otuz dört

6.4K 531 1K
                                        

baksaniza kagan

*
çarşamba
01.12
mecnun
buğra

"ali," dedi ozan sesli harfleri belirsizce uzatarak. "...elimdeki saçı alsana." doğrusu, ilk ozan sarhoş olmuştu.

ali başını sandalyenin arkasına yaslayıp vücudunu ozan'a döndüğünde yüzünde masum bir ifade vardı. kaşlarını çatarak sakince "neredeymiş ya?" diye sorduğunda hâlâ ozan'ın elindeki saçı almaya çalışıyordu. aralarında en fazla içen o olmasına rağmen en son o sarhoş olmuştu.

"of gitti galiba." dedi elini kaldırarak. "ee kanka," derken mecnun'a dönmüştü. "...devam et."

mecnun ise öyle fazla içmemesine rağmen erken sarhoş olmuştu. "ya," dedi eliyle şakağını ovuştururak. "...ben bir şey demeden kendi geldi, konuştuk işte." anlattığı kişi ozan ve mecnun'un lisedeyken ortak sinir olup kavga ettikleri bir çocuktu. "zaten özür dilemeyi bekliyormuş."

"aynı bölümde misiniz?" diye araya girdi ali

kaşlarını kaldırarak reddetti onu. "elektrikte o."

"buğra," dedi ozan soluna dönüp. "...sen tanıyor musun orkun'u?"

buğra alt dudağını büzüp başını iki yana salladı. "soyadı ne?" aralarında sarhoş olmayan tek kişi oydu çünkü gece sonunda onları toparlayacak birinin olması gerekiyordu. doğrusu, her ortak buluştuklarında en az içen buğra olurdu. içmeyi sevmemeyle ilgisi yoktu olayın, severdi buğra ama kendisini bu konuda sorumlu hissederdi. ikili buluşmalarda toplaması gereken tek kişi kendisi olduğu için sıkıntı yoktu ancak böyle anlarda bu geçerli değildi.

"ceyhan'dı galiba." derken çenesini kaşımıştı ozan.

"sarı saçlı olansa hatırlıyorum." dedi buğra biraz anımsayarak. "birinci sınıf o."

ozan "nasıl amına koyayım?" dediğinde yüzünü buruşturmuştu. "iki yıl mı mezuna kalmış çocuk?"

"hazırlık okumuştur kanka." diye yanıtladı ozan'ı.

"buğra," ali kaşlarını kaldırarak buğra'ya baktı. "...sen hazırlık okumadın mı?" buğra başını iki yana salladı. "neden?"

"boşa yıl."

"ben tüm arkadaşlarımı hazırlıkta edinmiştim." derken arkasına yaslandı ozan.

"e peki kanka," kolunu arkasına attı ali. "...ingilizce dersleriniz yok mu, nasıl geçtin hazırlığı?"

"sınavla geçtim işte." diye yanıtladı ali'yi buğra.

"o zaman," diyerek araya atladı ozan. "...son bir shot daha atarız."

"atarız." bardağını öne iterken ali gülmüştü. "mecnun, limon var mı?"

gözlerini kırparak onu onayladığında masanın altındaki poşetten bir limon daha çıkardı. burnunu koluna silerek ozan'dan el hareketiyle bıçağı istediğinde göz altları kızarıklık kendini netçe belli ediyordu.

tabağı önüne çekip limondan dört dilim kestikten sonra kendisi de ali gibi bardağını öne atıp doldurulmasını bekledi ancak daha kimse şişeye elini atmamıştı. "buğra," dedi ozan kısık sesle. "...doldursana kanka."

ozan abartıyordu, bir yerlerde geceyi geçirip tatil anında olsalar gayet içilirdi ancak hafta ortasında, zaten sarhoş oldukları hâlde durduk yere daha fazla içmeleri sinir bozucuydu, baş ağrısından uyuyamayacaklardı. "nerede?" diye etrafa bakındığında tat kaçırmamak için bir şey dememişti.

rideauHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin