chapter 4 : my name

814 92 144
                                        

satır arası yorumlarınızı ve oylarınızı istiyorumm

Oops! This image does not follow our content guidelines. To continue publishing, please remove it or upload a different image.

satır arası yorumlarınızı ve oylarınızı istiyorumm.

iyi okumalar!

——————♡——————

Sıcak kum postallarımın altında ezilirken, gözlerim sonsuz gibi gözüken denizdeydi. Şaşırtıcı şekilde Taehyung ve Hoseok da konuşmuyordu, ortama sessizlik hakimdi denizin dalgalarından çıkan ses haricinde. Sanırım herkesin kafasını dinlemesi gerekiyordu bir süre.

Neden burada olduğumu bilmiyordum, beni buna iten şeyin ne olduğunu da tahmin edemiyordum. Ruhuma hiç aşılanmamış güven duygusu Taehyung'a karşı baş göstermişti. Bedenimde ki arkadaşlık, yakın birisinin olma yokluğu esmer tenli, siyah saçlı, sanki yüzü bir tablo gibi kusursuz çizilmiş adamda ortaya çıkmıştı. Halbuki ilk gün bana yumruk atmak için can atan adamdı bu.

"Sonsuzluk güzel değil mi?"

Düşüncelerimden derin ve kısık tonla ayrıldım. Taehyung, yanımda dikilmiş, gözleri ucu gözükmeyen denizdeyken bana yönelik konuştu.

"Sanmıyorum."

Dudaklarını büzerek bana döndü. "Niye?"

"Sonsuz varlıklarını sürdürürken, bir sürü canlının ölümüne de şahit oluyor." Ona baktım. "Böyle bir özellik ister miydin?"

Gözleri anlık Jung ve Hoseok'a kaydı, sonra denize döndü. "Hayır, düşüncesini bile duymak istemem."

Ben de öyle düşünmüştüm.

Kısa sessizliği yine o böldü. "Sen ister miydin peki? Sonsuzluğa sahip olmak, sonsuzluğun içinde kaybolup gitmek."

"Olabilir."

"Kaybedeceğin bir şeyin yok mu?" Gerçekten saf bir merak vardı gözlerinde.

"Yok."

Bir insanın kaybedeceği bir şeyin olup olmadığını, en önemlisi bizim durumumuzda sormak, bilmek zayıflıktı, ama ben Taehyung'a söylemek istemiştim.

"Gidelim mi?" Yanımızda birden beliren Jung soğuk sesiyle konuşu.

"Bir şeyler içmeye gidelim mi?" Taehyung, heyecanlı sesiyle Jung'a sordu ancak olumsuz baş sallaması aldı.

"Buraya gelmemiz bile tehlikeliyken bir de daha fazla vakit kaybedemeyiz, otele dönüyoruz." Haklıydı. Her an Daesuk ya da adamları bizi bir yerden görüp planımızı öğrenebilirlerdi.

"Peki, Hoseok hyung gidiyoruz!" Kırmızı saçlı adam da fotoğraf çekmeyi bırakıp yanımıza geldiğinde arabalara yürüdük ve yine Jung'un arabasına bindim.

Kararan havayla bir an önce otelde olmayı diliyordum. İnsanlar ile konuşmak benim için iğrenç iken bir de başka ülkede iş birliği yaptığım adamlarla bir aradaydım ve bana yakın davranıyorlardı.

my name Where stories live. Discover now