18. Bölüm - Dejavu

360 34 27
                                        

Multimedya: Ashley (temsili)

Bu gün ki şaşkınlığıma sanırım en büyük darbeyi şuan yiyordum.

Olduğum yerde çivilendiğimi hissettim. Kulaklarıma boğuk uğuldamalar dışında ulaşan farklı bir ses yoktu. Zamanın durduğundan şüpheliydim.

Peki Jacob ın bizi fark ettiğinde dönen bakışları ikinci kez mi durdurmuştu ânı?

"Ashley?"

Sky ve Luke ağır hareketlerle bize dönünce aynı sessizliğe gömüldü oda. Şaşkınlığımdan sıyrılıp arkamda duran Olivia ya döndüm. İfade bakımından tam olarak tahmin ettiğim gibiydi. Büyüyen gözleri ile olduğu yere çakılmıştı adeta. Aslında ben ve diğerlerinin ondan pek bir farkımız da yoktu.

Üstünde ki şaşkınlığı ilk atlatan Jacob oldu.

"Ne işiniz var burada?" Keyiften yoksun, içinde bulunduğum karmaşayı bariz belli eden ses tonumla cevapladım.

"Asıl siz burada ne arıyorsunuz?"

Sanırım kimsenin bir cevabı yoktu bu soruya. Herkes kafasında ki bilinmezlikle uğraşırken karşısında kine açıklama yapamıyordu belkide.

Laboratuvarın gri duvarlarına vuran hafif ışığına bir de sessizlik eklenince daha da ürkütücü olmuştu soluduğumuz hava. Bu durumdan rahatsız olanın tek ben olmadığının farkındaydım. Luke ağzını henüz açmıştı ki belirsiz bir ses onu susturdu. İyice çatılan kaşlarımla Olivia ya döndüm. O da aralık olan kapıdan hafifçe çıkardı dışarıya başını.

Kapıyı kapatıp hızla eski pozisyonunu aldığında bir şeylerin ters gittiğini anlamıştım. Olivia korku dolu gözlerle yanıma ulaştı. "Biri geliyor!"

Kolundan tutarak, Olivia yı labaratuvarın sonlarına doğru çekiştirdim. İlk gördüğüm masanın ardına saklandım sessizce. Nefesimi düzende tutmaya çalışıyordum bir yandan da. Heyecanım, kalbimin ritmini bozuyordu fazlasıyla.

Etrafıma bakındığımda saklanmak için çok iyi bir yer seçmediğimi fark ettim. Ancak daha iyi bir yer seçmek için zamanım kısıtlıydı. Bu yüzden olduğum yere daha çok sindim.

Kapının açılmasıyla, zemine çarpan ağır adımlar duyuldu. Nefesimi tutarak Olivia ya baktım. Elini kalbinin üzerine koymuş, sakin kalmaya çalışıyordu.

Bakışlarımı üzerinden çekerek seslere odaklandım. Adım sesleri kesilmiş, şimdi de basit bir melodi dolduruyordu kulaklarımı. Ve karıştırılan kağıt sayfaları.. Nefesimi tutarak olacakları bekledim. Saniyeler ilerlerken yakalanmamak için dua ediyordum. Duvar saatinin hayali sesi çınlıyordu her bir yanda

Tik tak.

Seslerin hemen arkasından bir çift ayakkabı girdi görüş açıma. O anda geçmiş gözlerimin önüne serildi. Ölmeden bir bir sıralanan hayatın, onlarca film kareleri. Dejavu diye fısıldadı içimden bir ses. Bir anda havanın bedenimi titreten soğukluğunu hissettim.

Eğer şimdi yakalanırsak ne olurdu? Düşünmeden edemiyordum. Bizi öldürürler miydi? Acımasız testlere kurban mı giderdik yoksa? Korkunç senaryolar düşüncelerimi sömürürken sakin kalmak olası dışıydı. Yaşadıklarım gerçek dışı. Ben ise korkunç bir oyunun piyonuydum. Gözlerimi kapatarak parmaklarımı kulaklarıma bastırdım.

Korkunun zincirlerini kırmasına izin verme!

Bu sefer içimdeki ses fısıldamıyordu. Çığlıktı bu. Duyularımı sağır eden, başımı döndüren bir çığlık. Etkisini kaybetmek yerine tüm gücüyle yankılanıyordu kafamda. Yaşadığım onca karmaşanın altında ezildiğimi hissettim bir an, yıkıldığımı..

Dark HouseBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin