Dönüp duran bir çark
Akıp giden bir zaman
Yine, yeniden bir sabah
"Günaydın yaşamak."Nazım Hikmet
Hoş geldin eylül, hoş geldin Reyhan.
⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️
Yeni yıla kadar olan ve sonrasını takip eden haftalar özellikle Reyhan için zamanın kendini öğütmesi karşısında ne kadar aciz olduğunu gösterircesine hızla geçti. Şirin'le kursta yaşadığı beklenmedik gerginlik ev bakma sürecini geciktirmişti ancak Ocak'ın ilk haftası görmeye gittiklerinde, ilk dakikada Reyhan evi çok sevmişti. Mali konular hakkında konuşmayı sevmediğinden daha önce bahsi geçen evin satın alınması konusunda da yorum yapmadı. Kimseyi zora sokmak için evlenmiyordu. Bir keresinde 'ikimiz de çalışıyoruz, birlikte kirayı karşılayabilir ya da kredi çekerek evi ödeyebiliriz' diyecek olmuştu. Eren de bunu düşünmemesini söylemiş, babasının zorlanmayacağına dair onu ikna etmişti. Zaten evi o kadar beğenmişti ki, ev sahibinin dünya evine gireceğim diye Almanya'dan gelen oğlu için, onları evden çıkaracağı zamanın geleceğini düşünmemek işine gelirdi. Ev, müteahhitle anlaştıklarından beri Reyhan'ın dilinden düşmemişti.
"Salon ne kadar büyüktü değil mi? Bayıldım bayıldım. Bence oraya yemek takımı da sığar. Hele bir mutfağın genişliğine ne demeli? Tam hayalimdeki gibi. İyi ki, benim moralimin bozuk olduğu akşam gitmedik. Eminim o zaman farklı gözle görecektim ve belki de bu kadar beğenmeyecektim."
"İçine sinmesine sevindim aşkım. Nişan sonrası mobilyaları almaya başlarız."
"Ya Eren bu nişanı yapmasak olmuyor mu? İnan hiç vaktim yok."
"Aşkım olur mu hiç? Nişanı yapılmadan evlenen kimseyi duymadım."
"Yapanlara saygı duyuyorum elbette fakat ben gittiğim kursları ayarlayana dek göbeğim çatlıyor. Sonra oteldeki mönülerin hazırlanması var. Hem biliyor musun, geçenlerde izin isteyen birine şefin çemkirmesini bir görseydin izin isteyeceğim için bana acırdın. Sakın izin isteme aşkım, sen nasıl arzularsan öyle olsun balım, senin eğitimin daha önemli canım ve benzeri cümleler kurardın."
Eren, hayatında memnun etmesi daha kolay bir kadın tanımamıştı. Reyhan evi beğenmiş, başka ev görmek bile istememişti. Ne iş verirlerse yüksünmeden yapıyor, verilmeyenlere dahi gönüllü olmaktan gocunmuyor hatta kendine fazladan meşgale bulma konusunda kimse eline su dökemiyordu. Gel gör ki; kendi nişanı için vakit bulamadığından dem vurarak Eren'i kırıp geçiriyordu.
"Benim fikrimce biraz mola sana da iyi gelecek. Artık ofiste bile denk gelemiyorum seninle."
"Ben hepten bir yıl ücretsiz izin alayım toptan ne kadar etkinlik varsa hepsi aradan çıksın. Herkesi memnun edemem ki. Daha Aylin'in doğumu var. Bir de ona izin almalıyım. Gerildim yemin ederim."
Eren, Aylin lafının geçen sene yaşananlardan sonra daha sık telaffuz edilmesine halen alışamamıştı. Düğün olmuş bitmiş, eski mimarları Reyhan'ın yengesi sıfatıyla Göbekli ailesine katılmıştı. Kin duyduğu yoktu ancak Reyhan'a zorluk çıkardığı, onu üzdüğü ve kendisini maniple etmeye çalıştığı anlar için ona karşı gardını bir türlü indiremiyordu. Görüşmek zorunda kaldıkları sınırlı vakitlerde diyalogları merhaba ve hoşça kaldan ileri gitmiyordu. O böyle düşünedursun sevgilisi yeni arayışlara girerek Eren'i yine şaşırtabiliyordu.
"Yogaya mı başlasam ki? Kurstan bir arkadaş Cihangir'de gittiği yerden çok memnunmuş. Ne sırt ağrısı kalmış ben bel ağrısı... Ne dersin canım?"

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Menümüzde Aşk Var
Ficção GeralBizim Reyhan ve Ali Eren'in evlilik arefesindeki şaşkınlıklarını ve evli hallerini okumaya hazır mısınız?