19.Bölüm - Kabus

365 22 14
                                        

Göz kapaklarım normalin aksine korkuyla açıldı bugün. Son zamanlarda hissettiğim duyguyla tamamen alakasız. Farklı bir his, ayrı bir korku.

Yatağımda doğrularak odayı izledim. Rüyanın, kurtulamadığım etkisi vardı üzerimde. Tüylerimi ürperten o yoğun his.

Bir an hayatım, yaşadıklarım bir kabus olsun istedim. Her rüya, ne kadar uzun olsa da sona ermez miydi?

Yataktan sarkan ayaklarımı hareketlendirerek Olivia nın yanına ilerledim ağır adımlar eşliğinde. Yatağının kenarında oturduktan sonra koluna dokundum. "Olivia?"

Uyanmakta direnen Olivia ya karşı son kozumu kullanarak yorganını üzerinden çektim. "Hadi kalk bakalım uykucu." Yorganının eksikliğiyle homurdanan Olivia ya gülümsedim. "Günaydın." O da hafif açılan gözleriyle bana baktı. "Sanada Ash." Omzuna hafif bi yumruk geçirerek yataktan kalktım. "Hadi kalk bakalım, aşağı iniyoruz. Jacob ve diğerleri bizi bekliyor olmalı."

Duydukları ile gözlerini kırpıştırarak bana baktı. "Ne yani? Olanların rüya olduğunu sanıyordum."

Derin bir nefesle pencereden gözüken yeşilliğe baktım. Bu karanlıkta bile rengini koruyan ağaçlara. Ve ben bu güzel manzarayı bozan devasa evin içindeydim. Beni hergün biraz daha gölgesine çeken evde. Kayboluyordum.. "Hiç biri rüya değil Olivia, fazlasıyla gerçek."

***

Yemekhanenin geniş kapısından geçerek duvar kenarında ki bir masaya kuruldum. Olivia da hemen ardımdan tepsilerle otururken bir eksiklik bana adeta haykırıyordu. "Lisa nerede?" Tepsilerden birini önüme iterek yüzünde ki gülümsemesiyle söze başladı. "Ben bir gün zindanda tutarlar sanıyordum ama duyduğuma göre kavgadan sıyrılmış. Kavga uzamadığı için bir sorun çıkmaz heralde." Küçük bir kahkaha attım "Zeki kız." Ağzına attığı lokmasını çiğnerken kafasıyla onayladı.

Aniden, Olivia nın gülümsemesi yüzünde solarken meraklı bakışlarımı diktim üstüne. "Lisa'ya ne söyleyeceğiz?" Dedi birden. Bu soruyu kendime de sordum. Kurtulacağımız fikri muammaydı
Ama, elbet bir gün bu oyunu bozacaktık ve o zaman, Lisa'yı burada bırakamazdık.

Sandalyemde geriye yaslandım. "Lisa, nedenini bilmeden sadece ben söylediğim için bir kavgaya karıştığında benim güvenimi kazandı." Ağzıma kahvaltı tabağımdan bir parça atarak masalarda gözlerimi gezdirdim. Beklediğim sonucu alamayan gözlerim tekrar tabağıma döndü.
"Haklısın." Dedikten hemen sonra suyunu yudumladı.

"Lisa geliyor." Çatalımı tabağın kenarına bırakarak arkamı döndüm.

"Selam kızlar." Diyerek tepsisini gürültüyle masaya bıraktı Lisa. Enerji dolu sesi bile masamızdaki gergin havayı götürememişti.

"Selam."

Olivia büyük bir heyecanla Lisa' ya döndü. "Emma ile kavganızı izlemeyi çok isterdim." Dedi kulaklarımı dolduran neşeli bir sesle. O an, gözümün önünde canlandığında sırıttım. "Kesinlikle harika bir tecrübeydi." Omzumun üzerinden yemekhanede gözümü gezdirdiğimde daha da kalabalıklaştığını fark ettim. Merakım ve endişem kırmızı sinyaller verirken beklemeyi tercih ettim. Belki biraz daha..

"Anlatın bakalım." Olivia bardağını yudumlamadan hemen önce sorusunu yöneltti. "Neyi?"

Lisa, yaslandığı sandalyesinden masaya doğru kayarak mesafeyi azalttı ve hemen ardından hafif bir fısıltıyla konuşmaya başladı. "Hadi ama benden bir şeyler saklamayın. Ayrıca kavganın nedenini hala bilmiyorum." Meraklı sesi çatık kaşlarına tamamen aykırıydı.

Gelen öksürük sesiyle Olivia ya döndüm kaçmak istercesine. Ama onunda benden bir farkı olmadığı açıktı. "İyi misin?" Bardağını masaya koyarak başıyla onayladı. Ardından kollarını göğsünde kavuşturup rahat bir pozisyon aldı. "Sorun yok." Dedi. Bakışları bendeyken Lisa yı işaret ederek konuşmamı belirten bir bakış attı. "Tamam, açıklayacağım." dedim Lisa ya dönerken. Sandalyesini düzelterek bana odaklandı. "Dinliyorum."

Dark HouseHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin