"Baba," İki yaşındaki küçük çocuk koltukta kitap okuyan babasının kucağına tırmandı. "Anne nerde?"Genç adam okuduğu kitabı kapattı, yanına bıraktı. Kucağındaki çocuğu bir müddet süzdükten sonra cevapladı. "Gelecek şimdi." Çocuk huysuzlanmaya başlarken onu düşmemesi kollarının altından tutup doğruldu.
"Anne nerde?" Çocuk yeniden sordu. Bıraktığı kitabı aldı, arasına ayracını koyup bu sefer rafa bıraktı. "Anne'yi istiyorum!" Çocuk sızlanıyordu, odasına girdi.
"Anne!" Çocuk ağlıyordu.
Odasından çıktı, yemyeşil gözlerinden damlalar akan çocuğa cebindeki ufak iksiri uzattı. Her ne kadar uğraşsa da çocuğa iksiri içiremedi.
Kucağına aldı. Hala iksiri vermeye uğraşıyordu ama çocuk yalnızca ona sarılarak annesini getirmesini bağırıyordu.
İksiri cebine atıp elini çocuğun saçlarına koydu, sakinleşmesi lazımdı, onu okşamaya başladı.
Parmakları arasındaki siyah saç yerini kahverengiye bırakırken vücudunu hafif bir panik ele geçirdi.
İksiri hemen şu an vermesi gerekiyordu.
Çocuğu kucağından bırakmadan mutfağa gitti, kullanmayı sevdiği bir mataraya iksiri boşaltıp içine biraz da su doldurdu. "Al Asper, su iç."
"İstemiyorum, anne istiyorum!" Çocuğu koltuğa bırakıp cebindeki asasını çıkarttı.
"Bak şimdi sana ne yapacağım." Asasını biraz yuvarladı, ucundan simler içinde bir konfeti patlarken Asper gülerek dökülen sihir parçalarına uzandı. Bunu fırsat bilerek çocuğa matarayı uzattı ve ağlamaktan boğazı kuruyan çocuk tek nefeste hepsini içti.
Değişmeye başlayan hatları yeniden eski hallerini alırken yüzünü rahat bir gülümseme kapladı. Yakalansa bir şey olmazdı ama şu an yakalanmak istemiyordu, en azından çocuk biraz daha büyüyene kadar yardıma ihtiyacı vardı.
Hem, o adamın yüzünü bu yeşil gözlerle görmek canını sıkıyordu.
"Ben geldim!" Slyvia kocaman bir gülümsemeyle içeriye girmiş, elindeki poşetleri bir kenara bırakıp koltuktaki iki erkeğin yanına gitmişti. Çocuk annesini görür görmez kucağına atlarken Slyvia boynuna sarılan çocuğa öpücükler kondurdu.
Küçük çocuk onu sıkmaya devam ederken gülerek adama döndü.
"İstediklerinin hepsini bulamadım Sev."
Severus kadına baktı. Yüzü aynen ona benziyordu, konuşması, gülümsemesi aynı oydu.
Hepsinin bir büyü olduğunu unutmak istedi o an, kucağında onların bebeğiyle gülümseyerek bakan kadına sarıldı, onu öptü.
"Hoşgeldin Lily." Kadının gülümsemesi daha da genişlerken kucağındaki bebek kıpırdanmaya başlamıştı.
"Gıdıklamıyorum!" Severus gülüşen bebeği kucağına aldı, yüzü kendininkine benzerken onu sevmek daha kolay oluyordu.
Kadın aldıklarını mutfağa yerleştirirken arkasını döndü, yüzünde dalgın bir gülümsemeyle adama ve çocuğa baktı.
Bir anda gülümsemesi soldu, gözlerinden yaşlar boşanmaya başladı, yere düştü. Severus bu ses ile kadına döndü.
"Lütfen... Yapma.." Kadının sesi çıkmıyordu, Severus sakince cebindeki asayı alıp bir kez daha salladı.
"Imperio."
Bayadır yazılı birkaç bölüm kurgum vardı, dün bir inme gibi yeni bir fikir indi ve bu bölümü böyle girişimsi yazdım, hoşuma gitti dedim büyü evreninden hep de kopmayalım
