Part 2

2K 119 0
                                        

Tom un kolunda salona girmem çığ gibi bir şaşkınlık yarattı herkeste.Ancak eminim ki en şaşkın Hector du.Biz masaya ilerlerken oturdu sandalyeden kalktı şaşkınca.Anastasia nın bileklerini tutmasına aldırış bile etmedi ki gözlerini bizden alamadı.Ne hoştu kıskanılmak tabi normal şartlarda..
"Herkese günaydın" diyerek yerime geçtim.Şaşkınlık devam ediyordu.Bugün ilk defa Hector a baktım.Onu hiç böyle görmemiştim.Bir garip oldum ama elden bişey gelmez.Bir söz verdim kendime, çocuklarıma geri dönemem artık.Şaşkınca bakan gözlere artık dayanamayarak söze girmeye karar verdim
"sanırım soran gözlerle bakmayı kesmeyeceksiniz.O halde bende gerekli açıklamayı yapayım.Evet gördüklerinizi doğru yorumluyorsunuz.Biz Bay Tom ile evleniyoruz."dedim bir çırpıda.
"yoo bu imkansız"dedi Hector yerine otururken.
"nedenmiş? "dedi Tom söze karışarak.
"çünkü meclisin izni alınmadı.Doğal olarak geçersiz"dedi ve rahat bir tavırla kahvaltısına devam etti.
"Demek meclis onaylaması gerek öyle mi?Hiç sanmıyorum çünkü meclis ile aynı düşünmüyorum."dedim bende.
Bunun üzerine Dük David hemen söze girdi:
"üzgünüm kraliçem meclis toplanmalı ve onay çıkmalı ki evlenebilesiniz.Yoksa sizin isteğinizle olacak bir iş değil bu"dedi.
Tek  bir lokma bile yemeden ayağa kalktım:
"bende üzgünüm çünkü biz meclis ile kısa bir süre önce yollarımızı ayırdık.Ta ki Grandük Hector gelene kadar iyi anlaşıyorduk ancak sonrası hepimizin malumu.Şimdi izninizle yada değil bu evlilik olarak."dedim ve Tom a bakış atıp tekrar koluna girdim.Tom da çıkışa doğru tam yöneldi ki bir el çırpma sesi yükseldi salonda:
"Tebrikler Kraliçe Catherine.Ömür boyu mutluluklar dilerim size"dedi Anastasia.Onun bu davranışına Hector ters bir bakış attı.Bense çoktan salondan çıkmıştım.
"bu evliliği bu kadar çok istediğini bilmiyordum"dedi Tom odama doğru giderken.
"kes sesini istediğini alacaksın dahası ne."dedim ve tek bir kelime dahi etmesine izin vermeden odamın kapısını yüzüne kapadım.
İlk defa bu odada da yalnızdım.Çoktan köşke gitmiş olmalılar.Bugün 1.Gün.Yarın nikah olacak.Ve sonrası çorap söküğü gibi gelecek.Hıım yorucu günler başlıyor.Kaldı 4 günüm...
Ertesi sabah üzerimde beyaz bir elbise ile Tom u odamda bekliyordum.Buraya gelecek ve beraber şehrin önde gelen kilisesine gidip evleneceğiz.Sonrada sıradan bir evlilik gibi halkı selamlayıp bahşiş dağıtıp saraya geçeceğiz.

Tüm bunlar olup bitmişti.Salonda tebrikleri kabul ediyorduk.Aslında hepsi kurallar gereği tebrik ediyordu çünkü içlerinde ne bir sevinç ne de bir itaat duygusu vardı.Tek bir kişi yanımıza hiç gelmedi o da Hector du.Bütün bir gece kendini şaraba verdi ve delici gözlerini bana sapladı.Tüm bu tantanadan sıkılıp balkona çıkmaya karar verdim.Gerçekten de yorucu bir gündü hem fiziksel hem de ruhsal açıdan.

"yapma bunu"dedi bir ses ben derin derin havayı solurken.Arkamı döndüğümde elinde şarab kadehi, dağınık saçları ve acı dolu bir yüzle Hector u gördüm.
"neyi?" dedim umursamaz bir tavırla.
"sende mutsuzsun kabul et ve bu işi bitir artık"dedi yanıma yaklaşırken.İstemsizce kendimi geri çekip vücudumu balkonun mermerlerine yasladım.
"hayır ben isteyene kadar devam edecek.Hem ilk sen başladın"dedim
"evet ya bu yüzden doğru.Ben Anastasia ile evliyim diye bunu yapıyorsun değil mi?"dedi sol elini saçlarına götürerek.Yüzünde şaşkın bir gülümseme vardı.
"saçmalama ben sen değilim"dedim ser bir sesle.Aramızdaki tüm mesafeyi kapatıp tam ününe geldi.Nefesi yüzümü yalıyordu.
"yapma!" dedim ellerim ile göğsünü tutarken.O ise çoktan üstüme doğru eğilmişti.Vücudumu geri ye doğru yasladım ve sırtım artık balkonun dışına takmıştı.Sol elini sırtıma koydu ve dudaklarını dudaklarımla mühürlemeden önce:
"sen herzaman benimsin.Bunu unutma"dedi.Uzun bir öpüşme oldu.Taki şarap tadını artık kendi ağzımda alabileceğim kadar.Ama bir sözüm var kendime bu nedenle şimdi pes edemem diyerek Hector u kendimden iyice uzağa ittim.Sonunda dudaklarımdan ayrıldı.
"bir daha sakın bana dokunma!Sakın!" dedim ve tekrar salona geçmek için balkonu hızla terketti.Herkes birbiri ile ilgilendiği için beni kimse farketmeden salondan da ayrıldım.Doğruca Hector ve Anastasia nın odasına yol aldım.kimse yoktu gerçekten de ortalıkta.Anlaşılan kolay olacak.Hemen odaya süzüldüm.Masanın üstünde duran daha önce hizmetkarların hazırladığı vişneli pastayı buldum.Göğsümün arasından çıkardığım küçük bir şişede bulunan zehri pastanın üstüne serptim
"bakalım bu gece kim son dansını yapacak "dedim ve odadan çıkmak üzere kapıya yöneldim.Son kez kapıdan çıkmadan önce etrafa bir göz gezdirdim.Ne acı belki de bu odada beraber uyanacaktık ama bunu Hector maffetti, ne acı ama mecburum bunu yapmaya.Ya o kadın ölecek ya da ben.Seçme şansım yok.Gözümün ucundan yanağıma süzülen göz yaşımı silip kapıdan çıkmak üzere harekete geçince kapı birden açıldı.İçeriye Hector girmişti.Sanırım elini Yüzünü yıkamış çünkü az önceki halinden daha ayık duruyor.Beni görünce biran yanlış geldiğini sandı ve Yüzüme anlamsızca bakmaya başladı sonra doğru geldiği anlayıp
"sen ne yapıyorsun burada "dedi.Odanın içine delice bir göz gezdirdi.
"saçma birşey yaptığına dair bir his var içimde" dedi şüpheli gözlerle.Vücudum dikleştirerek öne atıldım
"ne yapacağım ya " dedim.Ama endişeliyim ya anlarsa?
"peki neden buradasın?" dedi tam karşıma dikilip.
"ben, ben şey yani şey için geldim.Haa evet odaları karıştırdım evet, evet ondan geldim ve şimdi de gidiyorum "dedim ve arkamı tam döndüğüm sırada bileğim den yakaladı
"ne yaptın" dedi sinirli bir sesle.Onu bu kadar sinirli ilk defa görüyorum.
"bırak canım acıyor" dedim ve bileğimi ondan kurtarmak için mücadeleye girdim.
"söylesene ne yaptın" diye üstlemeye ve bileğime uyguladığı şiddeti arttırmaya devam etti.Bir yandan da odayı gözlüyordu, sanki anlayacakmış gibi.Nasılsa anlayamayacağı için sonuna kadar direndim.Birden bileğimi bırakıp masaya doğru ilerledi.Pastaya sorgulayan gözlerle baktı.
"bu buraya nasıl geldi " dedi eliyle pastayı işaret edip.
"ben nereden bile bilirim sizin odanız olduğunu"
"ben vişneli pastayı sevmem"
"Anastasia çok sever ama"dedim ama cümlem biter bitmez hata ettiğimi anladım.
"Demek Anastasia sever öyle mi?Ne yaptın bu pastaya?"dedi ve pastayı eline alıp cama doğru yürüdü.
"hiç birşey Yapmadım."dedim bir yandan da onu izliyordum.Sinirleniyordu sanırım pastayı masadan alıp hemen yere attı.Özenle hazırlanan pasta biranda yerle bir oldu.
"bana oyun oynama!Ne yapmaya çalışıyorsun?"dedi bağırarak.Sanırım çok içtiği için bu halde.
"Bana bağırma!"dedim ve odadan biran da dışarı attım kendimi.Koridorda koşar adımlarla odama gitmeye başladım.Arada bir arkama baktığımda orada olmadığını görmek hem içimi rahatlattı hemde acıttı...
Pasta da yerle bir olmuştu plan ertelendi demektir.Kaldı mı 3 gün.Neyse şuan öbür plana odaklanmalıyım.Odama hızla girdiğimde kimse yoktu.Hizmetçiler çoktan gitmiş olmalı.Hemen elbise dolabıma gittim.En altta kadife bir kutu vardı.İçini açtığımda karşıma ilk önce ailemden yadigar takılar çıktı.Hemen altında Hector un annesinin kolyesi ve sonrasında 1 tane küçük şişe.Hemen şişeyi alıp anılarla beraber kutuyu en derinlere ittim.Masada ve komedinin üzerinde bulunan içkilerin içerisine bolca döktüm.Bu gece biri elinden kurtuldu ama diğeri kurtulamayacak.
İşim bittiğine göre sıkıcı davete geri dönmeliyim.

EsaretHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin