22.Bölüm - Sembol

122 11 5
                                        

Kelimelerin, dudaklarımdan dökülmeye başlamasıyla silahın üzerindeki parmaklarını daha da sıkmıştı. Sert yüz hatları olan adam, derin bir nefesin ardından gözlerini kısa bir süre kapadı. Bunu sakinleşmek adına yaptığını bildiğim gibi, hiç bir işe yaramayacağını da biliyordum.

Yüzümde beliren hafif gülümemeyle bana doğrultulan silaha baktım. "Bu çığlığın sana ve diğerlerine neler kaybettirebileceğini düşünebiliyor musun?" diye fısıldadım bakışları beni bulduğunda.

Ona karşı kullandığım kozun büyüklüğünü fark etmişti. Bunu anladığımda bir kez daha gülümsedim. Yakacağım küçük bir kıvılcımla o sağlamaya çalıştıkları kabullenmeyi yerle bir edebileceğimi biliyordu. Bize yaşattıkları onca korku gibi, onlarında düşünmekten dahi kaçındıklarıydı bu;

İsyan!

Gözlerimi yavaşça kapatarak karanlığın tadını çıkardım. Her zaman kaçmaya çalıştığım bu karanlığa sığınıyordum şimdi.

Düşüncelerim tamamen karma karışıktı. Bense tüm bu karmaşayı tozlu raflara gizlemiştim.

Dünyam; terkedilmişlik havasına bürünmüş, düşüncelerin ardında bıraktığı sessizlikte boğuluyordu. Bembeyaz sayfada sadece bana doğrultulan silahın gerçekçiliğiydi tüm aydınlığı sömüren.

Ve saniyeler sonra bir silah sesi, endişe kokan havada yankılandığında hızla açıldı gözlerim. Görüş açıma ilk giren silahın sahibiydi.

Havada duran elini yavaşça indirerek bana karşı sert bakışlarını takındı. Aramızda bir adımlık mesafe olmasına rağmen kalabalık, konuşmamızı duyamayacak kadar uzaktı. "Böyle bir şey olmayacak." dedi uyarı dolu ses tonuyla. "Yoksa bu sefer silah, senin kafanda patlar." Kafasını hafifçe eğerken sert bakışlarına, yapmacık gülümsemesi eşlik ediyordu. "Umarım anlatabilmişimdir." diyerek cümlesini bitirdiğinde tekrar doğruldu.

"Senden korkacağımı sanmıyorsun değil mi?" dedim sahte bir şaşkınlıkla. O ise gözlerini kısarak bana bakmayı sürdürdü. 

"Korkmalısın." 

Tehditle devam eden konuşmasıyla küçük bir kahkaha attım. Bunun üzerine kaşlarını çatarken arkasına, Dark House'un girişine baktım. "Korkması gereken kişinin ben olduğumu sanmıyorum." Diye fısıldadım gözleri, bakıyor olduğum yeri bulurken. Odağına, kızıl saçları tepeden toplanmış olan kadın girdiğinde sinirle gözlerini bana çevirdi.

Kadının, olası bir isyana karşı ne tepki vereceğini biliyordu. Kendisine yapılabilecekleri, isyana neden olmanın sonuçlarını biliyordu çünkü.

Geriye doğru bir adım daha atarken parmağını bana doğrulttu. Dudakları aralandıkten hemen sonra, söyleyecek bir şey bulamamanın sessizliğiyle tekrar kapandı.

Arkasını dönüp ilerlemeye başladığında adımlarımı hızlandırarak, adamın silahı ilk doğrulttuğu kızın yanına gittim. Eleriyle yüzünü kapatmış, ağlamaya devam ediyordu. "İyi misin?"

İnce parmaklarını tutup yüzünden çekerken, istemesede gözlerini yavaşça açtı. Bakışları beni bulduğunda bir süre gözlerimde gezindi. Daha sonra yüzünde oluşan buruk tebessümü izledim. 

"Teşekkür ederim." 


***


Kapı açılırken oturduğum masadan indim. Jacob, Luke ve Sky da kütüphanede ilerlemeye başladıklarında onlara döndüm. "Bu taraftan."

Gizli oda, bizi herzaman ki sessizliğiyle karşılarken hemen yanımda bulunan dolaptan Dark House'un planını ve alfabenin yazılı olduğu kağıdı aldım. İkisini de yere serip oturduğumda üstümde ki bakışlardan rahatsız olarak yerimde kıpırdandım. "Hadi, otursanıza." 

Dark HouseHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin