derin gözlerin yerinde öldürmeyi amaçlayan ela gözler vardı. Sanki gözlerimi kırpıştırdığım her an Jonginin bana aşkla bakan gözlerini görecekmişim gibi kirpiklerimi hızla kırpıştırdım. Hatta bir an için başımı sağa sola sallayarak bulunduğum durumdan kurtulmayı ummuştum.

Ama hayır. Bulunduğum durum en az benim kadar gerçekti.

Dudaklarımı araladım. Herhangi bir şeyler söylemek adına bir şeyler düşünüyordum ama karşımda ki kurdun havlayarak öne atılması diyeceklerimi bana unutturdu. Çenesinden salyalar akıtarak sivri dişlerini bir sanat eseri gibi sergiliyordu.

Nerde yanlış yapmıştım? Hala sürünün topraklarında değil miydim? Sürü benim için güvenli değil miydi? Jongin bu topraklarda bana hiçbir şey olmayacağının güvencesini vermişti. Şimdi yalanının nasıl da sonum olacağını düşünürken gözlerim yaşardı. Kendim için değil. Elbette kendim için korkmuyordum. Sonuçta böyle fantastik bir evrende olduğunuz vakit her hafta ölüm tehlikesi ile yan yana geliyordunuz.
Alışmış sayılırdım.

Ama ben öldükten sonra olacaklar beni toprak altına girmekten daha çok korkutuyordu.

"Sen de kimsin?" Ayağa kalkmak için müthiş bir istek duydum. Belki ayağa kalkabilirsem daha insancıl bir şekilde iletişim kurabilirdim. Ne istediğini öğrenebilirdim. Belki niyeti ben bile değildim. Sonra bu düşünce bana komik geldi. Karşımda ki insan bile değilken insancıl bir iletişimim hayalini kurmak aptallıktan başka bir şey olamazdı.

Karşımda ki kişiden herhangi bir cevap gelmedi. Elbette ki konuşamaması doğaldı. Ama en azından stresimi azaltacak bir hareket bekledim.

Böyle bir harekette bulunmadı. Böyle bir harekette bulunmaktan çok uzaktı.

"Jongin seni sağ çıkarmaz. " Sesimi güçlü tutmaya odaklanarak bağırdım. Öyle güçlü bir şekilde bağırmıştım ki ses tellerim bana ihanet ederek boğazıma güçlü bir ağrı sapladı. Umrumda olmadı. Bakışlarımı kurdun gözlerinin üzerinde tutmaya devam ettim. Cesur görünmeye çalışıyordum ama bu çokta kolay sayılmazdı. "Bana bir şey olursa, Jongin seni bulur. Bana yaptıklarının hepsini ödetir."

Jonginin bana bir kurt hakkında dediği şeyleri düşündüm. Boğazını parçalamak? Bunu neyle yapacaktım ki? Tırnaklarımı karşımda ki kurdun boynuna batırdığım an da bu onu gıdıklamaktan daha ileriye gitmezdi. Arkamdan son espirisini yaptı ve öldü dediklerini şimdiden duyabiliyordum.

Yüzümü buruşturdum. Tam geriye doğru dönüp koşmanın daha iyi bir fikir olduğunu düşünüyordum ki iç gıdıklayıcı bir homurtu düşüncelerimi böldü. Başımı çevirdim. Başımı öyle hızlı bir şekilde çevirdim ki boynumdan gelen çatırdama sesi insan dışıydı.

İşte orada duruyordu. Jongin arkamdaydı. Yaprakları neredeyse dökülmek üzere olan yaşlı bir ağacın gövdesine yaslanıyordu. Üstü çıplaktı, derin bir kaşçatışı ile beni izlerken kollarını göğsünde birleştirdi.

Sanki karşımda beni öldürmek isteyen bir kurt yoktu. Sanki normal sıradan günlerden birindeydik.

Arkamda ki kurttan yüksek sesli bir hırlama duyana kadar Jongine şokla bakmayı sürdüm. Açık ağzım ve kocaman açılmış gözlerimle Jongin için büyük bir eğlence olduğum açıktı. Korkunun yerini hızla başka bir duygunun alması uzun sürmedi.

Alpha BetHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin